• BIST 1.325
  • Altın 463,087
  • Dolar 7,8681
  • Euro 9,5144
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -3 °C

Çoban

Emin Varol

  emin_varol-e1474378180144İnsan, akıl ve fikir bakımından, hayvandan daha üstün yaratıktır. Bundan dolayı da hayvanları güdümüne alabilir. Çoban hayvanla hemcins değildir. İnsan sürüsünün çobanı olabilmek için, insandan daha üstün değerlere sahip olmak ve insan cinsinden olmamak gerekir. Koyunun çobanı koyun olamayacağı gibi, insanın çobanı da insan olamaz. Çoban sürüsünü korur, besler. Bu bakımdan, insanın çobanı olsa olsa Tanrı olur. İnsanların önderi, yol göstereni olur ama çobanı olmaz. Önderin fikirlerini insan, özgürce kabul veya ret eder. İnsanları sürü, kendini de çoban görmenin hiçbir mantığı yoktur. Çoban sürüyü güderken, sürü ile hiçbir dayanışma içinde değildir, kararları tamamen kendi iradesiyle alır. Sürü çobanın karalarına uymak zorundadır. Sürü asla özgür değildir. Normal şartlarda, insan özgürlüğü dokunulmazdır. Özgürce kabul edilemeyecek olanlar, insana dayatma yoluyla kabul ettirilemez. Bunu yapmaya kalkmanın adı diktatörlüktür. Onun için diktatörler kendilerini çoban olarak tanımlar. Örneğin; Padişah Vahdettin "Millet bir koyun sürüsüdür. Bu sürüye bir çoban lazım. Ben o çobanım" der. 14 Kasım'da Beştepe'de düzenlenen "Milli Tarım Projesi" toplantısında Cumhurbaşkanı; "Çobanlık deyip hafife almayın, alan alsın. Çobanlığın felsefesini anlamayan onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım. Peygamber Efendimiz 'Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden mesulsünüz' diye buyuruyor'' diyor.  Bu hadisin uydurma olduğu tartışılabilir. Millete, siz sürüsünüz bende sizin çobanınızım derken; salonu dolduran filozoflar ve psikologlar tarafından coşkuyla alkışlanıyor. "Dervişin fikri neyse zikri de odur." Başkanlık sistemi kabul edilirse nereye varacağımızı, bu konuşmada görmemek için kör olmak gerekir. Yunus Nadi 1920'de Ankara'ya gelmeden önce hayal ettikleriyle buradaki gerçek çok farklıydı ve burası çöle benziyordu. 4-5 Nisan gecesi Mustafa Kemal'le yapmış olduğu konuşmada, buranın çöle benzediğini söyleyince, Mustafa Kemal Yunus Nadi'ye; "Öyle görünür Nadi Bey, dedi, öyle görünür. Zaten bu büyük işin zevki de işte buradadır. Bu çölden bir hayat çıkarmak, bu parçalanmadan, bir oluşum yaratmak lazımdır. Bununla birlikte sen ortadaki boşluğa bakma. Boş görünen o saha doludur, çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli bir hayat vardır. O millettir, o Türk milletidir. Eksik olan şey, örgütlenmedir, işte şimdi onun üzerinde çalışıyoruz" der. Mustafa Kemal'le göre, Türk milleti, çöl sanılan alemde saklı ve kuvvetli hayattır. Fakat, şimdi onun koltuğunda oturana göre Türk milleti bir sürüdür, buna bir çoban lazımdır ve kendiside bu sürünün çobanıdır. Nereden nereye geldik. Cumhurbaşkanı aynı toplantıda; "Anadolu dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen bugün her iki konuda da olmamız gereken yerden çok uzaktayız. Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir nokta değil. Azotlu gübre ile topraklarımızı mahvettik. Doğallıktan uzak tüm hastalıkların temelinde de o gübreleme yatıyor" diyor. 14 yıldır bu ülkeyi tek başına yöneten AKP iktidarının ülkeyi getirdiği nokta bu. Ülkenin yararını ön plana alarak düşünme ve hareket etme zamanı çoktan geldi.   15.Kasım.2016 Pendik Emin Varol  

Bu yazı toplam 308 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.