• BIST 1.120
  • Altın 459,179
  • Dolar 7,6108
  • Euro 8,8768
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 27 °C

Hata

Emin Varol

Türklük bilinci, Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün güvencesidir. Bu topraklarda yaşayanlarla birlikte yaşamak ve geleceği beraber inşa etmek iradesini gösteren herkes Türk'tür. Bu ülkenin kuruluş felsefesinin dayandığı temel budur. Bu bize miras kalmıştır. Varislerin veraseti değiştirme hakkı yoktur. Türklüğü kabul etmeyenin de bu topraklarda mülk edinme ve barınma hakkı yoktur. Bu devleti, canları ve kanları pahasına, kuranlar "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" ve "Ne mutlu Türküm diyene" diyor. PKK terör örgütünü etkisizleştirmenin yolu "Türklük" ulusal bilincini yaygınlaştırmaktan ve güçlendirmekten geçer. Bunu kavrayamayan AKP iktidarı, yapılması gerekenin tam tersini yaparak büyük bir aymazlık sergilemiştir. "Ulusalcılarla hesaplaşma zamanı gelmiştir" diyen zihniyet, "Açılım süreci" adı altında, bir ihanet süreci başlatmış, sıfırlanmış durumda olan terörü yeniden palazlandırmış ve ülkenin başına bela etmiştir. Ulusal bilinci etkisizleştirmek için, nerede bir "Ne mutlu Türküm diyene" yazılı levha varsa indirilmiş, ulusal bayramların kutlanması kısıtlanmış, okullardan "Andımız" kaldırılmış, Milli Mücadeleyi ve Atatürk'ü unutturmak için büyük caba harcanmıştır. Hazırlanan bu ortamdan yararlanan terör örgütü siyasi arenada yerini almış ve siyasi uzantısı olan bir partiyi TBMM'ne sokmayı başarmıştır. Gelişen olaylar, terör örgütüyle müzakere edilerek bir yere varılamayacağını kanıtlamış ve terör örgütüyle mücadele süreci başlamıştır. Zamanında yapılan büyük hataların bedelini, şehit ve gaziler vererek, ağır bir biçimde ödemeye mahkum olduk. Siyasi arenada terör örgütünü temsilcileriyle de mücadele kaçınılmaz hale geldi. Bu meyanda bazı siyasiler ve malum partinin eş başkanı tutuklandı. Bu zatın tutuklanmasına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan itiraz netice verdi ve AİHM tutukluluk halinin son bulmasına ve Türk hükümetinin tazminat ödemesine karar verdi. AİHM'si tutuklamayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı buldu. Adalet Bakanı, son sözü Türk yargısının söyleyeceğini beyan etti. Başkan Erdoğan, "Bu karar biz bağlamaz, gerekli karşı hamleyi yapar, işi bitiririz" diyerek garip bir beyanatta bulundu. Bu beyanat gerçekten anlaşılması güç ve garip bir beyanattır. Çünkü, Anayasanın 90. Maddesi "Usulüne göre yürürlüğe konmuş anlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası anlaşmalarla kanunların aynı konuda faklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletler arası anlaşmalar hükümleri esas alınır" der. AİHM'si kararları bizim için bağlayıcıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin altında Türk Devletinin de imzası var. Şimdi hangi karşı hamleyi yapacağız ve işi bitireceğiz? Attığımız imzayı inkar mı edeceğiz? Böyle bir politika izlersek uluslar arası arenada saygınlığımız ne olur? Türkiye artık ciddiye alınmaz. Yok bu sözler halkın gazını almak için söylenmişse, bu ciddiyetsizliğin ve sorumsuzluğun bir kanıtı olur.  

Bu yazı toplam 188 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.