• BIST 12433.5
  • Altın 6811.86
  • Dolar 44.5989
  • Euro 52.3513
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 19 °C

“Bilmem ne bağı ile bağlı olan …”   (13)

Hergünlü/Mali Müşavir

 

 

Refah Partisi (RP) iktidardadır. Çekiç Güç’ün süresi bir yıl daha uzatılır. ABD’nin Dışişleri sözcüsü Nicholas Burns, Erbakan hükûmetine teşekkür eder ve RP’nin bu konuda Amerika ile çok iyi iş birliği yaptığını söyler. Burns laiklik konusunda da şu ifadeleri kullanır: “Türkiye’yle ilişkilerimizin devamı açısından laikliğin sürmesi gereken bir şey olduğunu, daha önce söylediğimizi hiç sanmıyorum.”

ABD’ye “büyük şeytan”, İsrail’e de “küçük şeytan” diyen Erbakan Hoca’nın iktidarı, İsrail ile “Türkiye-İsrail Savunma Sanayi ve Askeri İşbirliği Anlaşması” nı imzalar. Oysaki önceki iktidar İsrail ile “Askeri İşbirliği Eğitim Anlaşması” imzaladığında hoca çok sert tepki vermişti. Demek ki, muhalefette iken “küçük şeytan” olan İsrail, iktidardayken iş ortağı haline gelebiliyormuş!

PKK, Şırnak, Diyarbakır, Bingöl, Kahramanmaraş, Hakkâri, Demiriz Tren İstasyonu, Sivas, Elazığ Etibank Şark Krom İşletmesi, Tatvan ve Çukurca’da yaptığı saldırılarda öğretmenleri kaçırarak kurşuna dizer. Köy korucuları, siviller, demiryolu görevlileri roketatarlı saldırılarda, minibüs içindeki vatandaşlar ise yakılarak katledilir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) düzenlediği operasyonlarda çıkan çatışmalarda elli altı Mehmetçik şehit olur. Bu yıl, örgütün ilk kadın canlı bombaları da ortaya çıkar. Tunceli’de, Adana’da ve Sivas’ta üzerlerindeki bombaları patlatan kadınlar, sekiz asker ve altı polisi şehit ederler.

Halk, PKK terörü, irticai tehdit ve olumsuz ekonomik gelişmelerden tedirgindir. Millî Güvenlik Kurulu, (MGK) “Laik devlet ilkesine aykırı hareketlerin arttığına” dikkat çekerek Refahyol hükûmetine muhtıra verir ve bir dizi önlem önerir. Bu arada dönemin (ve de günümüzün) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan bir açıklama gelir; “Tüm korku ve endişelerimizin aksine bugün Sayın Erbakan hükûmetinden son derece memnunuz.”

RP’lilerin şeriat yanlısı davranışları ve dayatmaları karşısında, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya şöyle der: “Aşırı dinci akımlar ise bugün, PKK tehdidinden daha büyük bir tehlike haline geldi. Tehlike üç boyutludur. Laik Cumhuriyet’e, çoğulcu demokrasiye ve sosyal hukuk düzenine yönelik tehlike...”

28 Şubat’ta MGK; laik devlet ilkesine aykırı hareketlerin (kökten dincilik) arttığına dikkat çeker ve Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmeyeceği vurgusunu yapar. Dönemin Devlet Bakanı Abdullah Gül ise şu ilginç cümleleri sarfeder; “Biz ancak halka hesap veririz. Nihai olarak hesap verilecek yer orasıdır… Sıra halka hesap vermeye gelince, askerlerin durumu da değişir…

Genel Kurmay Başkanlığı, kamuoyunu uyarmak ve bilgilendirmek amacıyla arka arkaya brifingler vermektedir. Sunumlarda; PKK’nın Türkiye’nin 22 ilini kapsayan bölge üzerinde Kuzey Kürdistan’ı ve sonrasında da İran, Irak ve Suriye’nin de katılımıyla Büyük Kürdistan’ı kurmayı hedeflediği, İran’ın da Türkiye’deki irtica tehdidine destek verdiği anlatılır.

1997 Mayıs’ında TSK’nın, Kuzey Irak’taki Örgüt kamplarına düzenlediği operasyonda iki askeri helikopter, Rus yapımı füzelerle düşürülür; on üç Türk askeri şehit olur. Terör örgütü Ağustos’ta, Hakkâri’de radyo link hattını basar, üç korucu şehit edilir. Örgütün gece döşediği mayına çarpan panzerde bir polis şehit olur. Eylül’de Sivas-Suşehri’nde yol kesen PKK, bir otobüsü ve yolcularını soyar. Karadeniz’e de girmek isteyen örgüt, Giresun’da bir minibüsü yakar, bir minibüse ateş açarak üç vatandaşı öldürür. Ardından bir jandarma karakolunu tarar. Tokat Dağı mevkiinde bir madene düzenledikleri baskında bir mühendis, Ordu’da Hisarcık köyüne yapılan saldırıda iki kız kardeş öldürülür. Aralık’ta Mardin’in Konaklı Mezrası’nda yola döşenen mayına çarpan bir minibüste on iki kişi hayatını kaybeder.

1998’de Örgüt’ün ikinci ismi “Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık, kardeşi Arif Sakık ile birlikte, Kuzey Irak’ın Duhok kentinde yakalanır. Hakkında hazırlanan suç dosyasında Sakık’ın biri subay, biri astsubay ve 84 er ile 5’i polis 43 vatandaşın öldürülmesi olaylarına karıştığı belirlenir.

Abdullah Öcalan’ın Suriye’de barınıyor olması ve Suriye hükûmetinin de her defasında bunu reddetmesi Türkiye’nin canını fazlasıyla sıkmaktadır. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Hatay’da yaptığı bir konuşmada Suriye’ye “Sabrımızı taşırmasınlar!” uyarısında bulunur. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de “Suriye’ye karşı mukabelede bulunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu, sabrımızın taşmak üzere olduğunu bir kere daha tüm dünyaya ilan ediyorum,” der. Ardından da bölgeye kuvvet kaydırmaları başlar.

Baskılar sonucunda Öcalan’ın Suriye’den kaçtığı haberleri basında yer alır. Öcalan, önce Yunanistan’a oradan Moskova’ya, ardından da İtalya’ya geçer. İtalyan siyasiler Öcalan’ın, Almanya’ya verilmesi gerektiğini savunsa da Almanya da kabul etmez. İtalya’dan havalanan Öcalan’ın uçağına Hollanda’da dâhil olmak üzere hiçbir Avrupa ülkesi iniş izni vermemektedir. Havada dönüp duran Öcalan’ın seyahati Kenya’da sona erer.

 

Tarih 16 Şubat 1999… Bordo bereli Türk komutan, gözleri bağlanmış ve kıskıvrak yakalanmış PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’a uçakta şu sözlerle hitap eder: “Memlekete hoş geldin Öcalan!”

Türk vatandaşlığını “Bilmem ne bağı ile bağlı olan …” sözleriyle aşağılamaya çalışanların eli kanlı lideri yakalanmıştı ama idam cezası kaldırıldığı için ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılarak İmralı Cezaevi’ne gönderilmişti; çünkü ABD ve Batı’nın istediği buydu...

Tülay Hergünlü

İstanbul, 11 Nisan 2026

Bu yazı toplam 20 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.