• BIST 1.121
  • Altın 471,445
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C

Neden ‘HAYIR’ denmeli?

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

  ilhan_akansoy-292x300Ama öncesinde ne olsaydı da ‘evet’ denilebilirdi buna bakalım istedim. Bunu iyi anlamak içinde Ortadoğu’nun haritasını önünüze koyun ve doğal kaynaklarına bakın derim. Ortalığın toz duman olduğu bu ülkelerin sınırlarına da dikkat edelim. İlk olarak Irak, uydurma bir gerekçe ile ABD’nin başını çektiği ve tarihte emperyalist olarak bilinen devletlerin ortaklaşa eylemi ile işgal ediliyor. (Anadolu’nun işgalinde olduğu gibi). Irak’ın sınır komşusu Suriye, şimdilerde kargaşa oralarda hüküm sürüyor. İki ülkenin ortak noktası Baas Partisi ideolojisine sahip olmaları. 1947 tarihli bir siyasi görüşün adıdır Baas. Son temsilcisi, Saddam gittikten sonra Dr. Beşar Esad kaldı. Arapçada Baas için İslam Sosyalist Devletler anlaşılır. Arap milliyetçiliğini savunurlar. Bu açıdan baktığımızda Hitler Almanya’sının Nasyonal Sosyalist eylemlerini, Arap Milliyetçiliği içinde de görebiliriz. Örneğin, Saddam 1980 Eylül’ünde İran’ın bir petrol alanını işgal etti. Çok geçmeden iki yıl sonra Kuveyt işgali gerçekleşti. Son kerte ABD Irak’ı işgal etti. Türkiye’nin bütün bunlar olurken sadece şimdilerde izi bile kalmayan kırmızıçizgileri vardı. 36’ıncı paralel ve Kürt Devleti kurulmaması şartı(!), şimdilerde durum ortada. Komşusu ve yoldaşı Suriye’de ise durum oldukça farklıydı. Beşar  Esad yönetimi komşu ülkelere karşı açıktan saldırgan bir tutum içine girmemişti. Ancak sosyalist söylemler eşliğinde Türkiye’de bir bölünme harekâtını başlatan PKK’nın liderine ülkesinde kalma ve eylemlerini yönetme hakkı tanımıştı. Bunun beraberinde Baas anlayışı çerçevesinde diğer Müslüman ülkelerin liderleriyle sıklıkla görüşmeler gerçekleştirdi. Bir dönem Türkiye ile ilişkiler, Erdoğan’ın başbakan olduğu yıllarda kanka düzeyine kadar yükselmişti. Bizim basında bu yönde görüntüler kamuoyu ile paylaşılmıştı. Peki, ben bütün bu kısa geçmişi neden yazdım ve sizler neden okuyorsunuz. O zaman sadede gelelim. Daha önce de birçok kereler yazmış ve bıkmadan, usanmadan bunu yazmaya devam edeceğimi altını kalınca çizerek vurgulamıştım. BOP eşbaşkanlığı konusu. Eğer gerçekten inanmış olsaydım, Erdoğan ve ekibinin bu anayasa değişikliğine ‘evet’ derdim. Neye inansaydım? Erdoğan ve ekibinin gerçekten ülke çıkarı için Ortadoğu bataklığına girdiklerine inansaydım. Kuveyt ve İran doğalgazının pazarlanması noktasında yine ülkem çıkarları doğrultusunda çaba sarf ettiğine inansaydım. Yollar, köprüler, havaalanları, tüp geçitler, bolca AVM’ler yerine daha çok üretim yapan fabrikalar, atölyeler, tarlada daha çok yerli üretim yapıldığına tanık olsaydım. Bilimde devrim niteliğinde patlamalar, kültür sanatta evrensel boyutların aşıldığını görseydim. Bunların hiç biri yoksa bir lider de gerçek anlamda yoktur. Ve en önemlisi, “Ben BOP eşbaşkanlığını bıraktım.” sözünü duyamamış olmam.   Karizma dediğin büyücülükten öte nedir ki? Bu nedenler benim yönümden hayır demenin daha hayırlı olacağını emrediyor.        

Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.