• BIST 2.004,55
  • Altın 776.77033
  • Dolar 13.6536
  • Euro 15.4677
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

Şaşkın

Emin Varol

 

 

Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Aralık ayının ortasında toplanarak Türkiye ile olan ilişkileri masaya yatıracaklar. Türkiye'de yargı bağımsızlığının olmayışı, demokratik hak ve özgürlüklerin tırpanlanmış olması, hükümetin Avrupa'daki terör olaylarında İslamcı teröristlerden yana bir tutum takınmış olması, hukuksuz tutuklamaların sürüp gitmesi, gibi birçok nedenin yanında Doğu Akdeniz sorunu da AB-Türkiye ilişkilerini kopma konumuna getirmiştir. AB Doğu Akdeniz sorununa adil ve tarafsız olarak değil Yunanistan'ın yanında yer alarak yaklaşmıştır. Sorunun Yunanistan'ın çıkarlarını koruyan bir çözüme ulaşması için Türkiye'ye baskı uygulamak yolunu seçen AB, büyük bir olasılıkla, Aralık ayında yapılacak toplantıda Türkiye'ye birtakım yaptırımlar uygulama kararı alacaktır. Bunu AB sözcüleri açıkça ifade etmektedir. Bu yaptırımlar, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizi daha da derinleştirecektir.

Ülkeyi içine düştüğü bu zor durumdan kurtarmak için, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukukta, ekonomide ve demokraside reform yapmaktan söz etmektedir. AB'ye ve ABD'ye hoş görünme çabası içine girmiştir. Partisinin Kütahya, Afyonkarahisar, Batman ve Siirt il kongrelerine video konferans yöntemiyle katılan Erdoğan, "Kendimizi başka bir yerde değil Avrupa'da görüyoruz, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz" dedi. ABD'ye " Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi bölgesel ve küresel meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak arzusundayız" mesajını verdi.

Amacı siyasi İslam'ı egemen kılmak olan ve dünyaya İslam penceresinden bakan birinin bu sözleri söylemiş olması gerçekten şaşırtıcı. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kripto bir İHVAN'cı olduğu eylemlerinden anlaşılmaktadır. Erdoğan'ın bu tutumunun bedelini, Türkiye, uluslar arası ilişkilerde yalnız kalarak, ekonomik sıkıntılarla uğraşarak, yoksulluk çekerek, işsiz kalarak ve daha birçok olumsuzluklara katlanarak ödemektedir. Erdoğan, İslam devleti hedefine adım adım yaklaşmaktadır. Bunun zamanında sayıları 450 olan İmam Hatip Liselerinin 1632'ye, bu okullardaki öğrencilerin sayıları 77 binden bir milyon 600 bine çıkarılması bir tesadüf değil, geleceğin kadrolarını yetiştirmektir. Tarikat ve cemaatlerin medreselerinde okuyan bir milyon gencin açık öğretim İmam Hatip Liselerinden mezun olmasını sağlayıp bunların devlet kadrolarına geçmesini sağlamakta, devleti dinci kadrolara teslim etmek için yapılmaktadır. Bir Siyonist ajanı olan salyalı ve sümüklü yobazın amacının Türkiye'yi bir şeriat devleti yapmak olduğunu bilmeyen yoktur. 15 Temmuz'dan sonra Erdoğan FETÖ için "Biz aynı menzile farklı yollardan giden iki kuruluştuk" diyerek amacının şeriat devleti olduğunu itiraf etmiştir.

Böyle birinin "Kendimizi başka bir yerde değil Avrupa'da görüyoruz, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz  " demiş olması, akıllara Avrupa'yı damı İslam devleti haline getirmek istiyor, sorusunu getiriyor. Milleti ahmak yerine koymak ahmakların işidir.

 

22.Kasım.2020     

           Pendik

          Emin Varol

Bu yazı toplam 902 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.