9. MANİSA KİTAP FUARI

YUNUS EMRE YÜCEBAŞ
14 Mayıs 2026 Perşembe 16:40
Kitap fuarları tüm hızıyla devam ediyor. Mayıs başında Gebze Kitap Fuarı da vardı. Ancak, maalesef bireysel iştirakler içinde ikametgâh talep etmek gibi bir durum söz konusu olmuştu. Bunu, ayrı bir başlık altında ele almak gerekebilir. Ama bugünlük konumuz bu değil.
Dolasıyla hızlıca, esas belirtmek istediğim 9. Manisa Kitap Fuarı'na değinmek istiyorum. Normalde, İstanbul, Kocaeli ve Ankara gibi büyük ve hareketli endüstri kentlerin dışındaki yerlerde düzenlenen fuarlara pek katılma huyum olmazdı. Bunda, nüfusun az olması, insanların gelir seviyesinin daha az olması ve alım gücünün olmaması gibi faktörler etkiliydi. Manavgat Şelalesi gibi önemli bir turizm unsurunu bünyesinde barındırmasına rağmen geçtiğimiz kış düzenlenen Manavgat Kitap Fuarı'nın dahi çok hareketsiz ve durağan geçtiği duyumlarını alınca gitmekten vazgeçmiştim. Arada bir bunun istisnası da olmuyor değildi. Nitekim birkaç yıl önce Soma Kitap Fuarı ile Yalova Kitap Fuarı'na da katılmıştım. Yalova, iyi geçmiş olmasına rağmen Soma için emsal yorumu yapmak çok zordu.
Soma'dan sonra ikinci defa Manisa'nın bir kitap fuarına katılmak nasip oldu. Bu defa, merkez ilçesi olan Yunusemre'de düzenleniyordu. Soma'nın, 110 bin civarı bir nüfusu varken, Yunusemre'nin 300 bine yakın ilçe nüfusu vardı. Anadolu'daki bir ilçe için oldukça yüksek, velev ki aşırı büyük bir hacim olarak görülebilirdi bu rakam. Ama maalesef, bu yoğunluk fuara pek yansımayacaktı.
Tarihler 12.05.2026'yı gösterdiğinde İstanbul Esenler Terminali'nden İstanbul Kalesi Starı firması ile yola çıkmıştım. Tam 7 saatlik bir yolculuğun akabinde Manisa'da olmuştum. Fuar Atatürk Kent Parkı'nda düzenliyordu. Manisa Şehirler Arası Otobüs Terminali ile fuarın yapıldığı parkın arası 7.5 km bir mesafeye denk düşüyordu. 11 ve 21 gibi küçük otobüs hatları ile oraya varmak kabildi. Ancak, birçok yerde problem olduğu üzere otobüslerin nakit para almaması il dışından gelen bir yabancı için işleri yavaşlatıcı bir tesire haiz idi. Üzerimdeki banka kartı da temassız özelliğine sahip değildi. Dolasıyla Manisa yerel dijital uygulamasını telefona indirerek bakiyeyi oraya yükleyip geçiş yapmak gibi hızlı bir strateji izledik.
Yer yer il içindeki billboardlarda kitap fuarı ile alakalı reklamlar görmek mümkündü. Ancak, bunun fuar alanındaki tesiri son derece yetersiz kalacaktı. Fuar, aslında güzel bir organizasyondu. Yayınevi standları, bir tren yolu misali ince uzun ve kavisli bir şekilde, parkın birkaç bölümüne bölükler halinde dağıtılmıştı. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan nispeten mütevazi duran yayınevlerine kadar onlarca yayınevi fuar alanında idi. Öyle tahmin ediyorum, 150-200 kadar yayınevi standı vardır. İstanbul ve Ankara gibi şehirlerin il fuarları için az bir rakam olsa da, Manisa gibi bir kent için oldukça ideal bir oran olduğu düşünülebilirdi.
Ancak, arada bir standa uğrayan çocuklar haricinde kitaplara bakan olmaması sıkıntı idi. Bu arada, en büyük sıkıntılardan birisi reşit okuyucu yokluğu idi. Nitekim her yazarın kitapları çocuklara uygun değildi. Velev ki, fuarda genç kuşak yazarlardan birisinin anlattığına göre, bazı çocuklar bazı kitabı aldıktan sonra velisi gelip, "Siz benim çocuğuma niçin bu kitabı sattınız?" diye sitem edebiliyor ve tartışma yaratabiliyor. Yani, uzun sözün kısası sabi kısmı ile kültür/sanat yapmak işleri biraz meşakkatli. Çocukları, fuara getiren muallimlerin de durumu tartışmaya açık. Nitekim onların da birçoğu kitaplara derinlemesine bir tahlil mazisine sahip değil. Ama yine de genellemeden kaçınmak lazım.
Fuarın en büyük eksiği, reşit ziyaretçi sayısının azlığı gibiydi. Hem bilinç hem ekonomik anlamda sabilerle bir fuarın çarkının dönmesi zordur. Meslek sahibi insanlar olmasa bile en azından üniversite öğrencisi veya ev hanımı gibi kişiler de fuara uğramalı, yalnızca çocukların alana yığıldığı spesifik bir portre oluşmaması lazımdı. Ben de çok fazla durmadım. Velev ki maksadım kitap imzalamaktan ziyade insan tanımak, prestij amaçlı orada bulunmak ve kentin nihai halini gözlemlemek idi.
Fuarda, yan standda elindeki tahtaları işleyen 70'li yaşlarda eski toprak bir zanaat ustası vardı. Ara ara yaptığı şeylere bakıyordum. Tahta ayraçlar işliyordu. Kitap fuarında olması muhtemelen bu ayraçları işlemesi ve kitaplar ile ayraçlar arasında zuhur eden bağlam ile alakalıydı. Ancak, yaşlı ustası temaşa etmek insanın zihninde, bir sanatkârdan ziyade bir zanaatkarı canlandırıyordu. Merakımın farkına varıp kelam etmeye başlayan pir zat, "Bu, naht sanatı oluyor. Dünyada bunu benden başka yapan yok." demişti. Bu kısmı biraz yüksek boyutlu bir iddia olabilir tabii. Ancak, biraz araştırma yapınca söz konusu sanatın icra edenin az olduğu, tükenen meslekler içinde yer aldığı beyan edilmekte. Bu işle uğraşan kişilere ise nahhat denilmekte. Hattatların aksine bunlar, kağıt üzerine değil ahşap üzerine işleme yapıyorlar. Belki ustalık terimleri arasında benzeşme bu ortak paydaya haiz olmalarından kaynaklıdır. Sözünü ettiğim pir zatın ismi ise Serdar Sabay. 70'li yaşlardaki bu pir usta, işleme motifli ayraçların 1.000, 500 lira gibi rakamlarda değişen fiyatlarının fuarı ziyaret eden ilkokul, ortaokul öğrencilerine çok geldiğini de ifade ediyordu. İşin aslı, 200 liralık yeni bir kitap bile onlara çok geliyordu.
Fuardaki diğer ilginç durumlardan birisi ise İstanbul Kadıköy/Seküler edebiyat çevrelerine daha yakın bir yazarın biyografisindeki Türkiye Yazarlar Birliği Üyesi ifadesi idi. Türkiye Yazarlar Birliği'nin, ekseriyetle muhafazakar yapısı olduğu için kendisine sorun yaşayıp yaşamadığını sormuştum. Herhangi bir sorunla karşılaşmadığını, kendisi için önemli olanın edebi dayanışma olduğunu ifade etti.
Toparlayacak olursak, 9. Manisa Kitap Fuarı, organizasyon olarak güzel idi. Emeği geçenlere ve davet oluşturanlara teşekkür etmek icap eder. Ancak, ziyaretçi sorunu üzerinde düşünülmesi gereken bir problem. Billboard reklamları yeterli gelmiyor ise, belediye araçları hoparlör veya megafonla anons etmesi yahut radyo ve televizyon reklamları gibi şeyler de fuarlar öncesinde düşünülebilir. Aksi takdirde sadece çocuklar üzerinden fuar yürütmenin hem yayıncı hem yazarlar için meşakkatli olduğunu, reşit bireylerin de buraya yönlendirilmesi gerektiği söylenebilir. Güle güle Yunusemre, güle güle Manisa!
Dipnot: Söz konusu fuar halen bitmiş sayılmaz. Hafta başına kadar sürecek. Merak eden ve imkanı olan ziyaret iştiraki gösterebilir.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2016 Özgür İstanbul

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.