• BIST 11217.77
  • Altın 6443.67
  • Dolar 49.7846
  • Euro 55.5446
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 18 °C

Fuarın Yazarın Yaşamındaki Yeri

YUNUS EMRE YÜCEBAŞ

Ay içinde 3-11 Ekim tarihleri arasında Türk edebiyat dünyasının en büyük kitap fuarlarından birisi olan 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı hasıl oldu. İstanbul Kitap Fuarı'ndan sonra 500'nden fazla yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun iştirak ettiği büyüklüğe ulaşabilen tek kitap fuarı idi. Bu katılımcı verileri bir yana, ziyaretçi bakımından bazı kaynaklara göre Antalya Kitap Fuarı ile beraber İstanbul Tüyap'ı da geride bırakarak en çok ziyaretçi uğrayan fuar olduğu da ifade ediliyordu. 

Buna karşılık, fuarda ağaçlara asılı olan kitapların ücretsiz olarak dağıtılması gibi şeyler sosyal medyadan eleştiri konusu yapılmıştı. İsmini vererek reklamlarını yapmak istemediğim bazı edebiyatçı ve profesörler, bu paylaşımlardan yola çıkarak fuarlara karşı üst duruşa sahip kanaatler öne sürüyorlardı. Bu eleştiriler bana göre fazla sertti. Kocaeli Kitap Fuarı gibi her şeyi ince ince düşünülmüş ve ekonomik anlamda da uygun hizmetler sunan bir fuara haksızlıktı. 

Edebiyat dünyasında belli bir kesim cidden fuarlara antipatik bakıyor. Sadece  kitlesel yazarlar içinde değil, derin edebiyat denebilecek bölgede yer alan, dergiler, yarışmalar ve STK'larda aktif olan isimler içinde de fuarları sevmeyen kimseler var. 

Her grubun fuarları sevmeme gerekçesi birbirinden farklı olsa gerek elbette. İlk grup, yukarıda da belirttiğim üzere kitlesel veya akademik gururdan dolayı fuarların halka açık yapısına ısınamayanlar. Bu grup kendi içinde de birbirinden farklı modelde üyeleri barındırıyor. Kitabı ana akım yayınevlerinden ücretsiz basıldığı için fuarlara katılan birey destekli yayıncının yazarı ile yan yana gelmek istemeyenler de olabilir. 

Mesela, halam Binnur Yücebaş Ruocco sektörün köklü galerilerinden Galeri Soyut bünyesinde ressam. Ve itibar kaybı olmaması için belediyelerin etkinliklerine katılması, hobi amaçlı resim çizenlerle yan yana durması yasak. Katı sektörel şartlar var. Buradan bir benzetme yapılabilir. Ama edebiyat piyasası resim kadar homojen ve katı bir piyasa değil elbette. Dolasıyla yayınevi, bu tarz baskılar kurmayabilir yazar üzerinde. Ama yazar, kendisi ana akım yayınevinden çıkmayı bir onay mekanizması olarak görerek üstünlük duygusu ile hareket edebilir. Kendisi fuarlarda öteki olarak gördüğü yazarlarla yan yana durmak istemeyebilir.

Kocaeli Kitap Fuarı'na ağır eleştiriler yapan (ki ben bu eleştirilere katılmıyorum) bahsettiğim yazarlar genelde bu gruba daha yakın dokudalar. 

Bir diğer grup özellikle derin edebiyat dediğimiz dergi, yarışma, sivil toplum kuruluşu gibi yerlerin mutfağında olup da fuarları sevmeyen kişiler ise belki kalabalık ve samimiyetsizlikten dolayı bu tepkiyi veriyor olabilirler. 

Kurumların fuarlara eleştirileri ise genelde ekonomik kaygılarla şekillenir. Sektördeki birçok (Cinius Sosyal, Nobel, Remzi vb.) köklü kurum çok az fuarlara katılırken, çok katılanlar da zaten süreçlerle kendileri uğraşmak yerine aracılara işi devreder.

Buna mukabil, Ateş Yayınları gibi butik ve yeni nesil yayıncılarda ise fuarlara çok katılmak ve süreçle doğrudan ilgilenmek durumu baskındır. 

Öte yandan, antipatik bulanlar olsa da fuarlar bir gerekliliktir. Fuarların faydaları şöyle sıralanabilir: 

1) Yazarı, kitabı çıkarıp köşeye koymuş birisi izlenimi vermekten çıkarır. Pratik bir faaliyet olduğu için teorik mesleki zeminin eksik kalan yanını tamamlar. 

2) Yazarın, fildişi kulesinde kalmasını önler. Bir akademisyen ile edebiyatçıyı ayıran önemli farklardan birisi fuar olgusudur. Ancak, akademisyenin bir okulu ve kitlesi varken, edebiyatçının halihazırda bir kitlesi yoktur. Bunun içindir ki fuar onun okulu ve kitlesidir.

3) Özellikle ana akım yayınevlerinden kitabını yayınlayamayan, X, Instagram başta olmak üzere sosyal medya mecralarında yüksek bir kitlesi olmayan kimselerin bir kitabı okuyucu ile buluşturması son derece zordur. Sokak müzisyenliğinin aksine sağda solda kitap satmak da yasaktır. Dolasıyla fuarlar, bu fırsatları da yazarlara sunar ve sektörel kartelleri de kırarlar.

4) Fuarlar, firmalar için ticari birer etkinlik olsa bile yazarlar için imaj ve sosyal ilişki kurma ortamlarıdır. Bazen belediye başkanıyla edilen kibar bir sohbet, bazen yan masadaki kişinin verdiği çay fuara anlam katar. Hiç kitap satılmasa dahi yazarın kendini hatırlatması bakımından önem taşır. Bir akademisyen için kongre-seminer, bir ressam için sergi, bir solist için konser ne ise yazar için de fuar odur. 

Fuarlarda dedikoducu, huysuz, niteliksiz yazarlar da ziyaretçiler de olabilir. Bunlara dair bir itirazda bulunmak zordur. Ki, onların denk gelmediği bir ortam maalesef yoktur. Bu, fuarlara mal edebilecek özel bir kusur değildir. Her yerde olabilecek bir şeydir. Ancak, fuarların önemime gölge düşürmez.

Şanslıyız ki, günümüzde çok fuar var. Eskiden sadece İstanbul Kitap Fuarı varmış. Şimdi Anadolu'ya dahi sirayet etmiş. Son 10-15 senede birçok belediye kitap günleri düzenlemeye başlamış görünüyor.

Birtakım insanlar, "Artık her şey online, internetten zaten gider." gibi söylemleri beyan etse de bu da gerçeği lanse etmemektedir. İnternet elbette işe yarar. Özellikle X'te büyük bir hesap var ise belli oranda kitabın gitmesine doğrudan katkı sunabilir. Ama bu genellikle yetersiz kalır. Fuarlarla desteklenmesi gerekir. 

Velhasılıkelam aksi yönde fikir ve tutumlar olsa da fuarlar, yazarın mesleki dünyasında önemli bir yere sahiptir. Ciddi bir kalemin senede en azından birkaç fuara katılması gerekir. 

Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.