• BIST 1.120
  • Altın 457,944
  • Dolar 7,6108
  • Euro 8,8768
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C

İnsanoğlu Zavallıdır

BARIŞ BAŞARSLAN / Kum Saati

Karanlık, sessiz odamda öylece, ne düşündüğümün dahi farkında olmadan girdiğim hayal cenderesinde, nereden çıktı şimdi bu lanet sinek? Şimdi tüm dinginliğimi, rahatımı, keyfimi onu odadan çıkarmak için mi bozacağım? Bu sinek o çirkin vızıltısını çıkardıktan sonra, nasıl da farkına vardım rahatlığımın! Şimdi kim kalkacak, ışığı yakacak, kapıyı açacak, ona adeta canavar gibi saldırıp yakalayacak, ya da odadan çıkaracak? Düşünmesi bile nasıl da yoruyor adamı! Çaresiz, durup izlemeli sineği, bakalım ne yapacak? Ne kadar garip bir canlı şu sinek, ne kadar da inatçı… Bir keresinde üniversitedeyken karıncanın küvetten tırmanıp dışarı çıkma çabasını izlemiştim. İlk aklıma gelen, “karınca sen nereden geldin de buraya düştün?” fakat o karıncanın neredeyse dümdüz, kaygan bir zemin olan o küvette, kendi hacminin bilmem kaç yüz kat büyüklüğünde olan o küvette, üç dört saniyede tepelere tırmandığı görünce, onun oraya nasıl düştüğü çok da enteresan gelmedi bana. Biz ki insanoğlu sandalyeden düşünce zor toparlanıyoruz, neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Fakat o karınca nasıl olur da kendi hacminin bilmem kaç yüz kat büyüklüğündeki bir yüksekliğe, o kadar kısa sürede tırmanıp da, düşer düşmez anında toparlanıp da… yeniden hedefe kilitleniyordu. Biz, insanoğlu değil mi üçüncü kattaki ofise merdivenle çıkınca nefes nefese kalan? Bir karınca nasıl olur da daha dinç olabilir insanoğlundan? Neyse, benim gözüm hala sinekte. Kulağımda… O bozulmuş mikrofon gibi çıkardığı ses, acaba o küçücük bedeninden nasıl çıkıyordu? O minicik hayvan bu kadar gürültüyü tek başına nasıl çıkarabiliyordu? Onun bu sesi, odanın sessizliğinden mi kaynaklanıyordu? Aynı saatin tik-takları gibi sinir bozucuydu. Hele ki son viteste giden bir arabanın hızıyla kendini duvardan duvara vurmasına ne demeliydi? Adeta saniyede 100 km hız ile pike yapıyordu duvara. Yok yok… İnsanoğlu zavallı. Akıl varda, ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bir sinek, bir karınca kendi kendine fazla bile gelirken, hangi insanoğlu kendi kendine yetebiliyor? Her ne kadar teknolojinin kolaylaştırdığı bir yaşam biçimini kendimize model alsak da, anlık bir elektrik kesintisiyle hayat durmuyor mu? İnsanoğlu öyle gariptir ki, yarattıklarının hükmü altına girebilen tek canlıdır. Kendi yarattıklarına bağımlı olmakta o kadar ustalaşmış ki. İnsanoğlunun en önemli özelliği aklı tabi ki… Fakat bir özelliği daha var, “egoları.” Psikolojide “benmerkezcilik” denir. Dinde “nefs” diyenler buna. Toplumda “kibir”, aşkta “ihtiras”, ticarette “çıkarcı”, argoda “beleşçi” diyenler de var. Dostlar arasında “menfaatçilik” diye bir suçlamaya dönüşür, hayatta “bencil” kitaplarda “beniçinci” siyasette daha çok “oportünist”, felsefede “narsist” şeklinde karşılık bulur. Kavramların karşılığı çok da önemli değil ya, toplumun hemen her alanına farklı kılıklarda sinsice nüfuz etmiş, en güçsüz yanımızdır egolarımız… İnsanoğlunun yenemediği tek bir şey varsa, o da kendisidir. Yani egolarıdır. Ticaretin, kapitalizmin, yani rekabetin bunca arttığı bir dönemde ise, uzunca bir süre daha egolarına yenik düşecek gibi insanoğlu. Aslında tüm savaşların, birbirini öldürmenin, kanatmanın, vahşetin asıl nedeni adına hedef diyerek anlamlandırmaya çalıştığımız egolarımız değil de nedir? Aslında adına hedef deyip de, kendini o küvette tırmanmaya çalışan sebatkâr bir karınca zanneden insanoğlunun, birbirini öldürürken yaptığının, odamda kendini o duvardan duvara vuran “mazoşist” sinekten farkı nedir? Hitler’in faşizmi, idealist olmasından mı, egoist olmasından mı kaynaklanıyordu? Yoksa bir Napolyon’un, Deli Petro’nun, Voyvoda’nın yaptıkları egolarını tatmin etmekten başka neydi? Hep lanetlediğimiz o nükleer silahları bulan insanoğlunun ihtiyaçları mıydı, egoları mıydı? İnsanoğlunun tek kurtuluşu var sanırım. O da kendini yenebilmesinden geçiyor. Çünkü doğada başka hiçbir düşmanı yok insanoğlunun. Fakat kendini yenebilmesi içinde egolarına bağımlı olduğunu kabul etmesi gerekiyor. -Fakat insanoğlu egolarına bağımlı olduğunu kabul edemez. -Neden? -Çünkü egoları izin vermez! Yani, insanoğlu kendi kendini hiçbir zaman yenemeyeceği, hatta her zaman kendi kendine yenileceği bir kısır döngü içinde, Dünyayı ve doğayı işgal etmeye devam edecektir. Edeceğiz!        

Bu yazı toplam 144 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.