• BIST 2.004,55
  • Altın 777.78791
  • Dolar 13.6576
  • Euro 15.5103
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

ZAMAN KAYBI NOTLARI

BARIŞ BAŞARSLAN / Kum Saati

 

               Gitmek; tek kişilik eylemdir. Peki; kalmak?

                İki kişilik midir?

                Ya da gelmek… İki kişinin tek kişilik eylemi midir?

“Birine gelmek.”

“Birinde kalmak.”

Karışık gibi oldu sanma. İyi oku ve iyi anla!

Düşün mesela, insan yalnız kaldığı zaman kimi, neden aklına getirir?

Tabi ki; “eksik kalan yanını.”

Tarkovski; “Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır” diyor. Yani; Dünya’nın aksayan yönlerinin sanat ile tamamlandığını kesinlik içeren bir dil ile ifade ediyor.

Peki, insanın aksayan yanını kim tamamlayabilir?

Dünya bu kadar kusurlu olmadığına göre; insanı- insanı anlayan- biri tamamlayabilir.

                Dünya ve yaşam derken…

                Anlayacağın, yaşamın var olabilmesi için- ya da evrenin diyelim- kimyanın dışında (su ve hava hariç); iki temel şeye ihtiyacımız var: Madde ve zaman.

                Ancak bunlar yeter mi?

                Yaşamak için, yaşadım diyebilmek için sığınacağımız nice güzellikler, duygular, tutkular var.

                Bunları yaşamazsak, uzayda başıboş dolaşan faydasız bir göktaşından ne farkımız kalır?

                Bu nedenle insanların yaşadığı ya da yaşattığı en güzel “an” olmak gerekir.

                Kim istemez ki bir insanın yaşayacağı en güzel “an” olmayı…

                Ya da en güzel “an”ı yaşatıp “anı” olmayı.

                Bir de yeri gelmişken; “evren, yaşamın anlamı” gibi kavramları anlatırken ya da yazarken mutlaka bir cevap duymak ister insan. İnsan bunu en özel anlarında bile duyup dinlemek ister. Bir masal gibi Küçücük bir çocuk oluyor insan bunu dinlerken. Sanki oyundan gelmişsin de seni yıkamış, doyurmuş,

sonra yatağına yatırıp masal anlatırmış gibi… İşte bu da güzel bir keşif… Çocuk olmak, olabilmek; böyle kolay, zevkli ve güzel aslında…

***

                Ne kadar da iddialı şeyler yazdım. Tam on sene önce yazmışım. Şimdi bunları yeniden kağıda dökünce fark ediyorum ki; yazma konusunda kendimi hiç geliştirememişim. Bu, benim için büyük zaman kaybı…

                İyi ki benden bu notları istedin. Hem anılarımı tazeliyorum, hem de yazınsal gelişimimi fark ediyorum.

                Bence, seven sevdiğine ilk önce yazı göndersin.

Bu yazı toplam 705 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.