“Bilmem ne bağı ile bağlı olan …” (9)

Hergünlü/Mali Müşavir

15 Ağustos 1984’te PKK terör örgütü Siirt’in Eruh ilçesinde sahneye çıkar. Ordu ve polis binalarına saldırır, bir asker şehit olur. Türkiye’nin ilk PKK terör şehidi, Erzincanlı Komando Er Süleyman Aydın’dır. Şehit olduğunda sekiz aylık askerdir. Liseyi bitirmiş ve tıp okumak istemiştir. Üniversite sınavında yüksek puan tutturmasına rağmen, puanı, Tıp Fakültesi’ne girmeye yetmediği için askere gitmeye karar vermiştir. Kahpe kurşun, Süleyman’ın hayallerini gerçekleştirmesine izin vermemiştir.

Eruh baskınında ağır yaralanan ikinci şehidimiz Astsubay Memiş Arıbaş ise olaydan beş gün sonra hayatını kaybeder. Henüz 21 yaşındadır. Baskında dokuz asker ve üç sivil vatandaş yaralanır. Bütün bunlardan Türk kamuoyunun ancak üç gün sonra haberi olur. Başbakan Turgut Özal ise tatildedir. Olayı ciddiye almaz; “üç-beş çapulcu” deyip geçiştirir. Özal fena halde yanılmıştır…

1987 yılı, PKK’nın “katliamlar yılı” olur. Ocak ayında Hakkâri’nin Ortabağ köyünde soba içine konulan bombalarla sekiz vatandaş hayatını kaybeder. Behmenin mezrası, Pınarcık, Haraberk, Peçenek, Milan, Çiftekavak mezrası ve Çobandere mezrasında onlarca kadın, çocuk katledilir.

1988 yılının ilk gününde PKK, Siirt’in köy ve mezralarında dört asker, dokuz çoban ve sekiz vatandaşı katleder. İddialara göre Ocak ayı dışındaki tüm eylemlerden “Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık sorumludur. (Basın) Teröristin kardeşi Sırrı Sakık, ilerleyen yıllarda milletvekili seçilerek TBMM’ye girecektir.

PKK, Mardin’in Dargeçit ilçesine 21. baskınını gerçekleştirir. Sümer köyünde biri kadın üç öğretmeni kurşuna dizer. Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde bir ilkokul, Pülümür-Tunceli karayolunda da bir yolcu otobüsünü ateşe verir. Elazığ, Kovancılar’da Ferrokrom işletmesine dönen iki otobüsü durdurup on kişiyi dağa kaçırırlar. Etibank işletme müdürü de dâhil olmak üzere dokuz mühendisi katlederler. Yine Mardin’in Cizre ilçesinde bir grup gösterici güvenlik güçleriyle çatışmaya girer. Olaylar Cizre’nin her tarafına yayılır. Teröristler lastik yığınlarını benzin dökerek ateşe verir. Cizre eski karakol binası, Cizre Tarım Müdürlüğü binası ve bir araç ateşe verilir.  Üç kişi ölür dokuz kişi yaralanır.

21 Mart’ta tüm bu olayları ve Nevruz’u bahane eden Örgüt üyeleri; İstanbul, Ankara, Adana, Diyarbakır, İzmir ve Erzurum’ da üniversitelerde gösteri düzenler, meydanlarda ateş yakar ve “bağımsız Kürt Devleti istiyoruz” şeklinde bağırırlar. Yine Cizre’de Cuma namazından çıkan yaklaşık beş bin kişi, iki saat süreyle gösteri ve yürüyüş yapar. Kadınların da katıldığı gösterilerde; “Kahrolsun Türkiye … Kahrolsun Atatürk … Yaşasın Kürdistan … Yaşasın PKK … Yaşasın Apo” diye sloganlar atılır.  Haziran’da Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimci köyünü basıp, içlerinde on iki çocuk, yedi kadın, dört köy korucusu olmak üzere yirmi yedi vatandaşı acımasızca katlederler. Siirt, Pervari yolunda çıkan çatışmada Garnizon Komutanı, Jandarma Bölük Komutanı ve beş er şehit edilir.

ABD, Irak’a bir harekât başlatır. (16 Ocak 1991) Adına “Çöl Fırtınası Harekâtı” da denilen 1. Körfez Savaşı başlamıştır. ABD’ye; İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu kırka yakın ülke destek vermektedir.

Körfez krizi sürerken Avrupa Konseyi Göçmenler ve Mülteciler Komisyonu’nda bir rapor kabul edilir. Buna göre, Körfez Savaşı sonrasında çözülecek sorunlar arasında yer alması gereken Kürt sorununun, Sevr Antlaşması’nda belirtilen “kendi kaderini tayin hakkıyla” ortadan kaldırılabileceği ifadesi yer almaktadır. Raporu hazırlayan Komisyon’un İngiliz üyesi David Atkinson’dır. Komisyon’un Türk üyeleri karara sert tepki gösterirler. Mükerrem Taşçıoğlu:

“Biz, Sevr’i geçersiz kılmak için harp ettik, Lozan Antlaşması’nı çıkarttık. Şayet o döneme tekrar dönülecekse, İngilizlerin, Fransızların o bölgeye dönmesi, bizim de Osmanlı İmparatorluğu zamanında sahip olduğumuz topraklar üzerinde hak iddia etmemiz gerekir,” der. İsmail Cem ise: “Bu girişimi dikkate almıyorum. Eskiye dönecek olursak, Osmanlı topraklarının bir bölümünün (Kerkük ve Musul) Lozan Antlaşması’na rağmen Türkiye’den koparılışını da tartışmalıyız.” şeklinde konuşur.

SHP, 1991 erken seçiminde seçimlere katılmayan Halkın Emek Partisi (HEP) adaylarına Güneydoğu Anadolu illerinin listelerinde yer verir. Leyla Zana ve arkadaşlarının TBMM’ye girmesi ve TBMM açılışında Kürtçe yemin etmeye kalkışmaları nedeniyle parti içinden ve dışından çok fazla eleştiri alır.

ABD, Kuzey Irak’ta mülteciler için güvenli bölgeler ilan eder ve Türkiye’nin güneyine de çok uluslu “Acil Müdahale Gücü” (Çekiç Güç: ABD-İngiliz-Fransız hava grubu) yerleştirir. Çekiç Güç, Kuzey Irak’ta istikrarı sağlamak, Kuzey Irak göklerinde sürekli devriye uçuşu yapmak, Saddam’ın zulmünden kaçan Kürtlerin can güvenliğini temin etmek bahanesiyle İncirlik ve Batman’da üslenir. Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki Zaho bölgesinde de askerî karargâh oluşturulur. Sonraki yıllarda, sınırımıza Truva atı gibi yerleştirilen bu Çekiç Güç’ün, PKK’lı teröristlere yardım ettiği, lojistik destek sağladığı, helikopterlerle erzak ve askerî malzeme paketleri attığı, Türkiye’den kaçan teröristleri kamplarda sakladığı ortaya çıkacaktır. Çekiç Güç’ün asıl amacının Kuzey Irak’ı da içine alan bir Kürt devleti kurmak olduğunu Mısır’daki sağır sultan anlayacak ancak Türkiye’yi yönetenler bir türlü anlamak istemeyecektir. TBMM’de defalarca görev süresi uzatılan Çekiç Güç’ün görevi, Irak’ın kuzeyinde “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi” nin kurulmasıyla sona erer.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne “…bilmem ne bağı ile bağlı…” olduklarını söyleyerek hakaret edenler, binlerce insanın kanı üzerinde yürümeye devam etmektedir. Hepsini yazacağız…

Tülay Hergünlü

İstanbul, 24 Mart 2026