• BIST 1.121
  • Altın 471,744
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

Büyük Taarruz

Emin Varol

 

 

Büyük Taarruz Türk Milletine vurulan esaret zincirinin kilidini açan anahtardır. Bu kilit 26 Ağustos da Afyon'da açılmaya başladı, 9 Eylül'de İzmir'de zinciriyle birlikte parçalanarak, bir daha çıkmamak üzere, tarihin derinliklerine gömüldü. Mudanya Ateşkes Antlaşmasını takiben, Lozan'da ülkenin tapusu dünyaya, diplomatik bir zaferle, tescil ettirildi. Osmanlının din devleti oluşu tarih sahnesinden silinmesini hızlandırdı. Bu gerçeği görenler, yeni devletin idaresinin din kurallarına göre düzenlenmesinin devletin yaşama şansının ortadan kaldıracağını bildikleri için, din ve devleti birbirinden ayırdılar. Halifeliğin kaldırılması ve eğitimde birliğin sağlanmasıyla, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın önündeki engeller aşılmış oldu. Türkiye enginlere yelken açtı. "Boğazların Hasta Adamı" Mustafa Kemal gibi dahi bir doktorun sihirli ellerinde sağlığına kavuştu. Yoksulduk, fakirdik, hastaydık,cahildik. Fakat bütün bunların üstesinden gelecek azim ve inanca sahiptik. Ekonomide yüzde 10 kalkınma hızını yakaladık, salgın hastalıklarla mücadelede büyük mesafeler kat ettik, eğitimi yurdun en ücra köşelerine kadar yayarak, cehaletle savaşta, büyük başarılara imza attık. "Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan." "Kısa zamanda çok işler başardık." Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma yolunda hızla yol aldık. Ancak bu hız, din sömürüsünün yarattığı rantla iktidara gelen Demokrat Parti ile birlikte yavaşladı. Laikliğin altı oyuldukça bu hız durma noktasına geldi. AKP döneminde bu hız tersine döndü. Devlete İslamcı bir oligarşi egemen oldu. Devlet din devleti olma yolunda hızla ilerlemeğe başladı.

Din Yaratanla yaratılan arasındaki ilişkidir, kamusal alana girmemelidir. Dinin kamusal alana girmesinin yarattığı olumsuzlukların bedelini insanlar, bir tarih boyunca, en ağır şekilde ödemiştir.Bugünkü sorunları 1400 evvel ortaya atılmış kurallarla çözmeye çalışmak boş bir uğraşıdır. Çözüm hayatın gerçeklerine dayanan, kaynağını akıl ve bilimden alan kuralların uygulanmasındadır. Laiklik, bir taraftan milli birliğini sağlarken, diğer taraftan gelişmenin ve kalkınmanın güvencesidir. Ne yazık ki AKP iktidarında laiklik, nerde ise tam etkisiz duruma getirildi. Ülke uygarlığa doğru değil karanlığa doğru hızla yol almaya başladı. Bunun kanıtı, Diyanet İşleri Başkanlığının her işe burnunu sokmasının dışında, ihtiyaçtan çok fazla İmam Hatip Liselerinin açılması, müfredatlarda yapılan değişikliklerle eğitimin dinselleştirilmesi, devletin tarikat ve cemaatlere teslim edilmesi ve devleti yönetenlerin İslamcı bir kafaya sahip olmasıdır.

Ayasofya'nın müzeden camiye çevrilmesinden cesaret alan bazı çevreler, "Hilafet şimdi değil de ne zaman? Halife sen değil de kim?" sorularını sordular. Uşşaki Tarikatının sarıklı, şalvarlı, cübbeli şeyhi müritlerine " O kisveyi (sarık ve cübbe) taşıyacağım diye devletten kopma yok. Devletin kontrol mekanizmalarında olalım. Hele İslam devleti olsun, en güzel sarığı saracağız, en güzel cübbeyi biz giyeceğiz.15 Temmuz sonrası 1. Türkiye Cumhuriyeti son buldu 2. Osmanlı kuruluyor. Tayyip bey birinci padişah olarak gözüküyor" dedi. Bu skandallara karşı hiçbir savcı soruşturma açma cesaretini gösteremedi. Bu karanlığa gidişe ilk seçimlerde dur demeliyiz. Gelecek kuşakların geleceğini karartmak hiç kimsenin hakkı değildir.

 

                                                                                                          26.Ağustos.2020           

                                                                                                                 Çınarlı

Bu yazı toplam 124 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.