• BIST 14514.82
  • Altın 7129.16
  • Dolar 48.0359
  • Euro 56.1495
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 34 °C

ZANNETMEK, SANMAK, BELİRSİZLİK

SİBEL ÇEÇEN

 

Belirsizlik, insan zihninin en az tahammül edebildiği durumdur. 

Tamamlanmamış bir tablo, yarım kalmış bir cümle ya da kaynağı belirsiz bir fısıltı, zihinde bir boşluk yaratır. Zihin ise boşluktan korkar; onu tek bir an dahi sessiz bırakmaya tahammül edemez. Bu yüzden bilinmeyenin karşısında durduğunda, beklemek yerine kurmaya başlar. 

Parçaları bir araya getiren bir mimar gibi değil; bulduğu gördüğü,duyduğu,
anlamlandırdığı tüm verileri ve her taşı boşluğa yerleştiren bir hayalperest gibi hareket eder. Ve hatta ​bu süreçte rastlantılar, kaçınılmaz olarak anlam yüklü simgelere dönüşür. Sokaktan geçen bir yabancının bakışı, duvarda beliren bir gölge,tesadüfen kulağa çalınan şarkılar, sosyal medyadan karşısına çıkan bir fotoğraf karesi veya tesadüfen duyulan bir kelime... !!!
Zihin, aradığı delili bulmak için dış dünyayı tararken aslında kendi içindeki senaryoya uygun malzemeleri toplar farkında olmadan. 
Buradaki ironi şudur: Zihin bir gerçeği keşfettiğini sanır, oysa yaptığı şey yalnızca kendi kurgusuna delil devşirmektir.!!!
 İşaretler nesnel birer gerçeklik olmaktan çıkar, öznel beklentilerin ve korkuların birer yansıması haline gelir.

​Felsefi açıdan bu durum, insanın hakikatle kurduğu kırılgan ilişkiyi gözler önüne serer. 
Anlam, nesnenin bünyesinde var olan hazır bir öz müdür?, yoksa zihnin kaosa tahammül edemeyip ona dayattığı bir düzen mi? 
Bilinmeyenin derinliği karşısında dehşete düşen birey, hakikatin soğuk ve belirsiz yüzündense, kendi zihninin ürettiği kurgusal senaryoların sıcaklığına sığınır. Ne acı...
Çünkü yanlış da olsa tamamlanmış bir anlatı, ucu açık bir belirsizlikten her zaman daha konforludur.
​Ancak bu arayış bir kısır döngüdür aslında. Kurulan her senaryo yeni boşluklar doğurur ve her yeni boşluk daha fazla "işaret" aramayı gerektirir. Zihin, kendi inşa ettiği anlatının içinde hapsolurken, topladığı her delille hakikatten biraz daha uzaklaşır. Nihayetinde insanı yanıltan şey gerçeğin saklı olması değil, zihnin belirsizliğe tahammül edemeyip kendi illüzyonunu hakikat sanma eğilimidir.
Gerçeklikten uzaklaşan bir zihin bu hakikatle ancak gerçekler birgün tokat gibi yüzüne vurduğunda yüzleşir. O zaman da herşey için geç kalmıştır.
Zannetmek,sanmak ve belirsizlik bir nevi zihni kemiren ve yakan bir mekanizmanın yakıtıdır.

​Zihnin kendi yarattığı hapishanede, belirsizlikten kaçarken düşülen zannetme tuzağı insanı boşluğa götürür.!!!

Sibel ÇEÇEN

Bu yazı toplam 54 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.