Yazın tam ortasındayız. Bu aralar birçok meslekte izinler kullanılıyor, tatile veya memlekete giden insanların vakit buldukça kitap okumaları da olağan bir durum.
Kitap dünyası ekseriyetle romanlar, öyküler, şiirler ile akademik kitaplar arasına sıkışmış durumdadır. Yani, bu pencereden bakarsak kitap denilince insanların aklına kurgu türleri ile akademik kitaplar öncelikle gelmektedir.
Ancak, bu kaba taslak algıda seçicilik, anı, deneme, gezi yazısı gibi türleri ıskalar. Bu türler, ne akademik yapıtlar aşırı rasyonel ne de tahayyül merkezli edebiyat gibi aşırı romantiktirler. Belki de rasyonalite ve romantizmin tam ortasındadırlar.
Bu tür yapıtlar, kişilerin deneyimlerinden de ciddi ölçüde beslendikleri için daha özgün bilgiler verme potansiyeline fazlasıyla haizdirler. Bir roman yer yer kurmaca bilgilerle hakikati sisli olarak size sunup, bir akademik kitap katı şablonlara bağlılık dolasıyla kişisel deneyim ve kanaatleri aforoz ederken bu tür kitaplar, gerçeği en doğal, en çok kaynaklı şekilde size sunabilirler.
"Google'da gezilen bölgelere dair bilgiler zaten var. Ne gereği var ki bu tür kitaplarla vakit kaybetmeye?" diye düşünenler olabilir. Ancak, bir örnek: Geçen gün Silivri McDonald's şubesi için Google'da 7/24 açık ibaresi yer alıyordu. McDonald's müşteri hizmetlerine telefon ederek mevcut şubenin çalışma saatlerimi sorduğumda ise aldığım yanıt gece 02.00 idi. Bu, internette yazan birçok bilginin doğruluk değerinin sorgulanmaya müsait olduğunu gösteriyor. Nereden dijital veri tabanlarına düştüğü belirsiz bilgiler ile şahsen bir bölgeyi gezip gören, derinlemesine gözlemler yapan dahası mürekkebine sezgilerini de katan kimsenin elindem çıkan bir metin kesinlikle aynı olmaz. Bu yüzdendir ki bu tarz kitapların da okunması, okutulması gereklidir.
Velev ki, garip gelebilir ama koşullar uygun olsa ve fırsat olsa, sadece bu türler üzerine seçici ve kaliteli yayıncılık yapan bir butik yayınevi kurmak isterdim. Bu sayede, edebiyatın yalnızca kurmaca ve tahayyül türlerinden ibaret olmadığı çok güçlü şekilde vurgulanmış olabilirdi.
Tam yukarıda bahsettiğim türlere uygun olan birisi anı, öteki gezi yazısı (eskiye bağlı olanlar seyahatname derlerdi) iki eseri yaz aylarında okumanız için tavsiye listesine ekleyebilirim.
Bunlardan ilki Gazeteci Yazar Mine Kırıkkanat'ın New York Rüyaların Başkenti isimli eseridir. Eserin dili oldukça akıcıdır. Amerika'nın metropolüne dair ilginç bilgileri okuru sıkmadan, gayet doğal bir lisanla aktarır. Amerika'nın kanayan yarası olan evsizlerden de metin arasında bahseder. Kırmızı Kedi Yayınevi'nden çıkmıştır.
Öteki önerim ise Özkan Bozkurt'un Sarı Mikrofon eseridir. Bir oturuşta bitirilecek, anı türünde bir eserdir. İlk eserin aksinw yazar kişisel duygularına biraz daha fazla yer vermiştir. Bu, tamamen gezi yazısı ve anı türleri arasındaki farkları lanse eden bir nüanstır. Bu kitapta da yazar, son derece akıcı bir dil kullanmıştır. Kocaeli'den Hatay'a uzanan bir meslek inşa etme çabasını anlatır. Bunu anlatırken medya dünyasındaki ücretsiz çalıştırmalara ve meşakkatlere de değinir. Bu kitap ise Poesis Yayınları'dan çıkmıştır.
Dipnot: Okumadığım veya okuyup dilini, konusunu beğenmediğim hiçbir kitabı önermem. Bu konuda da içiniz rahat olabilir. Mutlu bir yaz dilerim. Esen kalın.



























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.