• BIST 14778.06
  • Altın 6337.84
  • Dolar 46.4412
  • Euro 53.279
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 29 °C

Anayasa

Emin Varol

 

Milletvekili seçimlerinde kullanmış olduğumuz oy pusulası, milletvekili adayıyla yapmış olduğumuz bir akittir. Buna göre; milletvekili adayına, benim adıma egemenlik hakkını, anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla, bir seçim dönemi için kullanabilirsin diyoruz. Yani benim adıma kanun yapabilirsin. Seçilmiş milletvekili adayı da milletvekili olabilmek için, mecliste anayasaya sadık kalacağına namus ve şerefi üzerine, Türk milletinin önünde, yemin ediyor. Milletvekilinin seçmenden aldığı yetki, anayasaya sadık kalarak, kanun yapmaktır. Milletvekillerinin yeni anayasa yapma yetkisi yoktur. Milletvekillerinin yeni anayasa yapmaya kalkmaları seçmenle yapmış oldukları akittin bozulması demektir. Bu durumda milletvekilleri meşruiyetini kaybeder. Bu durumda milletin egemenlik hakkı gasp edilmiş olur. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi ortadan kalkar. Anayasa çiğnenmiş olur. Anayasa millete emanet edildiğine göre; milletin emanete sahip çıkma hakkı doğar. Anayasayı korumak ve kollamak için anayasal direnme hakkı doğar. Milletvekilleri, anayasada belirtilen şekilde, anayasayı değiştirebilir. Fakat yeni anayasa yapamaz.

Yeni anayasa yapmak gerekiyorsa, bir referandumla millete, yeni anayasa isteyip istemediği sorulur. Çünkü anayasa toplumsal bir sözleşmedir. Şayet millet yeni anayasa istiyorsa seçimle bir kurucu meclis oluşturulur. Bu meclis yeni bir anayasa yapar. Bu yeni yapılan anayasa referanduma sunularak milletin onayı alınır. Yeni anayasa yapılmış olur.

Bu iktidar döneminde 186 maddeden oluşan anayasanın 135’den fazla maddesi değiştirildi. Şimdi bu yeni anayasa niçin gündeme getiriliyor? Mevcut anayasaya göre yeni anayasa ne gibi yenilikler getirecek? Bu sorunun cevabı yok. Aslında milletin yeni bir anayasa talebi de yok. Şayet AKP’li Cumhurbaşkanı ömür boyu cumhurbaşkanlığı makamını işgal etmek istiyorsa, bu tuzağa millet düşmemelidir.

Bugün içine düştüğümüz çıkmazın en büyük nedeni; tek adam rejimidir. Çöküntü tek adam rejimine geçtikten sonra ivme kazanmıştır. Her kararın bir kişinin iki dudağı arasına bırakılmış olması ülkeyi çıkmaza sürüklemiştir. Yapılacak iş; bir anayasa değişikliğiyle, tek adam rejiminden demokratik parlamenter sisteme geçmektir. Kuvvetler ayrılığını gerçekleştirmek, yargıyı siyasetin güdümünden kurtarmak, hukuk devletini yeniden tesis etmektir. Çünkü adaletin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz.

İçine düştüğümüz ekonomik çıkmazdan çıkmanın yolu yargının bağımsızlığında geçer. Hukukla ekonomi birbirine göbekten bağlıdır. Enflasyonu indirmenin yolu üretimi artırmaktır. Bunun içinde yatırım yapılması gerekir. Sermayedarın yatırım yapması için önünü görmesi, piyasaya güven duyması bu işin olmazsa olmazıdır. Sermayedar haksızlığa uğradığı zaman hakkını alabileceğine inanmalıdır. Buda ancak bir hukuk devletinde olur. Yargının tarafsız ve bağımsızlığını güvence altına almak kaçınılmazdır. 

 

                                                                                                                      18.Haziran.2026  

                                                                                                                             Pendik

                                                                                                                        Emin Varol         

Bu yazı toplam 19 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.