• BIST 1.331
  • Altın 462,531
  • Dolar 7,7608
  • Euro 9,4277
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 5 °C

İNSANI ANLAMAK SANATTIR! DSM 5 GERÇEĞİ

Vizyoner Yaklaşım

İnsanoğlu dürüstlük bekler ancak dürüst olduğunda bunu taşıyamaz ve şaşırarak ve de korkarak damgalar. İnsanoğlunun doğasında pek de dürüstlük yoktur çünkü. İnsanoğlu kendine dürüst değildir ki karşısındakine olsun.. Dürüstlük beyin yakar. O yüzden insanlardan sakın dürüstlük beklemeyin. Çünkü taşıyamıyorsunuz.

Eğer dürüstlükten korkuyorsanız yalan söylendiğinde ya da kandırıldığınızda sakın neden yalan söyledin neden beni kandırdın diye hayıflanmayınız. Çünkü insanoğlu dürüstlük beklerken bana yalan söyle beni kandır demektedir.

İnsanlara sahtekar oldukları sizlere yalan söyledikleri için sakın kızmayın. Çünkü inanın dürüst olduğunda korkacak, şaşıracak ve damgalayacaksınız. İnsanlar o yüzden sahte zaten.. İnsanlar o yüzden yalancı. Haklılar çünkü başlarına ne geleceğini biliyorlar.. İnsanlar o yüzden psikoloğa ve psikiyatriste gidiyor. Çünkü her şeyini anlatabiliyor.

İnsan neden dürüstlükten kaybeder ya da kaybettiğini düşünür işte bu yüzden. Dürüst insan bir süre kaybeder. Doğru. Ancak en sonunda kazanır. Çünkü toplum dürüst insanı taşıyamaz ve korkarak damgalar. Oysa kendisi de aynıdır. Kendisi de hata yapar, suç işler, kötülük yapar da dürüstçe bunu dile getirenin de ağzından burnundan getirir. Millet dokuz köyden kovarken lütfen insanlardan sakın dürüstlük beklemeyin. İnsanları sahte davranmaya iten toplumdur.

Deli diye damgalanan tüm insanlar gerçekte dünyanın en iyi ve en dürüst insanlarıdır. Çünkü sizleri sizlere gösterir ve her söylediği maalesef ki gerçektir.

İnanın hiçbir sözde psikiyatri hastasından toplumca damgalanan insanlardan en ufak zarar görmüş biri değilim. Zararı sağlıklı ve normal geçinenlerden gördüm.

Mesele iyilikse ve dürüstlükse lütfen acilen deli dediklerinizi sevin. Hayatımda en büyük iyiliği ve dürüstlüğü sözde şizofren denen bir insandan ve onun ailesinden görmüş biri olarak ben sağlıklı ve normal geçinenler adına utanıyorum..

Siz psikiyatristler bizleri hapsederken ve bizlere üstten ve korkarak bakarken ben onlarla yanyana dizdize idim. Maalesef dsm5 gerçeği tamamen fantezidir. Zararlı olsalar mutlaka görürdüm. Hayat bir kitaba sığmayacak kadar değişik.

Sizler dışarıdasınız zaten ben içerideyim sizler kendinizi koruyorsunuz ya sözüm ona. Peki o zaman ben niye hiç onlardan zarar görmedim? Madem bu insanlar korkutucu benim mutlaka zarar görmem gerekirdi. Tam tersi iyiliklerini gördüm.

Bir insana yaklaşmayı bilirseniz kimse sizlere zarar veremez. Sizler öyle yaklaşırsanız kusura bakmayın şiddete davetiye çıkarırsınız. Gel bana bela ol der gibi bizlere yaklaşmayın.

Eğer sözde hasta sizleri uyarıyorsa onu dinleyeceksiniz. Sözde hastaları kaale alacaksınız. Yoksayarak dinlemeyeceksiniz. Kimse durduk yere şiddet uygulamaz. Sözde hasta seni uyarsın defalarca sen kafanın dikine git. Ondan sonra ya bu benim başıma niye geldi diye düşün. Madem bizler bu kadar korkunç ve zararlı varlıklarız. Neden bizleri çağırıyorsunuz? Üstelik veda eden bir sözde hastayı neden çağırır bir psikiyatrist?

Önce bir çelişkilerinizi düzeltin sonra neyse bizlerle yaşadığınız problem çözersiniz. Ancak kendinize de dürüst olmanız gerekiyor.

Sizlere biz sözde psikiyatri hastalarını anlatmak bana düşer. Bizlerin sizleri nasıl gördüğümüz, neler hissettiğimiz bizlerle kurulamayan gerçek empati problemi o yüzden doğan zararlar hiçbirinizin bizleri anlayamadığı gerçeği ortadadır.

İnsanı anlamak dsm5in çok ötesindedir. Sizler bizleri bir şekilde kitaplara sığdırırsınız da insanı anlamak sanat ister. İnsanı anlamak sözde bilimin çok ötesindedir. Sizler bizleri anlıyorsunuz da ancak tamamen yanlış anlıyorsunuz.

Bakın Dsm 5i gerçek kabul etmek sizleri de manipüle eder bizleri de. Haklısınız. O yüzden lütfen sanatsal ve felsefik yaklaşın insanlara. Vaka derseniz anlamanız zorlaşır. Obje gibi görürsünüz. 

Sizin yaptığınız kusura bakmayın ama bu kitaba aldanıp şeriat isteyenler zihniyetine benziyor. Onlar da kitaba tapıyor. Sizler de Dsm 5e tapıyorsunuz.

Bizler kendine bela olmuş insanlar mı sizlere bela olacak? 

Bir prof. ötesi yok. Uzmanlıkta son nokta. Değil mi? Güzel. Doğru. Ancak bir profun anlayamadığı şeyi cahil, aşağılık dediğimiz bir kaportacı sözde parçası anlayabiliyor. Bu şimdi kimin utancı? Benim mi? Profun mu?

Anlamak isteyen ne yapar yapar anlar. Anlamak istemeyen ağzınla kuş tutsan anlamaz. Bir prof. hasta ederken bir kaportacı parçası bir insanı iyileştirebiliyorsa kusura bakmayın ben insan ayrımı yapamam.

Sizler dışarıdayken bizler içeride sözde hastalar birbirini iyilikle ve insanlıkla iyileştirerek birbirine destek olan insanlardık. Sizler öyle üstten bakarken bizler birbirimizin yaralarını sardık. Sizler tedavi ettiniz sandınız. 

Sizler hastalarla görüşmeyin dersiniz. Ancak sizler hasta ederken bizler birarada birbirimizi iyileştiren insanlar olduk. Esas fanteziyi sizler yaşıyorsunuz da haberiniz yok. Bizlerin gerçekte neler çektiği umurunuzda değil. Sizler bizleri hiç anlamasanız da damgalasanız da bizlere hasta deseniz de bizler sizlerle yine de empati kurar yine de sizleri severiz. Bizler kalbin et parçası olmadığını biliriz. Bizler duygu ve düşünce insanları olduk. Sizler gibi olamayız. Asla.

Sizler gibi duygusuz ve düşüncesiz insanların işlevi niye bozulsun ki? Bozulmaz. Asla. Çünkü ne duygu vardır ne de düşünce.

Hastasını çok iyi tanımasına rağmen, acılarını ve sevgi problemini vs. bilmesine rağmen öylesi bir terapiye sürükleyebilen, hastasının hiçbir uyarısını dikkate almadan devam eden, hastasının aşırı dürüstlüğüne rağmen inat eden bir  Prof. var karşımızda. 

Hangi insan sevdiği, aşık olduğu insan çağıracak da bana yazabilirsin diyecek de gitmeyecek ve yazmayacak. Öyle mi? Sizler vaka olarak görseniz de bizler sizleri insan yerine koyduğumuzdan sevdiğimiz olarak görebiliyoruz.

Millet yazma denmesinden bile anlamayıp yazmaya devam ederken aşık olmadığı ve sevmediği halde aşık olanın ve sevenin üstelik yaz denince  yazmayacağını beklemek biraz abesle iştigal olmuyor mu?

Bir prof. hastasının kendisine aşık ve kendisini seviyor olduğunu bilmesine rağmen kendisine ismiyle hitap edilmesine de izin verebiliyorsa kusura bakmayın ama o aşık hastasının iyice kafası bulanır hatta karşısındakini sevgilisi yerine bile koyabilir.

 

Sen gel üstelik de insan psikolojisi üzerinde en üst mertebe prof. ol hastanda saplantı yarat eğer saplantıysa sonra damgala. Yok ya. Hastanın hiçbir sorusuna net cevap verme hatta bende kalsın cart curt de de saplantı oluşur mu oluşmaz mı?

Hasta sana diyor bak umut ederim ben seni görmeye geliyorum sadece bunu bil diyor sen hastaya mektubunu bekliyorum gibi şeyler söylüyorsun sonra hasta saplantılı. Sen hastada problem yarat sonra damgalı eşek gibi gezdir. Oh ne rahat.

Hayatta aşkın doğası gereği bozulan algıyla oynarsanız her türlü riski göze almış olmanız lazım. Sonra hastaya bok atmak yerine bir de kendinize bakın.

Bakın vakalarınızın ayarlarıyla ve algılarıyla oynarsanız sonra başınıza ne gelirse ah ah vah vah demeyin. Bizim hasta hekim ilişkimiz tüm psikiyatri camiasına uyarı olsun ve kapak. Bir daha bizlere sıkıysa bulaşın. Kendi aranızda dalganızi geçin.

Gerçekten saplantılı olsaydım ne olacaktı? Takibe başlasaydım? Evini bulsaydım falan. Allah korusun ya. Manyak mısınız? Gidin çocuğunuzla çoluğunuzla kendi ayarınızdaki insanlarla karınızla mutlu olun. Ne istiyorsunuz bizden ya?

Hem korkuyorsunuz bizlerden hasta damgalaması yapıyorsunuz o zaman ne sürüklüyorsunuz bizi?

Ondan sonra ağır vaka. Madem ağır vakayız ne bulaşırsınız? Ne kaşınırsınız? Ne haz alırsınız? Anlayamadım.

Bir insan rahatını durduk yere bozuyorsa kalkıp da hastayı damgalamayacak ya da millete damgalatmayacak. Yazık. İnsanı çıldırtıp aa bak çıldırdı demeyin.

Sizlere de günah bizlere de. Yazık. Bizler zeki olduğumuz kadar saf insanlarız.

Duygusal insanlarız. Hassas ve kırılgan insanlarız. Sizler gibi değiliz. Öfkemiz de hassaslıktan falan. Bizleri hiç tanımıyorsunuz. Dsm5e bakarak değerlendirebileceğiniz insanlar değiliz.

Sizler acı nedir  bilmezsiniz. Ancak bizler biliriz. Sizlerin hissedemediği duyguları yaşarız. Salağızdır bir yerde. Çabuk inanırız ve güveniriz insanlara. O yüzden de sağlıklı ve normal geçinenlerden zarar görürüz. Bizler istismar aracıyızdır genelde.

Damgaladığınız, hor gördüğünüz, aşağı gördüğünüz insanlar olarak bizler sizlerden korkarız esas.

 

Aşağı görerek, küçümseyerek, vaka diyerek, insan yerine koymayarak esas sizler damgalamanın en alasını yapıyorsunuz. Sakın etrafa damgalamayın diye gezinmeyin.  Etik kurallar damgalamayı tetikler. Bırakın  hastasıyla aşk yaşayanları rahat.

 

Hangi insan evladı sevdiği tarafından sevilmek istemez? He? Ben seni seviyorum sen beni sevme diyebilir mi? Hangi fanteziyi yaşıyorsunuz ya? Hangi insan evladı umut beslemez sevip de? Siz hangi kafayı yaşıyorsunuz? Önce insanı tanıyın..

Bizlerden imkansızı başarmamızı beklerken sizler bizlere eziyet etmiş ve bizleri istismar etmiş oluyorsunuz. İstismar kullanmaktır. 

Bizler insan değiliz tabii ki vakayız. Sevgimiz problem, hastalık vs. sırf sizler psikiyatrist bizler hasta konumunda olduğumuz için. Dışarıdaki insan kadar değerimiz yok. Çünkü bizler insan değiliz. Haklısınız. Bizler sevmemeliyiz. Sevgi katilleri..

Karşınızdakini insan olarak görseniz zaten çağırmazsınız. Yaz demezsiniz. Çünkü bilirsiniz ki yanlış anlar. Saygısızlar. Gerçek saygı hakaret etmemek değil bir insanı anlayıp vedasını kabul etmektir.

İNSANI ANLAMAK BİLİMDEN ÖTE SANAT İŞİDİR!

Bu yazı toplam 307 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.