• BIST 1.121
  • Altın 471,463
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C

Civciv çıkacak, kuş çıkacak

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

Türkiye ve dünya bugün yapılan Kuzey Irak’taki bağımsızlık referandumuna kilitlendi denilebilir. Bu çerçevede TBMM’sinde yapılan olağanüstü toplantı sonrası sınır ötesine asker gönderme tezkeresi HDP hariç, tüm partilerce kabul edildi. Kamuoyunda savaşa mı giriyoruz gibilerden bir algı oluştu, doğal olarak. Her ne kadar Başbakan Yıldırım, savaşa girmiyoruz, tedbir alıyoruz dese de Güney sınırlarında askeri yığınak ve tatbikatı dikkate alan kamuoyu bu konuda tedirgin. AKP’nin iç ve dış siyasetteki zikzakları nedeniyle güvenilir olmadığını her fırsatta bu köşelerdeki yazılarımda dile getirdiğimi okurlarım bilir. Bu güvensizliğimi şöyle açıklayabilirim. Bilimde iki yol vardır. İlki teoriden pratiğe, diğeri pratikten teoriye. Bunların her ikisi de bilimsel olarak doğru kabul edilmiştir. Ancak siyaset bilimine baktığımızda ki, ben bunu bir bilim değil illüzyonizm olduğunu çokça yazmıştım,  teori ve pratik açısından pratiğin çok önde olduğunu görürüz. Burada pratikten anlaşılması gerekenin yaşanmış geçmiş deneyimler olduğunu arif olanlar anlamıştır. Ama bu gerçekleri anlamayan veya anlamak istemeyen bir iktidar partisi var. Kuvvetle olası ki, iktidarını devam ettirme hırsı ile gerçekleri çarpıtma, toplumun geniş kesimlerinde oluşan gazı alma gayretleri var. Bu verileri dikkate alarak yazının başlığını civciv çıkacak, kuş çıkacak diye attım, Yeşilçam yapımı pornografik filmle ilgisi yok, bunun da altını kalınca çizelim. Şimdi tavuktan civciv; kuş yumurtasından kuş çıkar. Doğru mu, hem pratik hem de teorik açıdan, doğru. Sorum şu, AKP iktidarının yurt dışına asker gönderme tezkeresinden ne çıkar? Hadi, gelin bunu birlikte irdeleyelim. 1 mart 2003 tezkeresinin TBMM’de reddedilmesi, anımsanırsa ABD -Türkiye ilişkilerini germişti. O tarihlerde iç siyasete malzeme olan bir sürü göndermeler havalarda uçuşuyordu. ABD Irak’a müdahale etti. Nasıl etti. Barzani ve Talabani desteğiyle. Talabani Irak’ın kukla cumhurbaşkanı olurken, Barzani’ye Irak’ın kuzeyi verildi. ABD bu süreçte 10 bin civarı peşmergeyi çeşitli konularda eğitmek için bir adaya götürdü. Bu dahi gösterir ki, ABD, Rusya ve Çin gibi karşıt görüşteki ülkelere rağmen dediğini yaptı. Bu tarihten sonraki süreçte, yine ABD öncülüğünde Arap Baharı adı verilen eylemler ortaya kondu. Yemen, Mısır, Libya’da yönetimler değişti. Sıra Suriye’ye geldiğinde işler değişti. Ortadoğu coğrafyasına yeni aktörler katıldı doğudan. Rusya, Çin, Japonya. İran Şankhay beşlisi denilen oluşama ortaklık talebinde bulundu. Türkiye, bu yapılanmaya misafir, ama aday gözlemci olarak katılıyor. Son kertede ABD’nin karşı çıkmasına rağmen Rusların S -400 savunma sistemini satın aldı. Yakın zamanda Kerkük ve Musul başta olmak üzere ABD, İngiltere ve Fransa ile Barzani bir toplantı yaptılar. Güya bu üç ülke referandurumu ertlemeleri istemişler de Barzani kabul etmemiş. Buna bırakın çocukları, kargalar bile güler. O halde ne olacak? OHAL’lerle ülke yöneten iktidar bekle –gör siyasetini izleyecek. Öncelikle refarumdum sonucu bağımsız bir devlet ilanını kimlerin tanıdığını gözlemleyecek. Büyük olasılıkla ilk tanıyan İsrail olacak. Gerek Arap dünyası, gerek Türkiye tepkiler ortaya koyacak. İsrail ile ilgili bazı yaptırımlar dillendirilmeye başlanacak. Sonra ne olacak dersiniz? ABD, İsrail’i bahane ederek duruma müdahale edecek, İsrail’i bir anlamda yedirtmem diyecek. Sonra ne olacak? Sen sağ, ben selamet. Hani profili düşük başbakan diyor ya(bu söz bana değil şimdiki Cumhurbaşkanına aittir), bu bir savaş tezkeresi değil tedbir tezkeresi, işte geçmişte sözde tedbir neyse o olacak. Velhasılı it ürür, kervan yürür.  

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.