• BIST 1.776,41
  • Altın 702,32
  • Dolar 12.2478
  • Euro 13.8849
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 13 °C

AŞK HEP VARDI

BARIŞ BAŞARSLAN / Kum Saati

 

                Çukur dizisini bilmeyen kalmadı memlekette. Herkese saçma gelen, ama herkesin de izlediği garip bir dizi.

                Çok eleştiri aldı zamanında, patatesle silahlı çatışmaya girmeleri, lastiğin içinde baskınlar, meşalelerle tribün show’a benzeyen kavgalar vs.

                Sanırım tepkileri ciddiye almış olacak ki senarist, işe biraz ciddiyet katmak istemiş.

                Filmde bir kapitalist var Cengiz isminde. Kendini Cengiz Han zannediyor ki çocuklarına da Cengiz Han’ın adını vermiş. Feodalizm ile kapitalizm arasında bir bocalama yaşıyor zannedersem.  Filmde kendilerinden olan kızcağızın düşmanına aşık olduğunu öğrenince başlıyor bir iktisatçı yahut sosyolog yahut filozof yahut da kötü bir senaryoyu ezberlemiş bir oyuncu olarak ve diyor ki düşmanına aşık olan kızcağıza; “sen aşık olamazsın. Çünkü aşkı biz yarattık. İnsanlar birbirlerine aşık olup bizim mobilyalarımızla evlerini döşesin, bizim inşa ettiğimiz evlerde otursun, çocuk sahibi olup bizim okullarımızda okutsun, birbirlerine iyi bakmak için bizim hastanelerimizde tedavi olsunlar diye biz yarattık aşkı.”

                (Tabi kapitalistlerin hastalık yaratıp ilaç satma huyu da var. Aşkı yaratan şu kapitalist, aşk acısının ilacını da yapsaydı iyiydi.)

                Evet, senaryoyu zenginleştirmeye çalışan senaristin iflası… Zenginleştirmek istersen daha da fakirleştirmek… Tam kapitalizm!

                Kendince kapitalizmi tanımlamak istemiş. Al sana komplo teorisi. Her komplo teorisinin altında illumaniti olacak değil ya, biraz da aşk olsun…

*

                Burada senaristin aşka dair kendi bakış açısı değildir mutlaka. Bir kapitalistin bakış açısını yansıtmak istemiş. Ancak kapitalizmin aşka bakış açısı bu mudur?

                Karl Marx’ın Daskapitalin’de ya da Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği’nde bu var mıdır acaba?

                Keynes, Baudrillard ne diyor acaba?

                Bir söz daha vardır buna benzer, kim olduğunu hatırlayamadım, diyor ki; “aşk, müzik endüstrisinin bir yalanıdır.” Daha önce de yazmıştım bununla ilgili…

                Aşkın tarihi, müziğin tarihinden daha mı yenidir?

                Yaratmak için, daha güçlü olmak gerekmez mi?

                Müzik aşktan daha mı güçlüdür?

                Müzik için canına kıyan gördünüz mü?

Siz hiç müzik için savaşan birini gördünüz mü? Truva Savaşı niye, ne zaman diye sormazlar mı adama?

                Bence, aşk müzik endüstrisine katkıda bulunmuş olabilir. Zaten endüstrileri insanların duyguları, hazları ve ihtiyaçları belirler. Kapitalistlerin yapabileceği, bu duygular, hazlar ve ihtiyaçlar üzerinden pazarlama yapmak… Sevgililer günü gibi mesela…

                Bir de özendirebilir kapitalizm. Cornet reklamları ile insanların aşka ihtiyaç duyduğunu perçinleyebilir. Ama, aşkı biz yarattık teorisine gelince, kapitalizm 16. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu yazıyı yazma sebebim ise yine 16. yüzyılın sonlarında yaşayan William Shakespeare’in “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı kitabı. Kitapta aşk ile ilgili bir bölüm okuyunca, Çukur Dizisindeki aşk tanımı gözümde canlandı. Diyor ki 16. Yüzyılda Shakespeare;        

                “Aşk, basit ve değersiz şeyleri bile

                Biçimlendirip onu değerli yapabilir

                Aşk, gözleriyle değil, hayaliyle görür.”

*

                Shakespeare’i okurken aklıma takıldı tabi. Kapitalizm, aşkı yaratmış olabilir mi?

                16 yüzyılda ortaya çıkan kapitalizme göre yüzeysel bir araştırma yaptım hemen. Tam 4500 yıl önce Sümer Kral’ı ile kraliçesi arasındaki “aşkı” anlatan taş levha bulunmuş ve hatta Dünya’nın bilinen en eski aşk mektubuymuş. Hatta bizim topraklarımızda, Mezopotamya’da bulunmuş. Bu taş levha, şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Tabi örnek çok… Ben sadece bilinen en eski örneği verdim.

                Diyeceğim şudur ki; “Aşk, hep vardı.”

               

               

               

Bu yazı toplam 1026 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.