• BIST 1.112
  • Altın 474,037
  • Dolar 7,5495
  • Euro 8,9548
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 24 °C

Yeni İpek Yolları ve savaşlar

BAŞBAŞA / İlhan AKANSOY

ilhan_akansoy-292x300-292x300İpek Yolu, hemen herkesin bildiği tarihi en eski ticari ilişkilerin bir bütünü olarak bilinir. Genelde Çin’in İpekli ürünleri ile baharatlarının batıya taşındığı uzun bir yol olduğu ilk akla gelen olsa da batıdan doğuya nelerin gittiği ile ilgili bilgiler pek öne çıkmaz. Miladi ve Hicri takvimlerden yüzyıllar öncesine dayanan bu süreçte Mısır –Çin ve sonrasında Roma İmparatorluğu ve Çin arası oluşan ve adına kervan denilen taşıma yöntemi ile anılan bu yolun, İpek Yolu’nun ilk başlangıcı olduğu tarihçiler tarafından açıklanıyor. Mısır ve Roma denilince de akla ilk gelenler Firavunlar ve Sezarların hâkim olduğu batı oluyor. Ve hemen ardından Musa ve İsa anımsanıyor. Bu dönemlerde ticaret yolu, kendi tarihimizde bize öğretilenden farklı elbette. Anadolu’nun içinden geçen bir İpek Yol’u yok. Güneyinde Akdeniz’de bir trafik var ve bu yolun az bir bölümü Marmara Denizi ve Karadeniz ile Anadolu topraklarının kuzeyinde bulunan komşu ülkelere ulaşıyor. Yaklaşık birinci yüzyıla kadar bu yolun seyir rotası böyle. Bu noktada bir vurgu yapmak gerekirse, Arabistan Yarımadası’nın da devre dışı olmasıdır. İpek yolu, bu bölgede sadece Doğu ve batısında Süveyş ve Basra adı verilen deniz yolu üzerinden yapılıyordu. Bu çerçevede akla İslam Peygamberi Muhammed ve ilk eşi Hatice gelebilir. Ticaretle uğraşan Hatice ve ailesinin İpek yolu rotasında ticaret yaptıkları ile ilgili bir bilgi yok, ama bilgilerinin olmaması da olanaksız. Tarihsel süreçte ticaretin can damarı olan İpek Yolu’nu ele geçirme kavgalarını görüyoruz. Roma İmparatorluğu ile Partlar arasındaki savaş, Persler ile Çin Savaşı, Moğol istilaları, Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan bu çerçevedeki savaşlar. İpek, sözü edilen bu çağların en önemli hammaddesiydi. Ama teknoloji gelişti, gemiler devreye girdi önce. İpek Yolu değişti. Sonra uçaklar devreye girdi, rota yine değişti veya değiştirildi. Şimdilerde en önemli hammadde enerji veren kaynaklar oldu. Petrol ve doğalgaz. Biz ülke olarak, toplum olarak bu işin neresindeyiz buna bakmak gerek. Marmaray’dan geçit verip, Bakü-Tiflis-Kars demiryoluyla ta İngiltere’yi, Çin’e bağlayıp, gerçekten maliyetleri düşüreceğine, Suriye’nin kolu –kanadı kırık haldeyken bazı bölgelerini ele geçirip düzenlenen yeni İpek Yolları’na hâkim olacağına inanmak ne kadar gerçekçi olur. Ancak gelinen bu süreçte dikkat çekici bir nokta var. O da dünya toplumlarına dayatılmak istenen ABD İmparatorluğu’nun çöküşünün hızlanacak olması. Şimdiki Başkan Trump ile ilgili vurgular, yeni İpek Yolu’nda ABD kontrol ve egemenliğinin giderek sona yaklaştığını gösteriyor. İşte asıl tehlike burada yatıyor. Kediyi köşeye sıkıştırdığında son bir hamle ile üstüne atlar, tırmalar ve kaçar. Ya ABD, köşeye sıkıştığında ne yapar? Hiçbir halt yiyemez. Atomu atarsa, atomu yer. Ama İngiliz ne yapar, işte bunu kestirmek güç. Özellikle basınımızda neredeyse hiç yer almıyorsa, üzerinde düşünmek gerekir. Malum proje İngiliz destekli, bunu altını kalınca çizelim. Bir hatırlatma da yapalım yeri gelmişken; ABD’nin kuruluşunda etkin olan 12 koloni İngiliz’di. İngiliz için tavşan ve tazı algısı farklıdır tarihsel yönden. Bazen tavşan kaçar, tazı kovalar; bazen yer değişir tavşan tazı olur, tazı tavşan. Boşuna demiyorlar, üzerinde güneş batmayan imparatorluk diye… Bunların dünya genelindeki işbirlikçilerinin yanında ABD’nin işbirlikçileri devede kulak kalır. Yeni İpek yolları ve savaşlar, asırlar öncesi neyse aynen devam ediyor. Gerisi faso –fiso… Ne zamana kadar savaşlar sürecek sorusunun yanıtını siz okurlar verin, ben de yanıt yok…

Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.