Vicdan Tutulması...

Meltem Kaynas

İyice zıvanadan çıktık! Tepeden tırnağa pislik içinde yüzüyoruz! Bebeklere tecavüz edip katleden, hayvanların bacaklarını kesen, gözlerini oyan, zevk için boğazlayan insanlar olduk! İnsanın imanının göstergesidir “ahlâk”, vicdanlarımızla beraber çürüdü gitti maalesef! Nezaket, kibarlık, saygı, sevgi, kulaklarımızda sadece tatlı birer esinti… Toplum ahlâk yoksunu olunca, devlette “ahlâk” aranır mı? Siyaset için, koltuk uğruna feda edemeyecekleri değer kalmadı. Ahlâksızlıkta, adaletsizlikte, yalan dolanda sınır tanımıyorlar. Seviyesizlik boyu aştı! Ne hak kaldı, ne hukuk! Devletin dini “adalettir” denir ya, rahmetlinin kemikleri bile kalmadı! Geçtim devleti, siyaseti, siyasetçiyi… Eyy toplum çöküyorsun, farkında mısın? Çatır çatır çöküyoruz hem de… Ahlâksızlığın arttıkça, arsızlaştıkça dibe oturuyorsun, çamura saplanıyorsun daha fazla! Kendini akıllı sanıyorsun da aklını kiraya vermişler, haberin yok! Oyuncak olmuş dinin, îmanın! Halâ kendini “dindar” sanıyorsun! Nereyi gösterirlerse oraya bakıyorsun, en doğrusu o sanıyorsun! Vicdanları tutulmuşların, gönüllü şakşakçılığını yaptırıyorlar sana, ayakta uyuyorsun! İşletmediğin aklınla, ar damarı çatlamışları besliyorsun, medet umuyorsun kararmış vicdanlardan. Be hey akılsız! Senin akılsızlığın ve cehaletin besliyor o ahlâk yoksunlarını, halâ anlamıyor musun? Baksana kendine, neredesin, nereye gidiyorsun… Gittiğin yeri ben söyleyeyim; cehennemin ta dibine yuvarlanıyorsun! Gerçeği örtene “kâfir” denir, bilmem biliyor musun? Seni, beni küfürlerine alet ediyorlar farkında mısın? İçimizi boşaltılıp, pislikle dolduruyorlar, irin akıyor her yerimizden, görmüyor musun? Bırak onu bunu artık, dön kendine bak! Yarın Hakkın divanına leş gibi çıkacaksın, git de gönlünü yıka biraz! “Gerçeği örtenlerle” anılmasın adın! Boşa uğraşırsın, kurtarmaz seni ne orucun ne de namazın! Hayatını “elif” gibi yaşamadıysan, nokta kadar menfaat için eğildiysen virgül gibi; insan sayma kendini! Yaratıcından başkasına boyun eğme ki, huzurda “kıyam” etmeye hakkın olsun! Ahlâk lâzım bize, sızlayan vicdan ve çatlamamış ar damarı lâzım bundan sonra, işleyen akıl lazım hepimize… Gerçeği örten kâfirlere karşı, tunç gibi sağlam vicdanlar lazım bize… Bırakın şu irin deryasının kaptanlarını… Gırtlağına kadar riyaya, yalana, şirke, kibre batmışların peşinden gitmeyi bırakın! Onlar batmış, siz de batırmayın kendinizi! Her ne yaptıysak bugüne kadar, bundan sonramızı kurtaralım bari… Halâ kemendi boynumuza dolanmamışken Hakk’ın, kurtulalım şu müsveddelikten, azıcık insan olalım! Gün, sıkı bir tövbe edip taraf olma günüdür! Ya ahlâktan, iyilikten, güzellikten, akıldan, vicdandan yana taraf olup kurtuluş için ümidimiz olacak, ya da yalandan, pislikten, kötülükten, beslenenlerin tarafında yer alıp cehennemin dibine kadar yol bulacağız! Karar sizin!