26 Ekim 2026
  • İstanbul21°C▼
  • Ankara20°C

SON ADIM

Canan Murtezaoğlu

26 Ekim 2026 Pazartesi 14:57

 

 

Kurtuluş Savaşı 30 Ağustos Zaferi ile taçlanmış, Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, Türk Birlikleri İstanbul’a girmiş, Ankara başkent olmuştur. Artık son bir adım kalmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, 28 Ekim 1923’te, akşam Çankaya’da yemek esnasında hazır bulunanlara şöyle der: “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz!”

29 Ekim 1923’te, Büyük Millet Meclisi’nde, Türkiye Devleti’nin hükûmet şeklinin Cumhuriyet olduğu, “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında kabul edilir.

Zaman akıp gider… Gelip geçen hükûmetler, olumlu-olumsuz icraatlarıyla yakın tarihimize not düşer. Cumhuriyetimizin temel direği laiklik kavramının her gelen iktidarla biraz daha aşınması konusu olumsuz notlar arasında yerini alır. 21. yüzyılla birlikte daha da farklı bir sürece girilir. Siyaseten sıkıştıklarında, dış güçleri ve onların içerideki uzantılarını sorumlu tutan ve Rab ve milletten af talebinde bulunan iktidarlar, dikiş tutmayan bürokratik yapılarıyla, eklemlenen saray ve dincilik kavramlarıyla, yüz yıl öncenin İstanbul hükûmetleri ile bolca benzerlik arz eder.

Nutuk’taki bazı satırlara bir göz atalım.

Ocak 1919’da açılan Paris Barış Konferansı’nda, Osmanlı delegasyonu şiddet tavırlarına maruz kalmıştır. Sadrazam Damat Ferit Paşa, “doğal olarak hiçbir şey başaramadan, onuru kırılmışçasına” İstanbul’a dönmüştür. Sivas Kongresi hazırlıkları öncesidir. Mustafa Kemal Paşa, “İstanbul hükûmetini, ulusal girişimleri önlemekten vazgeçirmek, başarıyı hızlandırıp kolaylaştıracağından, önemliydi.” düşüncesindedir ve Ağustos ortalarında Ferit Paşa’ya şifreli bir telgraf yazar.

Nutuk, elbette işgal altında olan bir ülkede yaşananları anlatır; sözler ve ifadeler ona göredir ancak Atatürk’ün o gün sergilediği akılcılık ve bu akılcılığın yansıdığı ayrıntı dolu cümleler sadece o günleri anlatmaz; bugün için de yarın için de ne olması, nasıl olması gerektiğine işaret eder.

Damat Ferit’e çektiği telgraf da böyle bir örnektir; çıkarımlarla doludur.

“Bu telgrafta başlıca şu cümleler vardı,” der Atatürk:

“Mösyö Clemenceau’nun yüksek kişiliğinize yanıt olarak verdiği ayrıntılı yazılarını son günlerde okuyunca İstanbul’a nasıl bir umutsuzluk ve üzüntü yükü altında döndüğünüzü anlıyorum… Ülkemizi bölüşmek ve devletimizi ortadan kaldırmak düşüncesini bu kadar açık ve onur kırıcı biçimde gösteren bir yazı karşısında titremeyecek bir tek duygulu insan düşünemem.”

Fransa Başbakanı Clemenceau Osmanlı İmparatorluğu ile yapılacak olan Sevr Antlaşması’nın tek başına mimarı olacaktır. Mustafa Kemal Paşa şu sözlerle sürdürür telgrafını:

“Allah’a binlerce şükürler olsun ki ulusumuz ruhundaki yiğitlik dayancı ile hayat ve varlığının tarihini ne oluruna bırakacak ne de cellatlara yakışır yargılara hiçbir zaman kurban etmeyecektir.”

Çıkarım: Millet olarak işlerimizi kadere terk etmemeli, varlığımız için son sözü sadece biz söylemeliyiz.

Mustafa Kemal Paşa: “Dokuz aydan beri iş başına gelen hükûmetlerin, hep, birbirinden daha çok güçsüzlüğe uğraması ve sonunda ne yazık ki felç olmuş bir duruma düşmesi milletin yüksek onuru karşısında gerçekten pek hüzünlü oluyor. Şaşmaz gerçektir ki vatan ve milletin kaderi için içeride ve dışarıda dinlenir ve sözü geçer olmak, kuşkusuz millî iradeye dayanmak koşuluna bağlıdır.”

Çıkarım: Aynı hükûmet görüntüsü altında bürokraside defalarca değişim geçiren ve güç kaybeden yapıya karşı millî iradeyi her şeyin üstünde tutmalıyız.

Mustafa Kemal Paşa: “Yaşamak hakkı ve bağımsızlığı için çalışan milletin amacındaki temizlik ve içtenliğe karşı İstanbul hükûmeti düşmanca davranmayı yeğliyor. Bu tutum doğal olarak büyük üzüntü doğurur. Ulusu, İstanbul hükûmetine karşı, istenmeyen davranışlara sürükleyebilecek niteliktedir. Çok içtenlikle söyleyeyim ki, millet, her türlü isteğini yapabilecek güçtedir.”

Çıkarım: İster iç siyasette ister dış siyasette olsun, yaşam hakkı ve bağımsızlık her ulusun olmazsa olmazıdır ve ulusumuz her türlü isteğinin gereğini yapabilecek güçtedir!

 

Mustafa Kemal Paşa: “Girişimlerinin önüne geçebilecek hiçbir güç yoktur. İstanbul hükûmetinin olumsuz girişimleri hiçbir yerde ve hiçbir kimse tarafından uygulanamayacaktır.”

Çıkarım: Her türlü olumsuzluk için milletçe mücadele etmeliyiz.

Mustafa Kemal Paşa: “Millet, çizdiği program içinde, çok kesin ve belirgin adımlarla amacına doğru yürümektedir. İstanbul hükûmetinin şimdiye kadar olan engelleyici girişimlerinin hiçbir yerde hiçbir etki yapmamakta olması nedeni ile gerçek durumu anlamış olacağınıza kuşku yoktur.”

Çıkarım: Atatürk Cumhuriyeti için kesin ve belirgin adımlarla yürümeye devam edilmeli, ulusun beklentileri esas alınmalıdır.

İngiliz romancı ve gazeteci Robert Harris şöyle der: “Ummak, başkasının yapmasını beklemektir.”

Türk milleti olarak ummayı bırakalım; Cumhuriyete ve şehitlerimize olan borcumuzun sorumluluğunu üzerimize alalım. Bu sorumluluğun en taze ve yürek şifası örneği de “Kurtuluş kuruluştadır” veciz söylemi ile yola çıkanların İstanbul Barosu seçimlerini kazanmalarıdır.

Kutlu Cumhuriyetimizin 103. Yıl’ında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlerimizi saygı, rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

Yaşasın Cumhuriyet!

 

 

Canan Murtezaoğlu

 

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.