Ok yaydan çıktı. Ekonomik sıkıntı, cumhuriyet tarihinde, görülmemiş boyuta ulaştı. 25 Eylül Cuma günü, emeklilerin sıkıntılarını dile getirmek için Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde toplanan emeklilerden, emekli polis Ali Şekeroğlu, “Artık dayanacak gücüm kalmadı” diyerek, beylik silahıyla yaşamına son verdi. Olay ekonomik sıkıntının ulaştığı boyutu göstermesi açısından korkunçtur. Geçim sıkıntısı can aldı, can alıyor. Ölümcül boyuta ulaşan bu sıkıntıdan kurtulmak için neler yapılması gerektiğini, herkesin fesini önüne koyup, düşünmesi gerekir. Yurttaşın can ve mal güvenliğini sağlamak devletin varoluş nedenidir. Devletin yaratmış olduğu ekonomik sıkıntı yurttaşın canına mal oluyorsa, o devlet meşruiyetini yitirmiş demektir. Ankara’da akan kan bunun kanıtıdır. Yaşam koşullarının insan yaşamına mal olacak boyutlara ulaşmış olması vahimdir.
İçine düştüğümüz sıkıntılardan çıkmanın yolu, Türkiye Cumhuriyetini demokrasiyle taçlandırmaktan geçer. Çünkü demokrasi ortak aklın kullanılmasını sağlayan bir yönetimdir. Sorunlara en sağlıklı çözüm ortak aklın kullanılmasıyla sağlanır. Fikri ifade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Özgürce ifade edilen fikirler değerlendirilerek çözüme en uygun olanı hayata geçirilir. Neticede sorun en sağlıklı biçimde çözüme kavuşur. Gelişmiş ülkelerin önce demokrasiye geçmeleri sonrada gelişmeleri tesadüf değildir. Gelişmiş ülke dendiği zaman ekonomik açıdan gelişmiş olması anlaşılmamalıdır. Gelişmiş ülke dendiği zaman insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu, ekonomisi düzgün olan ülke anlaşılmalıdır. Demokrasi, gelişmiş ülke olmanın giriş kapısıdır.
Hukuk ve ekonomi birbirine göbekten bağlıdır. Hukukun gücünün değil de, güçlülerin hukukun geçerli olduğu bir ülkede ekonomik sıkıntılardan kurtulmak şansı yoktur. Çünkü ekonominin gücü yapılan yatırımlarla sağlanır. Bol üretmek ucuz tüketmek esastır. Enflasyonun ortadan kaldırılması üretimin artmasına bağlıdır. Yatırımın yapılması için yatırım yapacak olanın piyasaya güven duyması ve önünü görmesi gerekir. Hukuk devletinde yatırım yapacak olan piyasaya güven duyar ve önünü görür. Bir haksızlığa uğrayacak olursa hakkını hukuk yoluyla alacağından emin olur. Hukukun üstünlüğü ekonominin güvencesi ve enflasyondan kurtulmanın yoludur.
Günümüz iktidarında hukuk yok denecek boyutlara ulaşmıştır. Yargı siyasetin güdümüne sokulmuş, siyasi rakipleri etkisizleştirme görevini yüklenmiştir. Ülkedeki hukuksuzluk dış ülkeler tarafından da takip edilmektedir. Bu koşullarda yabancı yatırımcı beklemek ham hayalden başka bir şey değildir. İktidarın siyasi rakiplerini yargı yoluyla etkisizleştirme girişimi enflasyonun düşürülmesi önünde en büyük engeldir. İktidarın bu tutumuyla, içinde bulunduğumuz zor yaşam koşullarını kolaylaştırmak olanağı, ne yazık ki, yoktur. Yapılacak iş sandığı milletin önüne getirerek milli iradeyi tecelli ettirmektir.
27.Eylül.2026
Pendik
Emin Varol



























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.