“Terörsüz Türkiye” söylemiyle başlatılan yeni bir açılım sürecinin sonucunu iyi düşünmek gerekir. Gerçek şu ki; Türk Silahlı Kuvvetleri ve Güvenlik Güçleri PKK terör örgütünün belini kırmış ve ülkeyi terörden arındırmıştır. Bir süre önce İç İşleri Bakanı “Türkiye’de 200 terörist var, bunları da ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz” diyerek, ülkenin terörden arındırıldığını söyledi. Peki, o zaman “Terörsüz Türkiye” açılımının amacı nedir? Bu soruyu yanıtlamak için; terörist başının 21 Nisan ve 30 Mayıs 2025’te İmralı heyetiyle ile yaptığı görüşmelerde söylediklerine bakalım.
“Türkiye federasyondan çok çekiniyor. Bilerek özerklik demiyorum, yerel demokrasi diyorum. Ama bu dünyanın her tarafında özerkliktir. Seçilen belediye başkanı dışında vali yoktur. Yerel polis, yerel yapılar belediyeye bağlıdır. Türkiye’ye de böyle bir demokrasi çerçevesi çizeceğiz.”
Yani Türkiye’yi parçalama amacına terör yoluyla ulaşamadıklarını, bunun yerine demokratikleşme yutturmacasını devreye aldıklarını söylüyor.
Bu oyun ne derece hayata geçirilebilir? Olanlara baktığımızda, Türkiye’nin bu oyuna gelme olasılığını göz ardı edemeyiz. Bu süreci, iktidar payandası, Bahçeli başlattı. Öcalan, örgütü feshettiğini ve silahları bıraktığını açıklasın, gelsin Mecliste, DEM Parti gurup toplantısında konuşsun dedi. Ardından, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu. Öcalan, örgütün kendini feshetme ve silahları bırakması talimatı verdi. Fakat bu talimatın hayata geçmesi gerçekleşmedi. Gelişmeler Öcalan’ın PKK terör örgütü üzerinde pek etkisinin olmadığını kanıtlar biçimde. Öcalan’ın sürece katkısını artırmak ve örgüt üzerindeki etkisini artırmak amacıyla kendisine bir statü verilmesi fikride yine Bahçeli’nin. Bahçeli’ye göre bu statü “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olmalı. Yani “Terörsüz Türkiye” açılımı Öcalan’ın güdümünde yürütülmeli. Örgüt üzerindeki etkisi, nerdeyse, sıfırlanmış birisine koordinatörlük statüsü vermenin sürece ne gibi bir katkısı olabilir?
Önce Türkiye’yi federe bir devlet haline getirip, sonra Suriye, Irak ve İran’daki guruplarla birleşerek Ortadoğu coğrafyasında bir Kürt devleti kurmak amacıyla kurulmuş olan PKK terör örgütü silahlı eylemle amacına ulaşamayacağını anlamış, amaca ulaşmayı başka yollarla gerçekleştirmenin peşine düşmüştür. Türkiye’de, yapay olarak, oluşturulmuş Kürt sorununa demokratikleşme yoluyla çözüm üretmenin peşine düşmüştür. Demokratikleşme postuna bürünerek ülkenin parçalanmasına zemin hazırlamasına fırsat verilmemelidir.
Ortadoğu da bir Kürt devleti kurulması Siyonist bir projedir. Bu Büyük Ortadoğu projesinin bir parçasıdır. Bizim, Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanı olduğumuzu AKP’li Cumhurbaşkanı söylemedi mi? “Terörsüz Türkiye” açılımını bu açıdan değerlendirmek gerekir.
23.Mayıs.2026
Pendik
Emin Varol



























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.