• BIST 1.145
  • Altın 468,244
  • Dolar 7,6973
  • Euro 9,0223
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C

Kimsin?

Emin Varol

Danıştay savcısı, birkaç gün evvel, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde başörtüsü serbestliğinin anayasada yer alan "laiklik" ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Başkan Erdoğan buna sinirlenerek " Bir anda bakıyorsun bir savcı çıkmış. Yahu sen kimsin? Sen savcı olabilirsin ama her şey yasalarla bir yere oturtulmuşken anayasada kanunlarla her şey bir yere oturtulmuşken sana ne oluyor da bunlara aykırı bir şekilde bu uygulamanın iptalini istiyorsun? Bunlar eski Türkiye'den kalma ürünler. Neyse ki Danıştay'ın ilgili dairesi bu girişimi boşa çıkardı" dedi. "Bunlar eski Türkiye'den kalma ürünler" ifadesi devletin artık laik bir devlet olmadığının tescilidir. Laiklik bu ülkenin çimentosudur. Kamu hizmeti görenlerin kendi inançlarını belirten bir işaret taşımaları, sağlıklı hizmet vermeleri açısından, sakıncalıdır. "Neyse ki Danıştay'ın ilgili dairesi bu girişimi boşa çıkardı" diyerek de, yargının siyasallaşmış olduğunu belirtmiştir. AKP iktidarında ülke siyasi İslam yolunda büyük mesafeler kat etti. Her geçen gün bu gidiş ivme kazanmaktadır. Erdoğan'a göre "Müslüman olan laik olamaz". Bu görüş doğru bir görüştür. Çünkü Müslüman Kuran'ın Allah sözü olduğuna inanır. Kuran'da Maide suresinin 44. ayeti "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir" der. Bu ayete göre Müslüman olan Allah'ın indirdiğiyle hükmetmek zorundadır. Bu da Müslüman olanın laik olamayacağını gösterir. Peki, "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmek" için ne yapmak gerekiyor? Bu konuda ciltler dolusu yazı yazılabilir. İki konuya değineceğim. Kuran'da Maide suresinin 38. ayeti "Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin" der. Esirgeyen ve bağışlayan Tanrı'nın madde için insanları sakat bırakın diyecek kadar acımasız olduğunu nasıl kabul edeceğiz? Akıl ve vicdan sahipleri bu sözün Tanrı sözü olduğunu kabul etmekte zorlanacakları aşikardır. Eğer Kuran'a göre hüküm verilseydi, ortalık elsiz insanlarla dolardı. Tanrı kendi yarattığının bir başka yarattığı tarafından sakatlanmasını onaylar mı? Kuran'da Bakara suresi 178.ayet " Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir...."der. Kuran'da bakara suresi 179.ayet "Ey akıl sahipleri kısasta sizin in hayat vardır. Umulur ki korunursunuz" der. Kuran'da Maide suresi 45.ayet "Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık. Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralarda kısasa tabidir..." der. Tanrı bir ömür insanları sakat kalmaya mahkum eder ve toplumda sakat sayısının çoğalmasına neden olacak hükümlerin uygulanmasını emreder. Bunlar Tanrının esirgeyen ve bağışlayan sıfatları ile bağdaşabilir mi? Kuran'ın yazdıklarıyla hayatın gerçekleri örtüşmemektedir.

Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.