• BIST 110.115
  • Altın 273,242
  • Dolar 5,7673
  • Euro 6,4129
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 7 °C

Ana Muhalefetin Olmadığı Bir Ülkede Başkanlık Tesadüf müdür?

Misafir Kalem

fwuzhvrfSon günlerde Tutuklu Gazetecilerin ülkesi olmaktan utanacağımız yerde, sevinçten göbek atacak duruma geldik. Hiçbir yazar sırf düşüncesi ve yazdıkları yüzünden cezalandırılamaz ve hapse atılamaz. Anayasada bu açıklıkla dile getirilmiş olmasına rağmen; hukukun çiğnenip, iğdiş edildiği ülkemizde eğer iktidar tarafında yer almıyorsanız bedelini ağır ödemeyle karşı karşıya bırakılırsınız. Gazetecilerin; yazarların tutuklanması suç olmaktan çıkartılıp, adeta normalmiş gibi gösterilmeye çalışılması iktidarın öteden bu yana yaptığı en iyi icraatlarından biri olmuş, yandaş gazete tayfasının ekmeğine bal sürmüştür. Oysa bilinmelidir ki; bu gün tarafsızlığıyla mesleklerini icra eden gazeteciler, günü geldiğinde, o alkış tufanına el kaldıran yandaş tayfanın da hakkını sonuna kadar savunacaktır. Farklı görüşlerden rahatsızlık duyarak; ellerine geçirdikleri sahte evraklarla, dün FETÖ terör örgütünün Ergenekon Balyoz davalarına yaptığı gibi, iktidarın yazarları hapse atması, demokrasinin bu ülkede geçerli olmadığını gösteren, en önemli kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’yi Ortaçağın karanlıklarına sürüklemeye çalışan bir yönetim anlayışı ile ülkeni kaderini değiştirdiklerini ifade edenler, bozulan adalet terazisinin de bir gün kendileri için gerekeceğini unutmuşlardır. Terör örgütleri ile yakın geçmişte el ele, kol kola halay çekenlerin, bugün terörle mücadele ettiklerini iddia etmeleri de inandırıcılığını kaybetmiştir artık. TBMM’ de hala var olan FETÖ terör odaklarıyla mücadele etmek yerine;  kin ve nefret duygusu ile hareket edilip, gece yarısı yazarların ve gazetecilerin evlerine baskın yapılarak alınması, hangi amaç ile örtüşür ve bunu nasıl açıklayabilirsiniz? FETÖ Terör örgütünün elebaşlarının; iktidar çatısı altında korumaya alınarak, adeta suçlarının örtülmeye çalışılmasını hangi adalet sistemi içinde değerlendireceğiz? TC’ yi tanımadıklarını her fırsatta söyleyip; İstiklal Marşı’na saygı duymayan, Türkçe yemin etmekten ar duyarak meclis kürsüsünden Kürtçe propaganda yapan PKK militanlarının, mecliste halkı temsil ederken sessiz kalınarak, hainlerin şehit kanlarıyla beslenmesine olanak tanıyan iktidarın, bugün son minvalde ‘’biz hainlere gereken cezayı verdik’’ demeleri, getirilmek istenen Başkanlık Sistemi için geçerli olduğunun açıkça göstergesidir. Şimdi burada; AK Parti’nin bu kadar cüretkâr olabilmesinin arkasında, elbette ki muhalefet partilerinin görevlerini yeterince yerine getirmediği gerçeği de önümüzde durmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin halktan uzak olması ve halkın beklentilerini karşılayamaması, bu iktidarın büyüyüp rejimi değiştirmesine olanak tanıyan cesareti altın tepside sunarak, ellerine teslim etmişlerdir. Muhalefet Partilerinin halkı temsil edemediği bir ülkede, rejimin değiştirilmek istenmesi asla tesadüf değildir… Başkanlığa giden yolun kapısını iktidarın kendisi değil; ana muhalefetin liderleri açmış, ülkenin demokrasi ve hukuk temellerinin yok edilmesine bizzat katkı sunarak desteklemişlerdir. Suçlu AK Parti değil, basiretsizliklerle her seçimde hüsrana uğramaktan bıkmayan ve yenilgilere rağmen hâlâ aynı liderlerle sahnede boy gösteren sözde ana muhalefet liderleri olmakla her defasında övünç duyan,halkın karşısında pervazsızca çıkabilmeyi hala kendilerinde ısrarla  hak  görebilen  miladı çoktan doldurmuş olan çürümüş dinozorlardır…

Bu yazı toplam 2017 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.