Yazının başlığını, Terör Örgütü’nün siyasi partisinin Eş Genel Başkanı’nın cümlesinden aldım. Şöyle diyor hazret: “Artık Kürdün diline, kimliğine bir hukuk gerekiyor. Dilinin, kimliğinin yasal, anayasal olarak tanınması gerekiyor. 21. yüzyılda hâlâ ‘Herkes Türk'tür’ diye tanımlanan bir vatandaşlık tanımı var. Dünyanın hiçbir yerinde vatandaşlık tanımı bir etnik kimlikle tanımlanmıyor. Ama bizim ülkemizde ısrarla ve zorla, işte Türk, herkes bilmem ne bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür diyor. Biz buna itiraz ediyoruz.”
Anayasa Mad. 66: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.
Şimdi filmi biraz geriye saralım ve defalarca yazdığımız emperyalist planın geçmişine tekrar bir göz atalım ki bu hazretin, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hakaret etme cesaretini nerelerden aldığını bir kez daha hatırlayalım.
Osmanlı’nın son yılları…
1900’lere gelindiğinde Batı’da en yaygın düşünce, Türkleri Avrupa’dan atmaktır. Batılı emperyalistler bir yandan kendi halklarına Türk düşmanlığı aşılayan yayınları ulaştırırken, bir yandan da gizli anlaşmalar imzalamaktadır. Bu çerçevede, 1876-1897 döneminde Avrupa basınından birkaç örnek verelim:
“Türkler, Avrupa’dan hemen çıkarılmalı, Avrupa’dan hemen yok olmalıdır.”
“Türk yönetiminin üstün ırklar üzerindeki hâkimiyeti kaldırılmalıdır.”
“Türklerin Avrupa’daki günleri sayılıdır. Türkler geldikleri yere Asya’ya yerleşmelidirler.”
“Türkün Avrupa’daki varlığı insan haklarına sürekli bir hakarettir. Türkiye’de ırklar soylarına göre değil dinlerine göre ayrılırlar.”
Şimdi 1919’a dönelim.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı toprakları paylaşılırken, İngiltere, Musul ve çevresindeki petrol bölgelerini kontrol etmek istemektedir. Bu amaçla, 1919’da bir istihbarat subayı olan Binbaşı Edward William Charles Noel’i (Kürtlerin Lawrence’ı) Anadolu’ya gönderir; görevi, Osmanlı topraklarında Kürt aşiretleriyle ilişki kurup onları Osmanlı’dan koparıp, İngiliz Hükûmeti’nin yanına çekmektir.
Kısaca, İngiliz desteğinde bir “Kürdistan Devleti” ni kurmaktır.
Binbaşı Noel, sadece bölge halkını Türk yönetimine karşı ayaklandırmakla kalmamış, Kürtler ile Ermenileri, yaşantıları, örf-âdetleri ve diğer fiziki özellikleri ile ortak bir noktada buluşturmaya çalışmıştır. Bunun yanı sıra dönemin Elazığ Valisi Ali Galip’in Sivas Kongresi’ni basma teşebbüsünde de Ali Galip’e destek vermiştir.
Binbaşı Noel, çalışmalarının sonunda bir kitapçık hazırlar, sonuna da bizzat çizdiği “Büyük Kürt Devleti” haritasını ekler. Haritada; Hatay, Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars ve güneyi, “Büyük Kürdistan” olarak yer alır.
Suriye üzerinden İskenderun’a oradan da Akdeniz’e açılan bir koridorun varlığı son derece önemlidir. Gerek Binbaşı Noel gerekse günümüzde PKK’yı sahada bir piyon olarak kullanmak isteyen emperyalist güçler, Akdeniz’e açılmadan uzun soluklu bir planlama yapılamayacağının farkındadırlar. ABD’nin, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’yi bir terör örgütü olarak tanımamaktaki ısrarı da bu çerçeveden bakıldığında son derece anlamlıdır.
Binbaşı Noel’in haritası birdenbire mi oraya çıkmıştır? Elbette hayır.
Osmanlı İmparatorluğu henüz tarih sahnesinden çekilmemişken, 31 Ocak 1896’da ABD Senato ve Temsilciler Meclisi’nin 54. Kongresi’nde şöyle bir karara varılmıştır:
“Uluslararası Hıristiyan Komitesince din, mezhep ve milliyetine bakılmaksızın geçici bir Hıristiyan yöneticinin Türkiye’nin başkanı olarak seçilmesini müteakip, Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcut bölgelerinin sınırlarla ayrılması, bu bölgelerin Hıristiyan eyaletleri kabul edilip, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması, Utah Eyaleti yönetimi örnek alınarak ve çok eşlilik, kılıçla fethetme gibi dinî vaazların ve hareketlerin yasaklanması sağlanacaktır.”
1896-2026; aradan tam 130 yıl geçmiş.
Günümüzde neyi konuşuyoruz?
Mustafa Kemal Paşa da hem yerel liderleri hem de Binbaşı Noel’i yakından takip etmektedir. Noel’in; Elazığ Valisi Ali Galip, Malatya Mutasarrıfı Halil Bey ve diğer Kürt liderlerle birlikte hareket etmesinden önce durumdan haberdar olan Mustafa Kemal Paşa derhal harekete geçer. Elazığ Valisi, Mustafa Kemal Paşa’nın hareketinden Noel’i haberdar eder ve kendisinin hızlı bir şekilde Malatya’yı terk etmesi gerektiğini açıkça bildirir. (9 Eylül 1919) Hiç beklemediği bir anda zor durumda kalan Noel, gelişmelerin kendisi açısından hiç de iyi olmayacağını anlayarak çareyi filmlere konu olacak bir kaçış sahnesi ile Anadolu’yu terk etmekte bulur.
Mustafa Kemal Paşa, NUTUK’ta, İngilizlerin Doğu vilayetlerinde Kürdistan kurma planlarını anlatırken Noel’den şöyle söz eder:
“İngilizler, Osmanlı Devleti’ni parçalamak için Doğu vilayetlerimizde bir ‘Kürdistan’ oluşturmak istiyorlardı. Bu maksatla İngiliz Binbaşısı Noel adında biri Diyarbakır, Bitlis, Elâzığ ve çevresinde dolaştırılıyordu. Kürtleri kandırarak Osmanlı’dan ayırmak için çalışıyordu.”
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde, Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin Güneydoğusunu da içine alan dört parçalı sözde “Kürdistan” haritası ilk kez bu İngiliz binbaşısı tarafından çizilmiştir ve hâlâ başımıza bela olmaya devam etmektedir.
O günlerden bu günlere “bilmem ne bağı ile bağlı olan,” ihanet saçmalıklarına kadar neler yaşandığını anlatmaya devam edeceğiz.
Tülay Hergünlü
İstanbul, 24 Şubat 2026