Nisan ayının 8-12 tarihleri arasında bu sene 6.'sı düzenlenen Cumba Sanat Şenliği mevcuttu. Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde yapılmıştı. Buraya, Üsküdar-Samandıra Metrosu ile Bağlarbaşı durağında inerek varmak mümkündü. Yürüme mesafesinde idi. Etkinliğin ismi aslında 6. Cumba Edebiyat Şenliği olsaydı daha makbul olurdu. Nitekim salonda, 4 gün boyunca belirli yazarların kitaplarını imzalaması haricinde farklı bir sanat dalında gelişme hasıl olmamıştı. Bu bakımdan, etkinliğin edebi bir kombinasyon oluşturduğu şüphesiz idi.
Organizasyon -1. katta icra edilmişti. Belediyeye ait bir kafeterya kısmı da mevzubahisti. Ödemeler yalnızca kart ile alınıyordu. Kamu kurum ve kuruluşlarında sadece kart ile ödeme kabul etme sistemi giderek yaygınlaşıyordu. Ancak, ziyaretçi sayısı çok azdı. Normal bir kitap fuarı değildi. Özel bir etkinlik idi. Buna mukabil normal bir fuarda yer alan öğrenciler, okul çocukları da yoklardı. Bundan ayrı olarak, reşit kitapseverler de standlar etrafında pek arz-ı endam etmiyorlardı. Bunu, yeterince tanıtım yapılmamasına bağlamak mümkün. Nitekim Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, Kocaeli Kitap Fuarı gibi büyük organizasyonların şehrin içinde tramvaylarda bile duyuruları olurken bunların maalesef olmuyordu. Ulusal ve tematik medya da yeterince duyuru yapmayınca bu tarz etkinliklere iştirak beklenenden daha az oluyordu. Normal kitap fuarlarına katılımın yoğun olmasının başka nedenleri de vardı. Bunlardan birisi de normal fuarlarda toplumun ilgisini çekebilecek oldukça sansasyonel isimlerin söyleşilere çıkarılması idi. Bu tip hamleler, kitaba ilgisi olsun ya da olmasın birçok kişiyi bölgeye çekiyordu. Dolasıyla oraya farklı bir maksat için giden kişiler hasbelkader denk geldikleri başka yazarlarla da muhabbet edebiliyor ve imzalı kitap alabiliyorlardı.
Üst katta resim ile alakalı olan ve tablo emsallerinin yer aldığı iki ayrı bölüm de mevzubahisti. Resim ve edebiyatın, bu kadar yollarının kesişmesi ilginçti. Aslında stratejik anlamda çok ortak sanatlar sayılmazlardı. Örneğin, sinema ve müziğin iç içe geçmesi kamera gibi stratejik aparatlara dair paydaşlık olmasından kaynaklı idi. İlave olarak, her ikisinin de sahne işi olmasından kaynaklanıyordu. Resim ve edebiyat sanatları arasındaki benzerlikler ise nispeten daha az idi. Ancak, yine de ağırbaşlılık bakımından bir kesişim noktası nasıl olabiliyordu. Neticede, magazinel ressam bile bir oyuncu ya da şarkıcı kadar sürmanşet olmaya haiz değildi. Daha ziyade duyuru, röportaj gibi formatlarla haber sayfalarını süslerlerdi.
Toparlayacak olursak, Cumba Sanat Şenliği geride kalmıştı. Güzel bir etkinlikti. Ancak, katılımcı sayısının çok az olması ciddi handikap olmaktaydı. Nasıl yapılır bilmiyorum ama bir sonraki etkilikte cadde civarına tabela, reklam gibi şeyler konulursa ve özellikle reşit kitapseverlerin etkinliğe daha yoğun katılımı sağlanırsa bundan çok daha güzel olacaktır. İstanbul'un göbeğinde, birçok ulaşım hattının kesişim noktasında tenha bir organizasyon olması biraz kifayetsiz kalıyor zira. Bu durumu istisnai bir beklenti olarak tutarsak, etkinlikte emeği geçenlere teşekkür etmek gerekir. Yeni Cumba Şenlikleri’nin nasip olması dileğiyle!
Dipnot: Cumba kavramı anlam olarak mimari bir mana taşır. Eski Türk mimarisinde, müstakil evlerin üst katlarından birisinde cephe dışına taşan bölme manasına haiz. Acaba edebiyat ile nasıl bir bağlam inşa edilmiş? İlginç doğrusu.