• BIST 1.191
  • Altın 487,026
  • Dolar 7,9427
  • Euro 9,4068
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 7 °C

İnternet bin dert

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

Para ile ilgili bir şarkı vardı, varlığı bir dert yokluğu yara dizeleriyle oldukça oynak bir şarkıydı. Söz ve müzik Şanal Yurdatapan’a ait bu eseri Rüçhan Çamay seslendirmişti.

Bu şarkıda parayı kaldır yerine interneti koy şimdilerde.

Yaklaşık iki aydır internet sağlayıcılar ile hukuk savaşı veriyorum. 2018 yılında Süperonline ile yaptığım iki yıllık sözleşme bitince devam etmek istedim. Ama fiyatlar almış başını gitmiş. Benim emekli maaşıma 6 ayda bir %5 zam yapılırken internet şirketlerinin zamları %50’leri bulmuş. Kızdım fesih istedim. Zar zor yaptılar. Ama bu arada bazı şeyler öğrendim. Bunların başında internet firmalarının tüketicilerin geçmiş borçlarını tahsil etme yolunda organize oldukları geliyor. Yani A internet sağlayıcısına borcunuz varsa B sağlayıcı size hizmet vermiyor.

Bunun hiçbir yasal dayanağı yok. Elektronik Haberleşme Kanunu çerçevesinde böyle bir protokol imzaladıklarını söylüyorlar, ancak bu yönde yasada açık bir hüküm yok, olamaz da.

Haberleşme hakkı anayasa ile koruma altına alınmıştır. Kaldı ki, bu şirketlerin verdiği hizmet kamu hizmeti niteliğindedir ve devlet adına yapılır. Bunlar borç tahsil tekeli veya karteli oluşturmuşlar, bu da anayasamıza göre suç teşkil ediyor. Bir de tüketici hakları var elbette.

Durum böyle olunca Ulaştırma ve Alt Yapı bakanlığına CİMER üzerinden böyle bir hüküm var mı sorusuna yanıt istedim. Bakanlık başvurumu BTK’ya gönderdi. Bakalım ne yanıt gelecek.

Fakat fark etiğim başka hukuksuzluklar da var. Örneğin modem veya diğer cihazları sözleşme bittiğinde kendisine veya yetkili bayisine teslim etmenizi isterler. Bu haksız şarttır ve yok hükmündedir.  Tüketici Hakları Kanunu’nun 52/4 fıkrası son cümlesi şöyledir: “Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshi için sözleşmenin tesis edilmesini sağlayan yöntemden daha ağır koşullar içeren bir yöntem belirleyemez.” hükmündedir. Yani evde teslim edileni evden almakla yükümlüdür. Tüketiciler bu şirketlerin kadrolu ya da sözleşmeli ücret alan personeli değildir. Tüketiciye cihazlarımı ayağıma getir diye bir şart ileri süremez. Ben de öyle yaptım, modemi gelip evden paşa-paşa aldılar.

Damga vergisi iki tarafı da bağlar, yarı yarıya ödenmesi gerekirken kimileri bunun tamamını tüketiciye yükler. Buna itiraz hakkınız vardır.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere, yani internetin hızına. Benim size önerim her gün TürkTelekom’un hız ölçeri ile test yapmanız ve değerleri kaydetmenizdir. Bu esnada bilgisayarınızın tarihi görünür olsun.

Hız noktasında size taahhüt edilen hızdan çok aşağılarda değerler elde etmişseniz ve uzun süreli devam ediyorsa ortada ayıplı bir hizmet var demektir. Bu takdirde bazı haklarınız var. Tüketici olarak, hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden

indirim veya sözleşmeden dönme haklarından birini kullanma hakkınız var. Bunun yanında BTK’ya şikâyet etmenizi de öneririm. Çünkü bu şirketlerin yasalara uygun hizmet vermesini denetlemekle yükümlü bir kuruldur. Yaptırım erkine sahiptir.

Şimdilerde DSmart ile mücadele ediyorum. Bunca yıldır internet kullanırım hayatımda bunlar kadar sorumsuz ve vurdumduymazına denk gelmedim. 10 MBps hızında internetim Eylül ayı içinde toplamda 1,5 MBps, Ekim başından beri de 5,4 civarında. Yaptıkları sadece normal tarife üzerinden fatura kesmek. İtirazlarımızı yaptık, elbette yasal ne kadar hakkım varsa kullanacağım.

Sonuç olarak şunu da dile getirmeliyim. Şirketler kimi haksız şartları veya haksız ticari uygulamaları tüketiciye dayatabiliyorsa bunun nedeni tüketicilerin yasal haklarını bilmiyor olmalarıdır. Ne yapın edin Tüketici Hakları Kanunu’na kesinlikle göz atın. Yasal haklarınızı ortaya koymaktan da çekinmeyin. Aksi halde hukuksuzluk gün gelir hukukmuş gibi hayatımızda yer alır.

Bu yazı toplam 252 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.