• BIST 1.145
  • Altın 469,012
  • Dolar 7,6973
  • Euro 9,0223
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C

İnsan ve Bilincinin  Ele Geçirilişi

ANALİZ/ ODABAŞ

  İnsan,doğduğu  andan itibaren özgür  kılınmasına karşın, aile ve çevre faktörleri ile birlikte sosyal olguların baskınlığı nedeniyle özgürlüğünü kaybeder.

İnsanın düşünce özgürlüğünün elinden alınması ile başlayan yaşam sürecinde ilk hasara uğrayan bilinçtir. Aile içinde şekillenen bilinç düzeyi dogmatik kanunların uygulanmaya konmasıyla birlikte, bireyin kendi özgür iradesiyle hareket edebilme kabiliyeti de ortadan kaldırılır.

Kişinin kendi iradesinin  ortadan kaldırılmasıyla başlayan süreçte, İnsan henüz kendini tamamlamadan sorgulanmamış fikirleri kendi yaşam döngüsünün doğruları olarak algılar ve bu yönde ilerleme kaydeder.

İnsan özgür doğmasına rağmen, bilinç düzeyindeki sorgulama yeteneğini harekete geçirememesi onun  evrimleşmesini tamamlayamadan başka fikirlerin sorgusuz sualsiz kendi düşünceleri olduğunu kabul ederek işlevi olmayan ruhsuz  birer makineye dönüşür.

Dogmatik inançlarla  yaşamda anlam arayışına çıkan  bir çok kişi kendi yaşam örüntüsü içinde düşünce dünyasından kopuk olmasına neden olan boşluk duygusunu ya dinde arar, ya da birinin onu koşulsuz sevme arayışı içinde  kapatmaya çalışır.

Birey burada kısa süreli ruh doygunlukları yaşasa da, zamanla bu duyguların geçersizliğini fark eder ve daha geniş kitlelere hizmet eden  aracısı olmayı seçer. Yaşamsal alandan kopan ve boyundurlukların esareti altında hareket eden insan prototipi zamanla liderinin sözünden çıkamayan kendi işlevini göremeyen kitleye gönülden bağımlı  kişi haline gelir.

Bu insanlar dışsal uyarılara açık olup,kendi bilinç düzeyine kapalı evrenin devinimde kaybolan birer varlık  türü olarak  yaşamlarını sürdürürler. Kitlelerin güdümüne giren insanların çoğunluğu,  doğadan ve çevreden kopmuş,kendi devinimini tamamlayamayan, yaşamın rengini kaybetmiş,  bilinç örüntüsünü kaldırmaktan çok uzakta olan birer cansız türe dönüşmüştürler.

İnsanın kendine ait olmayan bilinçle yüklenmesi edinilmiş bilgi birikimi ile yola çıkmasının sonuçlarının geri dönüşümü   ruhsal hezeyanlar ve ağır bir psikolojik çöküntü  olarak karşısına çıkar. Bir insan kendi varlığının özünü yitirdiğinde, kendinden kopan ve dışsal güce körü körüne inananların sınıfına kolayca girmeyi başarır.

Yaşamı sorgulamadan gelişimini tamamlayamayan insan; öğretilmiş düşünce yapısıyla varlığını sürdürebilmesi için farklı gruplarla ilişki kurar ve siyasi partiler yada tarikat gruplarına üye olarak kendi varlığının  tatmin edilme duygusunu yaşatmaya çalışır.

Kitlelere katılarak kendilerini büyük bir amaca hizmet ettiklerine inananların büyük çoğunluğu liderlerine taparak  ona şartsız köle olmayı kabul eden  bilinç düzeyi tamamen ele geçirilmiş insanlardan oluşur.

Kitlelere önderlik eden liderin ölümü halinde bu kitle içinde yer alan gruplar yeni lider bularak aynı düşünce ve eylemler içinde varoluşlarını sürdürmeye devam eder.

Güdülenme ve özden kopuk yaşam sürecine katılan bireyler birbirlerine benzerlikleriyle de  öne çıkarlar. Giyimleri, konuşma düzeyleri, yaşama bakış açıları aynı düzlemin içinde yer alır.

Karar alma mekanizmaları tek kişiye bağlı olup, bilinci kullanabilme yetilerini tamamen kaybetmişlerdir. Ruhsal dünyalarında özü arama gibi düşünsel faaliyetleri devreye koyan mekanizmaları liderin telkinleriyle ellerinden alınmıştır...

Hepsi birer kopya ve klondurlar...

Felsefe, bilim, mantık gibi insanın gelişim sürecine katkı sunan evrimsel değer biliminden yoksun olarak yaşar ve ölürler…

Düşünce gücü gelişmiş  varlık bilincinin farkında olan bireyler ise, bu toplulukların içinde yer alamaz ve yaşayamazlar...

Bu grupta yer alan bireyleri kitlelere katılanlardan ayıran  en önemli faktör ruhsal ve bedensel canlılıklarını yitirmemiş olmalarıdır.

Bu insanlar, kendi düşünce ve eylemleri ile yaşamın sonuna dek kendi özleriyle ilgili arayışlarını her daim devam ederler.  

Bu yazı toplam 283 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.