• BIST 1.327
  • Altın 459,579
  • Dolar 7,8397
  • Euro 9,4551
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 11 °C

Alarm

Emin Varol

Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say 15 Nisan 2013 tarihinde, attığı bir twitte Ömer Hayyam'dan yapmış olduğu alıntıdan dolayı, "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan 10 ay hapse mahkum oldu. Hükmün açıklanması ertelendi. Bu dava sırasında, RTE ile aralarında kırıcı bir polemik yaşanmıştı. Aralarında oluşan bu soğukluğu gidermek için, Fazıl Say, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı konserine davet etti. Cumhurbaşkanı da bu davete, misafirleriyle birlikte, icabet etti. Cumhurbaşkanı ile sanatkar arasında olumlu bir diyalog yaşandı. Böyle olumlu bir tabloyu görmeye uzun yıllardan beri hasret kalmıştık. Bu kamplaşma sürecinde bu tablo, çölde susuz kalmış bir gezginin suya kavuşması gibi etkiledi. Cumhurbaşkanı bir konuşmasında, konserde yaşananların memnuniyet verici olduğunu söyledikten sonra "Daveti aldığım andan bugüne kadar, bir kesim tarafından, hiçbir insafa,mantığa ve vicdana sığmayan bir linç kampanyası başlatıldı" dedi. İşte zurnanın zırt dediği delik burası. Bu linç kampanyasını sarayın muktedirine karşı başlatma cesaretini gösterenlerin dinci kesim olduğu aşikar. Bu kesim AKP döneminde semirdi ve bugün Cumhurbaşkanına karşı bir linç kampanyasını yürütecek konuma geldi. FETÖ cemaatini nasıl AKP kendi kucağında yetiştirip büyüttüyse, şimdide bu dinci kesimi aynı şekilde yetiştirip büyütüyor. AKP iktidarı Aydınlanma Devrimine karşı bir darbe gerçekleştirdi. Bu karşı darbe bu gidişle kendi evlatlarını da, günü geldiğinde, yiyecektir. Bu linç kampanyası bunun bir göstergesidir. Merdiven altı Kuran kurslarının serbest bırakılması, okullardaki müfredatın İmam Hatip okullarındaki müfredata dönüştürülmüş olması, dinci akımları güçlendirecek çalışmaların yoğun biçimde yapılmış olması, dinci kesimin beslendiği kaynaklardır. Kuran'ın Allah Kelamı olduğuna inananlar Maide suresinin 44.ayetindeki "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir", aynı surenin 45.ayetindeki "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir" aynı surenin 47.ayetindeki "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, sapıkların ta kendileridir" ifadelerine inanırlar. Bunlara inanların laikliği benimsemesi söz konusu olamaz. Halbuki laiklik ilkesi ülkenin bütünlüğü, milletin birliği için olmazsa olmazdır. Yine Kuran'ın Tevbe suresinin 111.ayeti  "Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında cennet vermek üzere, satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlarda öldürürler, öldürülürler. Allah'ın, Tevrat'ta, İncil'de ve Kuran'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattir bu. Ahdine Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu anlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi" der. Şimdi bu ayetleri alt alta yazıp topladığınız zaman dinci kesimin rotası ortaya çıkar. Bu ayetlerden anlaşıldığına göre, Müslümanlar din kurallarıyla yönetilen bir devlet oluşturmak zorundadır. Bu yolda öldürseler de, öldürülseler de cennete gideceklerdir. Tanrı böyle bir felaketten bu milleti korusun.    

Bu yazı toplam 215 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.