Haziran ayında hem Kadıköy hem Sarıyer'de fuarlar oldu. Her ikisine iştirak edip gözlem yapma fırsatım oldu. Öncelikle Kadıköy'den başlamak daha mantıklı olabilir.
Daha evvel Acıbadem'deki Tepe Nautilus AVM arkasında bir Kadıköy Kitap Fuarı'na katılmıştım. Tepe Nautilus, yıllardır gittiğim ve sevdiğim bir alışveriş merkezidir. Ancak, yine de otopark kısmını oraya gelen insanların görmesi ve orada bir fuar olduğundan haberdar olması zordur. Ön tarafında Marmaray ve Sabiha Gökçen metro hatları olmasına rağmen otoparkın kuytuda kalan yapısı buna müsaade etmiyordu. Bu seferki fuar ise, onun tam aksine Kadıköy'ün en merkezi ve işlek yerlerinden birisinde yapılmıştı. Hasanpaşa ve Söğütlüçeşme'nin kesişim noktasında yer alan Kadıköy Belediyesi'nin binasının bahçesi idi adres bu defa. Marmaray ve metrobüs gibi iki önemli ulaşım hattının belediye binasının karşısında ciddi bir yoğunluk yarattığı su götürmez gerçekti.
Fuarın nasıl geçtiğine gelince, bu konuda çok abartı bir beyanda bulunmak doğru olmaz. Bir hareketlilik ve ilgi elbette vardı. Ancak, bunun kitap alımlarına yansıması Kadıköy gibi bir ilçeye göre çok devasa boyutlarda değildi. Türkiye tarihinin Beyoğlu, Fatih ile beraber belki de birkaç kültür merkezi ilçesinden birisi olan bir yerde bundan çok daha fazla verim beklemek doğal bir şeydi. Ama madalyonun diğer yüzünden bir değerlendirme de yapacak olursak, yaz fuarı olması sebebiyle fuarı ayrı kılan bazı noktalar da mevcuttu. Birçok fuarda olan öğrencilerin fuarı akın etmesi durumu burada olmamıştı. Ziyarete gelenlerin büyük çoğunluğu reşit kitapseverlerden oluşuyordu. Kadıköy'de yaşlı nüfusun fazla olması, ilçeye nükseden kültürel kuruluşların da sayıca çok olmaları gibi faktörler fuarda da kendini belli ediyordu. Yaşı ileri çok fazla ziyaretçi vardı fuarda.
Salı günü Türkiye Yazarlar Sendikası'nı temsilen stantta görevli oldum. Bu sürede insanları inceleme gözlemim de oldu. Standa gelen iki kız çocuğundan birisi, "Müge Anlı'nın kitabı mı bu?" diye bana sormuştu. Bunun üzerine öteki arkadaşına, "Müge Anlı yazar değil ki." demişti. Bu durum, televizyonların insanları etkileme gücünü ortaya koyuyordu.
Cumartesi günü Refah Partili bir siyasi heyeti de fuarı ziyaret gelmişti. Yazarlarla, standlarda ilginç muhabbetler ediyorlardı. Hatta, yanı başımda duran sosyalist yazara denk gelmişti. "Bakmayın, bizim de gönlümüz solda. Biz de muhalifiz." demişti heyet içinden birisi. Epey zıttı olan birisi ile muhabbet ediyordu. Aşırı sağ, aşırı sol muhabbeti gibi bir şey olmuştu. Ama daha ilginç bir söz de etmişti: Medyalarının olmadığını, ambargoya uğradıklarını ifade ediyorlardı. Bu durum medya sektörünün kapsayıcılığını ortaya koyuyordu.
Kadıköy Kitap Fuarı'nda belediyeye ait olan Gazete Kadıköy'ün ziyaretçilere ücretsiz dağıtılması da söz konusuydu. Basılı gazete olmasına karşılık ücretsiz bir gazete idi. Haftalık çıkıyordu. Ücreti yoktu. Belediyenin ve devlet gücünün bir gazeteye nüksetmesinin yarattığı pozitif enerjiyi bu durum çok güzel açıklıyordu.
Sarıyer Kitap Fuarı'ndan da biraz bahsetmek isterim. Her yıl olduğu gibi, bu sene de Sarıyer Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı'nda yapılmıştı. Önceki sene yapılan fuarda olduğu gibi bu sene de katılan her yazara kutuda kalem hediye ediliyordu. Fuar görevlileri, katılan yazarlarla tek tek bir isteklerinin olup olmadığına dair sorular soruyor, bir malikaneye özel olarak davet edilen konuklara gösterilen ilgiyi gösteriyorlardı. Defalarca ikramlar dağıttılar. Belediye başkanı çok kibar bir organizatör olmalıydı. Eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi yazıcı gibi Oktay Aksu da fuarlarla çok ilgilenen bir yapıya sahipti. Ancak, nezaket ve hassasiyeti, yazarlara yaptığı jestler Şadi Yazıcı'yı dahi sollardı.
Fuarda, Türkiye'nin önemli ve duayen senaristlerinden Gülsüm Öz, imza arkadaşım olmuştu. Kendisi ile uzun uzun sektörel sohbet etme şansımız hasıl oldu. Kendisinden öğrendiğime göre Doğan Kitap 100 sayfa bir kitabı basmaya 450 bin lira talep etmiştir. Bu duruma dair önceden de şüphelerim vardı. Cinius Yayınevi gibi yayınevlerinin bu kadar taşlanmasını doğru bulmuyordum. En nihayetinde her yayınevinin amacı ticaret yapmaktı. Holding yayınevlerinde bu ticaretin hacmi daha da artıyordu.
Fuar alanında kendisine ayrılan standda oturan yazar Cemil Kılıç ise, medyatik bilinirliğin aksine fuarda pek ziyaretçi göremiyordu. Her ünlü yazarın da Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, İpek Ongun gibi kuyruk oluşturma potansiyeli olmaz. Cemil Kılıç da buna örnektir. Burada yazılan türler de büyük ölçüde etkili olabilir.
Kendim ise abartı olmamakla beraber birtakım kitaplara imza atmıştım. En Burjuva Çevresinden Evsizlerin Dünyasına ve Zamanın Felsefesi kitaplarını imzalamıştım...
Buradan, Sarıyer Belediye Başkanı Mustafa Oktay Aksu'ya yazarları her sene saray konforunda ağırladığı için teşekkür etmek istiyorum. Umarım yeni fuarlar da düzenlerler.