Ankara’da 7-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan NATO Zirvesi’ne otuz iki ülkenin liderleri ile birlikte ABD Başkanı Donald Trump da katılacak.
Haliyle Trump çok önemli…
Öteden beri ABD Başkanlarını ala-yı vala ile karşılama hastalığımız malum… Hemen pamuk eller milletin cebine daldırıldı ve yaklaşık 10 milyar lira harcanarak Esenboğa Havaalanı yenilendi. Trump’un uçağı rahat insin diye pistleri uzatıldı. Yenilenme sonunda havaalanının adı da “Ankara” olarak değiştirildi. Askerî Havaalanı statüsünden çıkarılarak “Ankara VIP Havalimanı” na çevrildi. Ulaştırma Bakanı, tesisin yalnızca askeri kullanım amacıyla hizmet veren bir meydan olmaktan çıkarılarak uluslararası düzeyde liderlerin kullanabileceği bir havacılık merkezine dönüştürüldüğünü söyledi.
Enerji ve iklim uzmanı Önder Algedik konuyu şöyle açıkladı: “Burası askeri bir havaalanıydı ve lojistik olarak kullanılıyordu. Ama şimdi şahsının havaalanı oluyor. Bunu saklamak için adına ‘Ankara’ dendi. Trump’ın uçağı insin diye pist uzatıldı. Uzatma gerekçesi ile şeker fabrikasına çöktüler. Böylece bir taşla 3-5 kuşu öldürdüler. Devlet Konukevi yapıldı ve kaçak saray tarafına kapı yapıldı. EGO (Ankara otobüs işletmesi) burası için çok sayıda toplu taşıma hattını yok etti, yolunu değiştirdi. Her protokol uçuşu ile Batıkent ve Eryaman halkı jet motoru sesi ile zıplayacak. Dahası var ama kimse konuşmuyor. Ankara siyasetinin konuşmaması, Atatürk Orman Çiftliği’ne çökülürken yaşanan sessizliğe benziyor.” (Basın)
Sonuçta gelen ABD Başkanı… Karşılayacak olan da bizim Cumhurbaşkanı…
Gariban Türk milleti aç midesine taş bağlar yine de ağırlar ABD Başkanını…
Gelelim yazının başlığına.
Ne demiştik? Biz bu filmi daha önce de görmüştük.
Yıl 1946. İktidarda Cumhuriyet Halk Partisi bulunmaktadır. Başbakan Şükrü Saraçoğlu, Cumhurbaşkanı ise İsmet İnönü’dür.
ABD, 1946’dan itibaren Türkiye ile yakından ilgilenmeye başlar.
ABD’nin en büyük savaş gemilerinden olan Missouri ve ona eşlik eden Providence zırhlısı Nisan ayında İstanbul’a gelir. Missouri, sözde dostluk mesajı olarak Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün naaşını da getirmiştir. Missouri’nin ziyareti ABD’nin, Sovyet tehdidine karşı Türkiye’yi destekleyeceği mesajını veren bir gövde gösterisi olarak nitelendirilir. Türkiye derin bir nefes alır…
Missouri zırhlısı, I. Dünya Savaşı’ndan kalma Yavuz, Sultanhisar ve Demirhisar gemileri tarafından Çanakkale’de karşılanır. İstanbul Boğazı’na girdiğinde ise Kızkulesi önünde “Welcome” (Hoş geldiniz) pankartıyla selamlanır. PTT, “Missouri” adlı 3 pulluk bir seri yayınlar. TEKEL ise 50 sigaralık özel bir sigara üretir. Hereke Halı Fabrikası’nda on sekiz küçük halı dokunur. Karaköy-Beşiktaş sahili arasındaki evler ve Beyoğlu’ndaki bazı binalar boyatılır; Taksim’e büyük bir Missouri resmi kondurulur.
Karşılamada Missouri’nin mürettebatı da unutulmamıştır.
Coniler için gece kulüpleri ve barların önüne “Welcome” ve “burada İngilizce konuşulur” yazılı tabelalar asılır. Amerikan askerlerini en iyi koşullarda “ağırlamak” ve “rahatlatmak” için İstanbul genelevleri beyaza boyanıp, hayat kadınları muayene edilerek, “mürettebatın emrine hazır” hâle getirilir. Dolmabahçe Sarayı’nın yanındaki Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii’nin minareleri arasına ve Kız Kulesi’ne “Welcome” mahyası asılmıştır.
Türk basınında sekiz sütunda Missouri başlıkları yer alır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez İngilizce manşet atılır.
Missouri’nin ziyaretinden sonra Türk- Amerikan baharı başlar. ABD’den elli milyon Dolar borç istenir. Borçların Tasfiyesi Anlaşması gereği ABD, Türkiye’nin 100 milyon dolar borcunu siler.
Ekonominin dış hesaplarında Atatürk döneminden gelen dış ticaret fazlasının son kaydedildiği yıl 1946’dır. Bu yıl ihracat yüzde 30, ithalat ise yüzde 20 artmasına rağmen 100 milyon dolar civarında ticaret fazlası sağlanmıştır. 1946 yılındaki hızlı büyüme altı yıllık savaş kayıplarını telafi etmiştir. II Dünya Savaşı sona erdiğinde Türkiye iki yüz elli milyon dolarlık döviz mevcuduna sahiptir.
Bu olumlu ekonomik tabloya rağmen, savaş sonrasında neden dış yardım arama çabasına girişilmiştir? Üstelik ABD yetkilileri Türkiye’nin, döviz ve altın rezervi bakımından güçlü bir durumda olduğunu açıklamaktadır.
Türkiye’nin savaş sonrasında “dış yardım arayan” bir ülke konumuna gelmesi ya da getirilmesi sadece ekonomik etkenlerle açıklanamaz. Uzmanlara göre bu durumda Türkiye-ABD yakınlaşmasının ve Türkiye’nin ekonomik politikasının oluşumunda dönemin politik ve ideolojik değişim ve gelişiminin doğrudan etkisi vardır. Kısaca, Türkiye’yi “dış yardım arayan” ülke konumuna düşüren etken büyük ölçüde ABD çıkarlarıdır.
Gazeteci yazar Cüneyt Arcayürek şu tespitte bulunur: “Türk-Amerikan ilişkilerinin gelişmesi de Sovyetlerle Türkiye arasındaki diplomatik çatışmalara gebe yıllar olmuştur. Bir başka açıdan bu yıllara, Türkiye’nin tümüyle ABD yörüngesine oturmaya başladığı yıllar gözüyle de bakılabilir. Yani Sovyetlerin sert tutumu kapıyı açtı, ABD içeri girdi!”
Missouri’nin ardından Amerikan gemilerinin Türkiye ziyaretleri devam eder.
Kasım’da Randolph Uçak gemisi ile Perry, Fargo ve Donner adlı gemiler, İzmir limanına demir atar. I. Dünya Savaşı’nda, Dolmabahçe’de demirleyen düşman gemileri “geldikleri gibi gitmişlerdir” ancak bu kez başka bir ülkenin gemileri Türkiye limanlarını mesken tutmuştur. Bunlara ileride İngiliz Savaş gemileri de katılacaktır.
Devam edecek...
Tülay Hergünlü
Çanakkale, 16 Haziran 2026