• BIST 1.512,710
  • Altın 548,25
  • Dolar 9,5071
  • Euro 11,0668
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 16 °C

Salgınla ilgili sorular

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

Geçen yıl vahim bir hata yapan ülke yöneticileri ülkede ve dünyada Covid -19 salgını bitmeden ve üstelik ortada henüz bir aşısı yokken kısıtlamaları haziran başından itibaren kaldırmaya başladılar. Sonuçta ağustos ve eylül ayları itibariyle salgında bir patlama oldu. Hayda dediler yine başa döndüler.

Evet ölüm vakalarında azalma oldu, ama günlük hasta vakaları hâlâ 7 -8 bin bandında devam ediyor. Şimdi 65 yaş üstü ile 20 yaş altını evlere kapattınız birçok meslek dalında hizmet veren bazı işyerlerini de kapattınız iyi güzel de bu vaka sayıları neden sıfıra doğru hızlıca düşmüyor. Türkiye genelinde bu yaş guruplarının toplamı yaklaşık 33 milyon. 15,5 milyonluk İstanbul’da ise bu yaş guruplarının toplamı yaklaşık 5,5 milyon. Yani Türkiye genelinde hafta içi 50 milyon, İstanbul’da 10 milyon insan dolaşımda. Anlaşılan o ki bunların Covid -19’a karşı dokunulmazlıkları var!

Geçen gün bir esnafla konuştuğumda dedi ki, hafta içi dükkanımı açıyorum bir sıkıntı yok, ama en fazla iş yaptığım hafta sonu işyerimi açmam yasak. Merak ediyorum bizi yönetenler bu virüsle bir anlaşmamı yaptılar, öyle ya virüs hafta içi bulaşmam, ama hafta sonu bulaşırım mı dedi.

Yahu görüyoruz, görmesek de sesini duyuyoruz Sabiha Gökçen Hava Limanına gelen giden uçakların haddi hesabı yok. Şimdi bir de mutasyona uğramış virüs tehdidinden söz ediliyor. Bizde 23 ilde görülmüş. İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya bu mutant virüslerin çıkış yeriymiş. Bunlar teee oralardan ülkemize nasıl gelebildi? Afrika üzerinden gelen yüksek basınç havasıyla mı, yoksa İngiltere üzerinden balkanlara ulaşan ve oradan ülkemize giren alçak basınç hava akımlarıyla mı? Ya da bu ülkelerden yolcu bileti aldı uçağa, otobüse, trene, vapura bindi ve dünyanın her yerine seyahat etmeye başladı bu mutant virüsler.

Büyük sermayenin fabrikaları, AVM’leri, marketleri yasaktan muaf olarak işçisi, memuru harıl, harıl çalışıyor. Devlet daireleri deseniz ona keza. Geçen ay bir komşum işyerinden corono kapmış, evde yaşlı annesine de bulaştırmış. Çoluk -çocuk 14 gün karantinada kaldılar. Allah’tan zarar görmeden atlattılar. İşyeri karantinaya alındı mı diye sordum, hayır dedi.

Ya güney sınırlarımız ve sınır ötesi varlığımız için ne demeli. Dünyanın her tarafından insanların fink attığı bu yerlerden hiç mi ülkeye virüs girişi olmadı.

Devletin salgına neden olan insan trafiğini bilmemesine olanak yoktur. O zaman neden vaka sayısında hızlı düşüş olmuyor sorusunun tek yanıtı, ülke ekonomisini dibe vurduran iktidarın günü kurtarmak adına bu trafiğe göz yumuyor oluşudur.

Geçen sene mayıs ayında CİMER üzerinden Cumhurbaşkanlığı’na hitaben bir başvuruda bulunmuş, yasakların anayasaya aykırı olduğunu, OHAL olmadan Hıfzıssıhha Kanunu’nun gerekçe gösterilen maddeleri ile sağlıklı insanların seyahat hakkının engellenemeyeceğini belirtmiş ve bir yanıt istemiştim. Bu başvurum önce Sağlık, ardından İçişleri Bakanlığı’na, daha sonra İstanbul

İngiltere üzerinden balkanlara ulaşan ve oradan ülkemize giren alçak basınç hava akımlarıyla mı? Ya da bu ülkelerden yolcu bileti aldı uçağa, otobüse, trene, vapura bindi ve dünyanın her yerine seyahat etmeye başladı bu mutant virüsler.

Büyük sermayenin fabrikaları, AVM’leri, marketleri yasaktan muaf olarak işçisi, memuru harıl, harıl çalışıyor. Devlet daireleri deseniz ona keza. Geçen ay bir komşum işyerinden corono kapmış, evde yaşlı annesine de bulaştırmış. Çoluk -çocuk 14 gün karantinada kaldılar. Allah’tan zarar görmeden atlattılar. İşyeri karantinaya alındı mı diye sordum, hayır dedi.

Ya güney sınırlarımız ve sınır ötesi varlığımız için ne demeli. Dünyanın her tarafından insanların fink attığı bu yerlerden hiç mi ülkeye virüs girişi olmadı.

Devletin salgına neden olan insan trafiğini bilmemesine olanak yoktur. O zaman neden vaka sayısında hızlı düşüş olmuyor sorusunun tek yanıtı, ülke ekonomisini dibe vurduran iktidarın günü kurtarmak adına bu trafiğe göz yumuyor oluşudur.

Geçen sene mayıs ayında CİMER üzerinden Cumhurbaşkanlığı’na hitaben bir başvuruda bulunmuş, yasakların anayasaya aykırı olduğunu, OHAL olmadan Hıfzıssıhha Kanunu’nun gerekçe gösterilen maddeleri ile sağlıklı insanların seyahat hakkının engellenemeyeceğini belirtmiş ve bir yanıt istemiştim. Bu başvurum önce Sağlık, ardından İçişleri Bakanlığı’na, daha sonra İstanbul Valiliği ve nihayetinde Pendik Kaymakamlığı’na yönlendiriliyor ve 9 ay sonra bana bir yanıt veriliyor. Ben şikâyetimi ülkeyi yönetenlere iletiyor onlardan yanıt beklerken, bana bürokratından yanıt geliyor. Yanıtta açıkça bakanlığın verdiği genelgeler doğrultusunda İl Hıfzıssıhha ve İl Özel İdaresince alınan kararlar doğrultusunda kısıtlamalar getirildiği ve uymayanlara idari para cezası verilir, denilerek aba altından sopa gösteriyorlar.

Ne yapsın Kaymakamlık, emir demiri kesiyor sonuçta. Kalkıp, sen haklısın vatandaş İçişleri Bakanlığı yanlış yapıyor diyecek hali yok herhalde.

Bu yazı toplam 770 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.