17 Mart 2026
  • İstanbul8°C
  • Ankara16°C

“BİLMEM NE BAĞI İLE BAĞLI OLAN …”  (6)

Hergünlü/Mali Müşavir

17 Mart 2026 Salı 13:09

 

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk: “Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün iş ve hareketlerimizde göstermeliyiz.”

Coğrafi konumu nedeniyle Türkiye; Ortadoğu, Asya, Balkanlar ve Kafkaslar açısından stratejik bir merkezdir. ABD, Türkiye dâhil bu bölgeleri kontrol etme planlarını Osmanlı’nın son dönemlerinde başlatmış, bu süreç Lozan’da kesintiye uğrasa da Atatürk’ün vefatından sonra, içerideki işbirlikçilerin de desteğiyle yeniden ilerlemiştir.

1948’de Yahudiler için yüzyıllardır bekledikleri fırsat gerçekleşir; David Ben Gurion başkanlığında İsrail Devleti kurulur ve aynı gün ABD tarafından tanınır. ABD’nin kendi kurduğu ülkeyi tanımaması mümkün mü?

Filistin topraklarında ABD destekli İsrail’in kurulması, Truman’ın, Ortadoğu politikasında önemli bir adım olmuştur. İsrail’in kurulmasının ardından Arap-İsrail savaşı patlar. Yaklaşık bir yıl süren savaşın sonunda Batılı ülkelerin de silah desteği verdiği İsrail, Arap koalisyon güçlerini ağır bir yenilgiye uğratır. İsrail konusu Birleşmiş Milletlere gider. ABD, Fransa ve Türkiye’den oluşan “Filistin Uzlaştırma Komisyonu” kurulur. Komisyon öncesi İsrail’i tanımayan, Filistin topraklarının parçalanmasını reddeden Türkiye, ilginç bir şekilde İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olur. Kırk beş gün sonra da İsrail ile bir posta anlaşması imzalanır…

1 Mayıs 1950 seçimleri Türk devrim tarihinde önemli bir kırılma noktası olmuş; Adnan Menderes’in Genel Başkanlığı’ndaki Demokrat Parti, (DP) ezici bir çoğunlukla iktidara gelmiştir. Yılların CHP’si ancak 69 milletvekili çıkarabilmiştir.

Yazar Orhan Veli Kanık, Yaprak dergisinde şöyle yazar:

“Seçimler bitti. Demokrat Parti, Halk Partisi’ni korkunç bir bozguna uğrattı. Oysaki Halk Partisi, halkı kazanacağını umarak, fikirleriyle prensiplerinden son zamanlarda ne fedakârlıklar etmişti. Bütün yayınlarına göz yumulan din dergileri, okullara konan din dersleri, yeniden açılan İlahiyat Fakülteleri, imam-hatip kursları, türbeler, şahsi sermayeye sağlanan imtiyazlar, her türlü irticaa tanınan haklar… Hiçbiri, hiçbiri kâr etmedi. Zavallı Halk Partisi…”

CHP bugün de kuruluş ayarlarından ayrılarak, Orhan Veli Kanık’ın yazdıklarının aynısını uygulamaktadır.

DP ilk olarak, İstiklal Savaşı’na katılmış bazı üst komutanları pasif görevlere getirir, bazılarını da emekliye sevk eder. Kısa süre içinde on beş general ve yüz elli albayın emekliye ayrılmasıyla ordunun komuta kademesi âdeta tasfiye edilir. (Size de tanıdık geldi mi?) Ardından Türkçe okunan ezan yeniden Arapça okunmaya başlanır. Menderes; “Şimdiye kadar baskı altında tutulan dinimizi baskıdan kurtardık. İnkılâp softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Türkiye bir Müslüman devletidir ve Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün icapları yerine getirilecektir,” der ve Türk devrimlerinin içi boşaltılmaya başlanır. Buna Millî Şef İsmet İnönü de katılarak “Altı Ok’un Anayasa’dan çıkarılacağı sözünü” verir.

Anayasa’da yer alan “Türkiye Devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır” maddesi aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Altı Ok ilkelerinin dayanağını oluşturmaktaydı. İlginçtir ki bu madde, 1950’de iktidara gelen DP döneminde değil, onu deviren 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında gerçekleşmiştir. İnönü’nün bu sözü bugün bile hayretle karşılanmaktadır.

Menderes, Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine karşı olan ne kadar yazar-çizer ve yayın varsa hepsine kol kanat germektedir. Bu isimler arasında en saldırganı şüphesiz Necip Fazıl Kısakürek’in yönetimindeki Büyük Doğu dergisidir. Dergi’nin 38. sayısının kapağında şöyle demektedir: “27 yıl millet fare oldu, fare kedi. Bizimle 27 yıl böyle oynayan küfür sıçanını gebertmeden evinize huzur girmez!”

Bu ifadeye göre “27 yıl” dediği CHP iktidarı dönemi, “küfür sıçanı” diye adlandırdığı ise Atatürk ve Cumhuriyet bağlılarıydı.

Bu dönemde kendisine destek verilen bir başka isim, Said-i Kürdî’dir (Nursi) ve 31 Mart İsyanı’nın fitilini ateşleyen Derviş Vahdeti’ye ait Volkan gazetesinde ve Kürdistan Dergisi’nde yazılar yazmıştır. I. Dünya Savaşı’nda kaleme alınan “Alman malı cihat fetvası” nın yazarlarındandır. Necip Fazıl ne kadar Amerikan hayranıysa Said-i Nursi de o kadar Alman hayranıdır. Bu isimler, Türkiye’nin aleyhine çalışan her ülke ile sarmaş dolaş olmuş, Cumhuriyet’in kurucularına ise düşman kesilmişlerdir.

Türkiye 1952 yılında NATO’ya girer. (NATO; North Atlantic Treaty Organization)

1957’de ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, kendi adıyla anılan Eisenhower Doktrini’ni (öğreti) yayımlatır. Buna göre, Orta Doğu ülkelerine, talep etmeleri hâlinde ekonomik ve askerî yardım yapılacak, ayrıca bir komünist ülkeden gelebilecek silahlı saldırılara karşı ABD, askerî destek sağlayacaktır. Türkiye, doktrine katıldığını açıklar ve bölgedeki amaçların gerçekleştirilmesine destek vereceğini belirtir. (22 Mart 1957)

Eisenhower Doktrini ile ABD, Sovyetlerin Ortadoğu’daki etkisini önlemeyi amaçlamıştır. Bu bahaneyle de Türkiye’den üs kullanım hakkı alır.

Eisenhower Doktrini, ABD’nin Ortadoğu’daki stratejisinde İslam’ı kullanmayı öngördüğünü göstermektedir. 1956’da ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles, “Din ve siyaset birbirinden ayrılmaz. Dünya meselelerini halletmek hususunda seçeceğimiz yol, dinî görüştür. ...” diyerek bu yaklaşımı ortaya koyar.

5 Mart 1959’da, Türkiye ile ABD arasında bir anlaşma imzalanır. Bu anlaşma, ABD ile Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşmaların belki de en tehlikelisidir. Buna göre Türkiye, bazı şartlar oluştuğunda ABD’ye Türkiye topraklarını kullanma ve silahlı müdahalede bulunma yetkisi tanımaktadır. Temmuz ayında, Ortadoğu’da görev alacak olan 11 bin ABD askeri İncirlik Hava Üssü’ne indirilir ve nükleer silah taşıyan uçaklar da üsse konuşlandırılır.

Türkiye ve Ortadoğu’nun ABD tarafından işgali başlamıştır.

DP iktidarında yapılan anlaşmalarla Türkiye, giderek bağımsızlığından daha fazla ödün vermektedir.

Türkiye’ye “Bilmem ne bağı ile bağlı olan …” Cumhuriyet düşmanları da ellerini ovuşturarak seyretmektedir.

Anlatmaya devam edeceğiz.

 

 

Tülay Hergünlü

İstanbul, 17 Mart 2026

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.