1. SİLİVRİ KÜLTÜR EDEBİYAT GÜNLERİ

YUNUS EMRE YÜCEBAŞ
05 Haziran 2026 Cuma 16:25
Bu yıl ilk defa düzenlenen 1. Silivri Kültür Edebiyat Günleri geçtiğimiz Çarşamba günü başladı. Normalde, kitap fuarları 8-10 gün kadar sürer. Ancak, Silivri için bu süreç biraz daha dar bir yelpazeye sahip. Yine de ilk defa düzenlenen bir etkinlik olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Silivri denilince insanların akıllarına genelde, ücra, İstanbul'un uzağında bir bölge gelir. Gidilmesi Şile kadar zor olmasa da zordur. Lokasyon olarak oldukça uzak bir noktaya konuşlanmıştır. Adalar gibi, temel olarak İstanbul'un işlek ve hareketli ilçeleri ile bağlantısı kopuk bir bö lgedir.
Silivri'nin en meşhur şeyi ise kuşkusuz cezaevi. Gerçi hoş, ilçenin adına leke sürdüğü için Silivri Cezaevi'nin adını Marmara Cezaevi olarak değiştirdiler. Ancak, bu resmi olarak olan bir şey. Halk arasında halen Silivri Cezaevi ismi daha baskın. Paradigma meselesi gibi biraz. Konuyu çok dağıtmadan fuardan bahsedelim.
Yukarıda da değindiğimiz konudan dolayı bölgeye ulaşım olanakları biraz sınırlıdır. Alternatif ulaşım çeşitliliği pek yoktur. Kordon Boyu olarak da bilinen sahil şeridinde düzenlenen fuar teknelerin park ettiği butik limana paralel bir hizada duruyor. Anadolu Yakası veya Avrupa Yakası'nın İkinci Bölgesi'ndeki ilçelerden gelecek bir kitapsever için en mantıklı ulaşım stratejisi: Metrobüs ile Avcılar'da inmek. Avcılar Köprüsü altında bekleyerek 303A numaralı hatlara binmek. Üst Geçit durağında inerek fuarın olduğu alana yürümektir. Üst Geçit durağı son duraktan 8 durak öncedir. Vega AVM'ye gelmeden önceki duraktır. Burada inildikten sonra yaklaşık 1.5 km kadar bir yürüme mesafesi, kısa süren kavisli iki üç cadde mevcut. Bunları yürümek de zaten fazla zaman almaz. Havanın da güneşli ve yaz aylarında olduğumuzu düşünürsek. Unutmadan beyan edeyim: Silivri otobüsleri 3 bilet çekiyorlar. Adalar'da olduğu gibi normal ulaşım hatları gibi tek bilet hizmet vermiyorlar. Bu bakımdan daha hazırlıklı hareket etmekte yarar olabilir.
Toplamda 350 yazarın, 35 kadar yayınevi, dernek, sendika, ve kültür kuruluşunun yer aldığı butik denebilecek bir fuardı. Fuar alanındaki yayınevleri ince uzun bir hizaya sirayet etmişlerdi. Öğle saatlerinde, havanın da sıcak olmasının etkisiyle çok fazla insan Kordon Boyu'ndan yürümüyordu. Ancak, saatler 17.00'yi geçtikten sonra akşam sularında şeritten geçen insan sayısı katmer katmer artmaya başlamıştı. Yaz fuarı olmasından kaynaklı olarak okulların iştiraki ve öğrencilerin fuar alanında arz-ı endam etmeleri söz konusu değildi.
Ortadaki söyleşi alanında arada bir konusma yapan yazarlar da oluyordu. Sinan Akyüz, bunlardan birisi idi. Kitap okuma ve kitap yazmanın boş zaman uğraşları olmadığını, ciddi bir birer eylem olduklarını söyleyen sözleri cımbızla çekilecek kadar önemli birer motto değeri taşıyordu. Nitekim hakikaten birçok insan kitap okumayı eğlence görüyor, kitap yazmayı da ana mesleğinin gölgesi olan bir itibar satma aracı olarak konumlandırıyordu. Önceliği o iş olmayan bir kimsenin alana verdiği emek ve ciddiyet de ister istemez azalıyordu. Bu söyleşilerin akabinde, küçük bir çocuk alanda piyano da çalmıştı.
Fuarın yapıldığı alan harika olmasına ve hava koşulları da gayet uygun olmasına mukabil kitaplara ilginin çok yüksek düzeyde olduğunu söylemek zordu. Kordon Boyu, tam da kitabı esas alıp okuması gereken kitleyi, yani reşit insanları üzerinde ağırlayan bir şeritti. Ama beklentilerin altında kalıyordu. Yine de yazarlar içinde az buçuk da olsa imza atanlar yok değildi. İstikbal adına ümit verici. Yerel halk, bu etkinliğe adapte oldukça oluşan merak biraz daha artabilir. Hafta sonları son günler olacak. Ziyaretçi olmak isteyenler için halen iştirak vakti mevcut olmaktadır. İyi bir Haziran Ayı dilerim.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2016 Özgür İstanbul

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.