• BIST 12433.5
  • Altın 6811.86
  • Dolar 44.5989
  • Euro 52.3513
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 20 °C

Görünmez Ebeveynlik ve Ekranların Gölgesinde Suça Sürüklenen Çocuklar

ANALİZ/ ODABAŞ


​Günümüzde çocukların suça sürüklenme süreci, yalnızca aile içi dinamiklerle açıklanamayacak kadar karmaşık bir hal almıştır. Bu tabloda sosyal medyanın denetimsiz gücü kadar, yıllardır ekranlar aracılığıyla topluma "pompalanan" mafya dizilerinin etkisi de yadsınamaz bir gerçektir. Kadına yönelik şiddeti normalize eden, insan öldürmeyi bir maharet veya güç gösterisi gibi sunan dizi karakterleri, ne yazık ki gelişim çağındaki çocuklar için yıkıcı birer rol modele dönüşmektedir.
​Bir bireyin karakterinin şekillendiği ve yetişkinliğe adım attığı 21 yaşına kadar olan süreçte, zihnini ve ruhunu hangi figürlerle beslediği, gelecekteki kişiliğinin de temelini oluşturmaktadır. Ancak bu kritik süreçte, ailelerin çocuklarıyla derin ve nitelikli bağlar kurmak yerine dünyevi meşgalelere öncelik vermesi, çocukları bu tehlikeli rol modellerle baş başa bırakmaktadır. Çocuğundaki davranış bozukluğunu fark ettiği halde, bunun tedavisi ve iyileştirilmesi için samimi bir çaba harcayan ebeveynlerin sayısı ne yazık ki her geçen gün azalmaktadır.
​Sorumluluk Sadece Annede mi?
​Bu noktada sorulması gereken en can alıcı soru şudur: Bir çocuğun yetiştirilmesinden yalnızca anneler mi sorumludur? Bir babanın, evladının sosyal çevresini, arkadaşlarını ve okul hayatını bilmesi en az annenin sorumluluğu kadar hayatidir. Oysa günümüzde "biyolojik babalık" ile "gerçek babalık" arasındaki uçurum derinleşmektedir.
​Kendi ağzıyla, "Kızımın arkadaş çevresini bilmem, okula gitmem, o işlerle annesi ilgilenir... Dışarı çıkarken benden değil annesinden izin alır. Eğer çocuğun başına bir şey gelirse eşimin gırtlağını sıkarım," diyebilen bir bir baba figürü çocuğuna ne verebilir? Hiçbir emek vermeden sadece tehdit savurarak babalık yaptığını sanan bu yaklaşım, çocuklar ile ebeveyn arasındaki bağın ne kadar zayıf ve kopuk olduğunu gözler önüne sermektedir.
​Sonuç olarak; ekranlardaki şiddet kültürüyle mücadele ederken, bir yandan da "sorumluluk almayan babalık" modelini ve aile içi bağların zayıflığını sorgulamak zorundayız. Çocuklarımızı suça ve şiddete kurban vermemek için sadece annelerin değil, babaların da çocuklarının hayatında figüran değil, etkin birer rehber olmaları şarttır.

Öte yandan, suça meyilli olan çocuklarla ilgili psikolojik yönden destekleyici terapilerin ivedilikle uygulanması gerekmektedir. Özellikle okullarda yaşanan akran zorbalığı başta olmak üzere, şiddete eğilim gösteren tüm öğrencilere klinik psikolog desteği sağlanarak bu çocukların topluma geri kazandırılması elzem bir durumdur.
​Milli Eğitim Bakanlığının Türkiye genelindeki tüm okullara klinik psikolog atayarak bu çocukları gözetmesi; bilişsel terapiler uygulamasının yanı sıra ailelerin de sürece dahil edilmesi gerekir. Sorun sadece dış etkenlere bağlı olmayıp, çocuğun psikolojik sorunlarına çözüm bulunmasıyla yani iç etkenlerin düzeltilmesiyle aşılabilir. Kalıcı çözümler üretilmemesi halinde, birçok çocuğun kaybedilmesi gerçeğiyle karşı karşıya kalacağımız bilinmelidir.

Bu yazı toplam 81 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.