Türk Milleti’ne büyük suikast -3-

Hergünlü/Mali Müşavir

 

 

Emperyalist devletler, misyonerlik faaliyetleri ve çeşitli siyasi girişimler aracılığıyla Anadolu ve çevresinde istihbarat çalışmalarını sürdürürken Osmanlı Devleti de dinî, etnik ve milliyetçi nitelikteki ayaklanmalarla mücadele etmektedir.

1806’da Babanzade Abdurrahman Paşa ile başlayan Kürt isyanları, yıllar içinde çok sayıda can ve mal kaybına yol açar. Osmanlı yönetiminin aşiretleri merkezi otoriteye bağlama çabaları ise bölgedeki etnik ve dinî gerilimleri artırır; büyük göç hareketlerine neden olur. Bu isyanlardan bazılarını kısaca hatırlayalım:  

1843-1847 - Mîr Bedirhan İsyanı: Bedirhan Bey, Cizre-Botan Miri ve Bedirhan ailesinin reisidir. Dönemin en büyük ve kapsamlı Kürt ayaklanmalarından biri olan isyan, Osmanlı ordusu tarafından bastırılır. Bedirhan Bey ve ailesi Girit’e sürülür, Botan Emirliği’ne son verilir.

1854-1855 - Yezdanşir İsyanı: Bedirhan Bey’in yeğeni Yezdanşir, Bitlis, Van ve Musul çevresinde Osmanlı yönetimine karşı ayaklanır;  bazı bölgeleri geçici olarak kontrolü altına alır.

Aynı dönemde özellikle Çukurova, Kozan ve Gâvur Dağları’nda yaşayan Avşar, Türkmen ve Kürt aşiretleri de devlete vergi ve asker vermeyi reddetmektedir. Bunun üzerine 1865-1866 yıllarında bölgeye Fırka-i Islâhiyye (Islahat Ordusu) gönderili. Yerel beylikler tasfiye edilir, aşiretler yerleşik düzene geçirilmeye çalışılır.

Ancak isyanlar sona ermez.

1872 - Bedirhan Hüseyin Kenan Paşa İsyanı: Eski Botan Emiri Mir Bedirhan Bey’in oğullarından Hüseyin Kenan Paşa’nın adıyla anılan, Botan bölgesinde meydana gelen yerel nitelikli bir isyandır. 

1877-1878 - İkinci Bedirhan İsyanı: Bedirhan Bey’in oğulları Osman Paşa ve Hüseyin Kenan Paşa’nın öncülüğünde, Cizre, Siirt ve Mardin’de meydana gelir. Rusya’nın da bu süreçte destek verdiği ileri sürülmektedir.

1880-1881- Şeyh Ubeydullah İsyanı: Nakşibendî şeyhi Şeyh Ubeydullah Nehri liderliğinde, Hakkâri ve İran sınırında patlak verir. Osmanlı ve Kaçar Hanedanı yönetimindeki İran topraklarını kapsayan bu hareket, bağımsız bir Kürt siyasi yapısı kurma hedefiyle yürütülen silahlı ve siyasi bir ayaklanmadır.

Bedirhan Bey’in oğullarından Emin Ali Bedirhan, kardeşi Mithat Bedirhan ile birlikte Bayburt ve Erzincan çevresinde Osmanlı birlikleriyle yaşanan çatışmaların ardından teslim olur. (1889)

Emin Ali Bedirhan, 1908’de kurulan Kürt Dayanışma ve Terakki Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alacak, 1918’de kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin ise ikinci başkanı olacaktır. Kardeşi Mikdat Bedirhan, Kahire’de ilk Kürtçe gazete çıkaran kişidir. Emin Ali Bedirhan aynı zamanda Celadet Ali, Kamuran Ali ve Süreyya Bedirhan’ın babasıdır.

Bedirhan ailesinin bazı fertleri, Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Botan Emirliği’ni yeniden kurmak ve bölgede özerk bir Kürt siyasi yapısı oluşturmak amacıyla yürütülen siyasi ve silahlı hareketlerde yer almıştır. Ailenin bazı üyeleri, Osmanlı Cumhuriyet yönetimlerine karşı yürütülen mücadelelerde İngiltere, Çarlık Rusyası, Fransa ve Yunanistan gibi dönemin büyük güçleriyle diplomatik,  siyasi ve hatta askerî temaslarda bulunmuş, onlardan destek almıştır.

Bu temasların en dikkat çekici örneklerinden biri, 1927’de kurulan Hoybun Cemiyeti ve 1927-1930 Ağrı isyanları sürecidir. Bedirhan ailesinden Celadet Ali, Süreyya ve Kamuran Bedirhan gibi isimlerin yönetiminde yer aldığı Hoybun Cemiyeti, Fransa’nın koruması altında bulunan Ermeni’lerin Taşnak örgütünün temsilcileriyle iş birliği yapmıştır. Hoybun, 1928’de Halep’te Taşnaklarla resmî bir ittifak anlaşması imzalamıştır. Hoybun-Taşnak ittifakı, Ağrı isyanları sürecinde de etkili olmuştur.    

Kürt isyanları sürerken Osmanlı Devleti bir yandan da azınlık sorunlarıyla uğraşmaktadır. İngiltere ve Fransa, yaklaşan Paris Antlaşması öncesinde Osmanlı yönetimi üzerindeki baskılarını artırır.  Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa’nın öncülüğünde hazırlanan Islahat Fermanı, 18 Şubat 1856’da ilan edilir. Fermanın hazırlanmasında, “Osmanlı’daki Hristiyanların haklarını koruma” iddiası öne sürülürken, Osmanlı yönetiminin temel amaçlarından biri de Avrupalı devletlerin imparatorluğun iç işlerine müdahalesini sınırlandırmaktır.  

Gayrimüslim tebaaya geniş haklar ve ayrıcalıklar tanıyan fermanla devlet memurluğunun ve askeri okulların kapıları açılır. Askerlik yapmak istemeyenlere bedelli askerlik imkânı getirilir. Karma mahkemeler kurulur; gayrimüslimlerin kendi dillerinde yemin etmelerine olanak tanınır. Yabancı uyruklulara ve gayrimüslimlere Osmanlı topraklarında mülk edinme hakkı verilir.

Ancak bütün bu düzenlemeler, imparatorluğun çözülme sürecini durdurmaya yetmeyecektir.

Ermeniler, 1862’de Kahramanmaraş’ın Zeytun bölgesinde (bugünkü Süleymanlı) ayaklanır. Gerekçeler  Kürtlerin talepleriyle aynıdır: Vergi vermemek ve merkezi yönetimin otoritesinden bağımsız yaşamak. Zeytun olayları, ilerleyen yıllarda büyüyecek olan Ermeni sorununun önemli dönüm noktalarından biri olacaktır.

Kürt isyanlarının devam eden halkalarından biri de Dersim’de (Tunceli) yaşanan ayaklanmalardır. 19. yüzyılın ortalarından Cumhuriyet dönemine uzanan süreçte, Dersim’de merkezî yönetime karşı birçok silahlı hareket meydana gelir.   İlk isyan 1847’de İngilizlerin kışkırtmasıyla başlar. Sonrasında 1877-1878, 1885, 1892-1895, 1907, 1911, 1914, 1916, 1920-1921 ve son olarak 1937-1938 yılları bu çatışmaların öne çıkan dönemleridir.   

Dersim ayaklanmalarının en önemlilerinden biri 1916’da yaşanan ve bazı kaynaklarda “İlk Tertele” olarak anılan ayaklanmadır. I. Dünya Savaşı sürerken Rus ordusunun Doğu Anadolu’da ilerlemesini fırsat bilen bazı aşiretler karakollara veğ ileri sürülmektedir. Ayaklanma, Osmanlı Üçüncü Ordu tarafından bastırılır.   

Anadolu’da yaşanan isyanların arka planına bakıldığında, İngiltere, Rusya ve Fransa gibi büyük devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki çıkarları doğrultusunda bölgedeki isyanları desteklediği ve kendi siyasi hedefleri için kullandığı tarihsel bir gerçektir.  

Devam edecek…

 

Tülay Hergünlü

İstanbul, 28 Ekim 2026