• BIST 1.328
  • Altın 458,359
  • Dolar 7,8210
  • Euro 9,4214
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 11 °C

Bir zamanlar vardılar, ya şimdi!

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

ilhan_akansoy-292x300-292x300Avrupa Birliği henüz daha kurulmamışken, tüketici hakları sadece ağızlarda dillendirilmekten öte gitmezken, 1990 Ekim’inde bir dernek kuruldu İstanbul’da. Bu kuruluşun içinde önemli bir insan vardı ve adı Mehmet Sevim’di. 1996 yılından ölümüne kadar (2005) bu görevini sürdürdü. Onu köprü zamlarına karşı çıkışıyla dönemin yaşayanları anımsayacaktır. O; benzine ,mazota, ete, süte, genel anlamda tüketiciyi doğrudan ilgilendiren, yasal ve insani olarak dayanaksız bütün zamlara karşı bayrak açan biri olarak toplumda büyük bir saygınlık oldu, başkanı olduğu Tükoder tüketiciler için bir güven, bir dayanak oldu, daha doğrusu zamanında böyle olmuştu. Sevim’in başkan oluşundan bir yıl önce 1995 yılında, AB müktesabatı içinde olan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çıkmış, bu kanun çerçevesinde Tüketici Hakem Heyetleri, İl ve ilçelerde oluşturulmuş ve Tüketici Dernekleri de çoğunluklu oldukları yerlerde bu heyetlerin bir üyesi olmuştu. İlk başlarda her şey tıkır –tıkır işliyordu. Mehmet Sevim köprü zamları eylemi yapıyor; bir şekilde kazıklandığını düşünen vatandaşlar tüketici derneklerine koşuyordu. Bu derneklerin tüzüklerine ve yasaya göre; vatandaşların tüketici hakları noktasındaki şikâyetlerinden herhangi bir ücret almaları söz konusu değildi. Şunun altını kalın, hem de çok kalın çizelim ki, Mehmet Sevim döneminde Tükoder Şubeleri vatandaştan asla bir ücret isteyemezdi. Olası masraflar tamamen üyelerin aidatları ile karşılanırdı. Vatandaş, elbette şunu soruyordu; bunca emek veren insanlara, varsa bir borçları ödemek istiyorlardı. Aldıkları yanıt ilk başlarda şu şekildeydi: Biz gönüllü bir dernek olarak üyelerimizin bağışları ile çalışıyoruz. Siz de bağış yapmak isterseniz, gönlünüzden ne koparsa denir, vatandaş bütçesine göre; 5 verir veya on verirdi, yoksa hiç de vermezdi. Ya Mehmet Sevim sonrası ne oldu dersiniz? Resmen dernek tarifeleri çıktı. Ayıplı mal ihtarnamesi şu kadar, kredi kartı itirazı bu kadar, falan –filan haksızlıklarla ilgili yazılan ihtarnameler bilmem ne kadar. İnsan evladı çiğ süt emmişti denir, bu yüzden bu çıkarcılıkları anlarım da, anlayamadığım; bu tür dernekler için söylüyorum, 2005 yılından 2017 yılına kadar sizlerin varlığından bile şüphe eder hale geldik, neden ki? Köprüye onlarca, otoyollara tonlarca, ekmeğe, ete –süte milyonlarca (özellikle abartıyorum hepsini), iğneden ipliğe katrilyonlarca zam yapılırken Allah Aşkına siz neredesiniz? Yahu utanın be! Motorlu Taşıt Vergisi’ne yapılan uçuk zamda bile zerre sesiniz çıkmadı. Ha! Benim sesten kastimin ne olduğunu bilen bilir. Eh, şimdilerde işler tıkırında. Tarifeler üzerinden bir gelir sağlanır, bu gelirin bilmem yüzde şusu genel merkeze gönderilir, genel merkez bu bağışları alır bir siyasi partiye dolaylı da  olsa bağışlar, siyasi parti iktidarsa derneği kiradan kurtarır, dümen kurulmuş rotası bellidir  vs. vs. Sözümü şöyle bitireceğim; yazıklar olsun size… Yiyin efendiler yiyin, sürüsünün bereket olduğu topraklarda. Ama unutmayın, her sürünün koçu farklıdır.

Bu yazı toplam 159 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.