Dine değil de Tanrıya inanlar, Tanrının koruyan, kollayan ve bağışlayan olduğunu bilirler. Bu sıfatları taşıyan bir Tanrının, uygulanması insanlara sorun çıkaracak, insanların yaşamını güçleştirecek kurallar koymaz. Tanrı insanların mutsuz değil mutlu olmasını ister. Koyduğu kuralların sorun yaratan değil sorun çözen olması gerekir. Kuralın uygulanması sorun yaratıyorsa, bu, kuralın ilahi kaynaklı olmadığının kanıtıdır.
Tanrı tarafından gönderildiğine inanılan Kuran’ı bu bakış altında inceleyecek olursak, birçok ayetin ilahi kaynaklı olmadığı sonucuna varabiliriz. Kader konusunda Kuran’da birçok ayet vardır. Örneğin; Tevbe suresi ayet 51; De ki onlara :“ Hakkımızda Allah’ın yazdığından başkası bize asla ulaşmaz. O’dur bizim Mevla’mız. Yalnız Allah’a güvenip dayansın insanlar.”
Yani başımıza gelenler Allah tarafından yazılmış, belirlenmiştir. İnsanların bunu değiştirme gücü ve yetkisi yoktur.
Hadid suresi ayet 22; “Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap’ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.”
Yani rahim ve rahman olan Allah aynı zamanda musibetlerinde yaratıcısıdır.
Bu ifadelerin tanrısal olduğuna inanlarda şöyle bir anlayış oluşur. Başımıza gelenler Tanrı tarafından belirlenmiştir. Bunları değiştirmek şansımız yoktur. Olanlara katlanmak gerekir. Sorunlara çözüm aramak beyhudedir. Örneğin; bir facia yaşandıysa, bu Tanrının takdiriyle olmuştur. Nedenini, bir daha olmaması için ne gibi önlemlerin alınması gerektiğini araştırmaya gerek yoktur. Hatta böyle bir davranışın ilahi iradeye karşı çıkmak anlamına gelebileceği, günah sayılabileceği kabul edilir.
Zonguldak kömür madeninde meydana gelen bir facia üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı “bu işin fıtratında bu vardır” diyerek, bu işin üzerine fazla gidilmemesini vurgulamıştır. Hac mevsiminde Mekke’de yaşanan facialar için Mekke Müftüsü “sorumlu aramaya gerek yoktur. Bu yaşananlar Allah’ın takdiridir” diyerek; kader anlayışının ne kadar akıl dışı olduğunu kanıtlamıştır.
Bu anlayışla sorunlar çözümsüz kalır. Yaşam zorlaşır. Yaşamın zorlaşması asla Tanrının muradı olamaz. Yaşamı zorlaştıran kuralların Tanrı tarafından konulmuş olmasını kabul etmek, Tanrı’nın rahman ve rahim olduğunu inkar etmek olur. Çektiğimiz belaların kaynağı Tanrı sözü olmadığı halde Tanrı sözü olarak kabul ettiklerimizdir. Kader anlayışı da bunlardan biridir.
Böyle hurafelerin bedelini, millet olarak çok ağır ödüyoruz. Tarikat ve cemaatler hurafe yuvasıdır. Bu kuruluşların başında olanlar ve onların ortakları insanların kutsallarını sömürerek büyük çıkarlar sağlamaktadır. Ülkenin geleceği için bu hurafe yuvalarının, akıl ve bilimin gösterdiği doğrultuda, işlevsiz hale getirilmesi gerekir.
31.Ağustos.2026
Pendik
Emin Varol