• BIST 1.102
  • Altın 463,793
  • Dolar 7,2352
  • Euro 8,5299
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C

Tarihi Diziler

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

 

Her ülke kendi tarihiyle ilgili filmler ve diziler yapar. Televizyon ve sinema denilen yansıma aygıtı ile de her ülkenin insanı bunları izler.

Ve izleyenler inanır ki, tarih gerçekten izledikleri gibi olmuştur, en azından böyle bir şartlanma içinde olurlar.

Ülkemde ilk filmlerin var oluş tarihi –bizlerin yaptığı değil- 19 Mart 1910 diye bilinir. Ama araştırmalar gösteriyor ki, bu tarihten yaklaşık beş yıl önce 1896 tarihinde Galatasaray’da bir birahanede bir Alman Yahudisi tarafından Osmanlı İmparatorluğu döneminin önemli isimlerinin de bulunduğu bir birliktelikte yabancı dildeki adıyla “L'Arrivée d'un train en gare de La Ciotat” (Bir trenin La Ciotat Garına gelişi) bizdeki ilk filmmiş.  Türkçe karşılığı olarak o dönemler için kısaca bilinen bizdeki adı, “İstasyona varış”, filmin konusunu özetlemek gerekirse bir trenin sanki seyircinin üzerine geliyormuş gibi çekilmesi diyebiliriz. Payitaht Abdülhamid dizisinin senaristleri ne hikmetse bu önemli noktayı Abdülhamid han adına atlamışlar.

Bizim yaptığımız ilk filmler ne ilginçtir savaş üzerine çekilen belgesel türde filmler. 1917 yılında bu çerçevede iki konulu film çekilmiş. Dönemin Müdafaa –i Milliye tarafından çekilen filmlerden birinin adı “Pençe”, diğeri “Casus”. İkisi de Birinci Dünya Harbi ile ilgili bir senaryo doğrultusunda çekilmiş. Ortak noktaları aşk ve ihanet. Aynı tarihlere yakın 1916’da sahneye konulan ve tamamına yakının gayr –i Müslimlerin oluşturduğu oyuncuların sahne aldığı bir tiyatro sergileniyor, Ermeni asıllı Osmanlı tebası olan Dikran Cuhacıyan tarafından. Bu kişi aynı zamanda besteci. Oyunun adı Leblebici Horhor Ağa. Öcülü, böcülü bir oyun diyelim, geçelim şimdilik.

Hadi bir de hatırlatma olarak sinema dediğimiz olayın makinesinden söz edelim ve sadede gelelim. Bu makine Fransızlar vatandaşları tarafından bulundu dersem yeterli olur. Kimlerdir mucitleri ayrıca araştırın.

Gelelim başlıktaki öze. Şimdilerde tarihi dizi çekimleri başta devlet kanalı TRT olmak üzere arttı. Bazı yandaş televizyon kanalları da buna eşlik ediyor. Başka kanallarda geçmişin acıları dile getiriliyor. Bir başka tarafta dini telkin ve bu doğrultuda filmler, diziler had safhada.

Yakın bir geçmişte ülkemde Hollywood filmleri, özellikle Kızılderililerin vahşi oldukları, beyaz ırkın onları nasıl katlettiği ile ilgili filmler gösterime sunulmuştu. Bir dönem de Yahudilerin uğradığı zalimliklerin ileri sürüldüğü filmler gösterime girmişti ülkemde.

Şimdi bir soruyu soralım kendimize sinema filmlerinde ve dizilerde izlediklerimiz ne kadar gerçeği yansıtıyor. Özellikle de geçmiş zamanda kalan tarihsel konulu filmler ne kadar gerçeği yansıtıyor.

Aslında bunun yanıtı çok basit, her ülke kendi vatandaşlarının özgüvenini arttırmak adına bu algı operasyonu yapıyor ve yapmak zorunda. Her ülke kendi

içinde farklı kahramanları (!) beyaz perdede ve TV ekranlarında izlemek istiyor, çünkü bununla ilgili algı çoktan oluşturulmuş.

Ancak işin perde arkası nedense ne film oluyor ne de dizi.

Son yüzyıldaki lokal savaşlara bakarsak kapitalist babanın oğlu emperyalist ’in babasını bile yok etmeye çalıştığına tanık oluyoruz. Aslında harika bir film ve dizi senaryosu olmaz mı?

Örneğin Rockefeller,Morgan, Rothschild, Baruch, Walton, Windsor, Murdoch, Oppenheimer, Pritzeker ve bilinen kuklaları Suud hanedanlığı gibi sermaye krallıklarının nasıl oluştuğu ile ilgili bir film ve dizi Dallas dizilerinden daha fazla ilgi çekmez mi?

Tarihi dizi ve filmse buyurun buradan yapın algı operasyonunuzu.

Bu yazı toplam 172 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.