• BIST 12433.5
  • Altın 6484.27
  • Dolar 43.2696
  • Euro 50.3485
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara 1 °C

“Derilerin şahitliği” (1)

Canan Murtezaoğlu

 

 

Sıradan bir vatandaş eline bir Kur’an meali/çevirisi aldığında ne okuyor?

Hatim indirenler arasında “Ha-Mîmler” olarak adlandırılan yedi surelik grubun ilki olan Mümin suresi anlatımında; Arap toplumundan istenenin, “Allah” kavramını Yaratan olarak kabul etmesi ve Kâbe’de dizili bulunan ve tapılan putlarla arasına set çekmesi olduğunu ve bu durumun da Elçi Muhammed’in “Allah yerine yalvardıklarınıza tapmak bana yasaklanmıştır. Ben âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.” cümlesi ile de vurgulandığını belirtmiştik.

Mekkî surelerle ilgili yaptığımız vatandaş okumamızın kırk ikincisindeyiz. İbn Abbas-Kurayb rivayet zincirine göre elli sekizinci sure “Fussilet” tir. (Ayrıntı) “Ha-Mîmler” grubunun ikincisi olan sure; Secde, Hâ, Mîm, Mesâbih ve Akvat adları ile de anılır.

Kur’an, “Rahman ve Rahim olan Allah tarafından/Acıyan, Acıyıcı olandan indirilmiştir.” Kur’an, bilen bir kavim için “müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiş” ve “ayetleri ayrıntılanmış bir kitaptır.” İnsanların çoğu ise yüz çevirmişlerdir; kulak vermezler. Toplumunun; “bizi çağırdığın şeye karşı gönüllerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık ve bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır, istediğini yap, biz de yapacağız,” diyenlerine Muhammed peygamberin şu yanıtı vermesi istenir: “Ben sadece sizin gibi bir insanım, ancak bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyediliyor. Artık hep O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Vay O’na ortak koşanların haline!” Bu inkârcıların, ahireti inkâr ederek zekâtı vermedikleri de belirtilir. “İnanıp yararlı iş işleyenlere de kesintisiz ödül vardır.”

Ardından Muhammed peygamberden Allah’ı anlatması istenir: “Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O’na eşler koşuyorsunuz ha? O bütün âlemlerin Rabbidir. O, yerin üstünde sabit/sarsılmaz dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada, araştırıp soranlar için, rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye; ‘isteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin,’ dedi. Her ikisi de “isteyerek geldik,’ dediler. Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi. Biz en yakın göğü/dünya göğünü kandillerle süsledik ve koruduk. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.”

Bu anlatımda dikkat çekilmesi gereken iki konu vardır. Biri; önceki bazı ayetlerde olduğu gibi, tekil özne Allah, “O” zamiriyle, sonra da çoğul olan “Biz” zamiri ile verilmektedir. Diğeri ise gökler, yer ve ikisi arasında yaratılanlar için kullanılan altı aşama/gün ifadesinin burada toplam olarak sekize çıkmasıdır; yer iki günde yaratılmış, rızıklar dört günde düzene konmuş, gök de iki günde yedi gök olmak üzere yerine konmuştur. Bu ifadelerin açıklanması için yapılan yorumlar, teviller de ayrıca açıklanmaya muhtaçtır. Belli ki müfessirler, Nisa suresi 82. ayette geçen: “Eğer o Allah’tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.” ifadesinden çekinmişler hatta korkmuşlardır. Örneğin Elmalılı’ya göre, ilk iki gün sonraki dört günün içinde olmalıdır ve daha önceki surelerde altı aşama/gün ifadesi olduğu için de “onu tecavüz etmemek lazım gelir.”

Biz de bu, henüz çözülemeyen ifadeler için -Kur’an çevirilerini esas alarak- ilgili önceki ayetleri hatırlatmakla yetineceğiz.

Kaf, 38: “Andolsun, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı aşamada/günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.” A’raf, 54: “Doğrusu, Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı aşamada/günde yarattı.” Furkan, 59: “Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı aşamada yaratan, sonra da arşın üzerinden hükmeden Rahmandır, bunu bilene sor.” Hud, 7: “Hanginizin daha güzel iş işleyeceğini denemek için, arşı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı aşamada yaratan O’dur.  Sureden devam edelim…

Bu açıklamalardan sonra da yine yüz çeviren olursa Muhammed peygamberden şunu söylemesi istenir:

Ben sizi Âd ve Semud’un başına gelen yıldırıma benzer bir yıldırıma/ kasırgaya benzer bir kasırgaya karşı uyardım.” Devamla Yahudi kavimlerinin anlatımına geçilir. Onlara Allah’tan başkasına kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarından peygamberler geldiği zaman, ‘eğer Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi. Biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeylere inanmayız,” demişlerdir. Âd kavmi yeryüzünde büyüklük taslamış, “bizden daha kuvvetli kim vardır,” demiş ve kendilerini yaratan Allah’ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu” görememişlerdir. Onlar Biz’in ayetlerini bile bile inkâr etmişlerdir. Bunun üzerine Biz de onlara, “dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir rüzgâr/kasırga” göndermiştir. Biz şöyle der: “Ahiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.”

Semud kavmine de doğru yol gösterilmiş ancak “onlar körlüğü doğru yola” tercih etmişlerdir. “Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı/utandırıcı azabın yıldırımı” onları çarpıvermiş, Biz de “iman edenleri ve kötülükten sakınanları” kurtarmıştır. Devamında verilen kıyamet ve hesaplaşma sahnesi şöyledir:

“O gün Allah’ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar. Nihayet oraya vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri yaptıkları şeyler hakkında onların aleyhinde şahitlik ederler. Onlar derilerine; ‘niçin aleyhimize şahitlik ettiniz,’ derler. Derileri de ‘bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu, sizi ilk defa yaratan O’dur ve siz yine O’na döndürülüyorsunuz’ derler.” Biz de şöyle der:

“Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan birçoğunu Allah’ın bilmeyeceğini zannediyordunuz. İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu zannınız sizi helak etti de zarara uğrayanlardan oldunuz. Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.”

Fussilet suresi anlatımı devam edecektir.

 

 

Canan Murtezaoğlu

 

 

 

Bu yazı toplam 18 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.