• BIST 1.121
  • Altın 471,140
  • Dolar 7,7650
  • Euro 9,0520
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C

Hukuksuzluk

Emin Varol

emin_varol Var olan hukuksuzluk hukuku, 15 Temmuz’dan sonra daha büyük boyutlara ulaştı. FETÖ’nun inine giriyoruz nedeniyle ambalajlanmış bir hukuksuzluk süreci yaşıyoruz. Medya kuruluşları, bankalar, okullar, firmalar kapatılıyor. Binlerce insan işinden ve aşından yoksun bırakılıyor. Okullarda öğretim gören binlerce gencin hayatı karartılıyor. Neredeyse salyalıya selam verenler herkes içeri atılıyor. Öyle bir durum söz konusu ki; kuru ile beraber yaş değil, yaşla beraber kuruda yanıyor. Özellikle firmalara yöneltilen suçlamalar, salyalının çetesine parasal destek sağlamak. Bu doğrultuda, Dumankaya inşaat firmasının da bütün mal varlığına, çeteye finansal destek sağladıkları gerekçesiyle, el konuldu. Cumhuriyet Savcısının talebini Sulh Mahkemesi kabul etti. Yargı siyasetin keyfine göre hareket ediyor. Yargını görevi; hakkı egemen kılmaktır. Yargıyı siyasetin güdümüne sokmak, ülkenin temeline bomba yerleştirip patlatmakla eş değerdir. Devlet, yurttaşın can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Yurttaşın malını gasp eden ve yargıyı kendi keyfine göre yönlendiren devlet, devlet olmaktan çıkar ve bir çete olur. Sözde, yapılan kitabına uygun, ama özde tam bir hukuksuzluk. Suçlama; FETÖ’ya yardım ve yataklık etmek. Bu yardım ve yataklığın daniskasını AKP kadroları yaptı. Ülkenin geleceğini, ülkenin çağdaş uygarlık düzeyine çıkmasını savunanları etkisiz hale getirmek için, çete ve AKP iktidarının işbirliğiyle tertip etmiş oldukları, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk v.s gibi kumpas davaları için, zamanın Başbakanı “Ben bu davaların savcısıyım” diyordu. MİT Müsteşarının savcılık tarafından ifadeye çağrılması ile başlayan gerilme, 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile koptu ve kirli çamaşırlar ortalığa saçıldı. Kumpas davaları ile hayatı karatılanlar beraat etti ama davaların yapmış olduğu tahribatı telafi etmek mümkün olmadı. İpler koptuktan sonra en yetkili ağız “Ne istediler de vermedik” diyerek, çete ile iktidar arasındaki işbirliği, açıkça, itiraf etti. Şimdi bu işbirliğinin hata olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı; “Allah ve Millet beni afetsin” diyor. Allah’ın affedip etmeyeceğini bilemeyiz. Amma, Millet bu hataların bedelini işiyle, aşıyla, malıyla ve canıyla ödedi ve ödemeye devam ediyor. Demokrasilerde siyasi hataların bedeli vardır ve af söz konusu değildir. Siyasi sorumluluk taşıyan yapmış olduğu hatanın bedelini ödemek zorundadır. Bugün çeteye parasal destek sağladıkları suçlamasıyla içeri atılıp, yargı önüne çıkarılacak olanlar, yargıyı keyfine göre kullananlardan çok daha masumdur. Çünkü AKP kadroları çeteye siyasi, ekonomik, sosyal ve hatta kültürel destek sağladı. Ordunu ve emniyetin çete kadroları tarafından işgal edilmesine, tam bir basiretsizlik içinde, göz yumdu. Şimdide kandırıldık diyorlar. Bugün yargı önüne çıkarılanlarda aynı bahaneye sığınabilirler. “Tencere dibin kara, seninki benden kara.” Yapılacak iş; zanlıların, tam bağımsız bir yargı tarafından yargılanmalarını sağlamaktır. İntikam almak amacıyla yapılan hukuksuzlukların ekonomik ve sosyal bünyede yapacağı tahribatı sonra gidermek çok zor olur. Şunu hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekir; hukuk bir gün herkese lazım olur. Hukuksuzluk hukuk olursa, ülkenin geleceği kararır. 26.Ağustos.2016     

Bu yazı toplam 141 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.