• BIST 2.004,55
  • Altın 777.92975
  • Dolar 13.6803
  • Euro 15.5089
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

Kokuştu

Emin Varol

 

 

AKP'li Cumhurbaşkanı yaptığı gurup konuşmasında, sayın Meral Akşener'e Rize'de yapılan provokasyonları onayladığını ifade etti. Demokratik bir ülkede, bir parti genel başkanına böyle çirkin bir davranışta bulunulması kabul edilemez. Hele ülke yönetiminden birinci derecede sorumlu olan birinin, böyle bir davranışı onaylaması akıl alır bir şey değildir. Konuşmasının bir yerinde "Buna şükret daha kötüsü olmadı". "Bunlar daha iyi günler. Daha neler olacak neler" dedi. Ülkedeki düzenin aksamadan işlemesinden birinci derecede sorumlu olan birinin düzensizliği alkışlaması, tam anlamıyla, sorumsuz bir davranıştır. Siyasi partilerin   siyasi çalışmalarını özgürce yapmaları demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bunu sağlamakta devletin görevidir. Bu sağlanamıyorsa devletin işleyişinde bir aksaklık var demektir. Devletin başındaki şahsın bu aksaklığı gidermek için uğraşı vermesi gerekirken, o bu aksaklığın umursamadığı gibi, gelecekte bu tip olayların, daha büyük boyutta, gerçekleşeceği tehdidini savuruyor. Sorumsuzluğun bu boyutta olanı da kabul edilemez. Şecaat arz ederken merdi Kipti sirkatin söyler. Mert Kipti yiğitliğini anlatırken hırsızlıklarını söyler. Devletin başındaki de konuşurken sorumsuzluğunu sergiliyor. "Daha neler olacakmış neler." Anayasaya göre; Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Ülkedeki muhalefet partilerini ve onların milyonlarca seçmenini tehdit eden biri Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini nasıl temsil eder? Cumhuriyete ve milletin birliğine yönelmiş olan her tehdidi, herkesten önce, Cumhurbaşkanının etkisiz hale getirmesi gerekirken, o bu tehditleri kendisi yaratıyor. Bunu

anlamak gerçekten çok zor.

Takriben bir yıl önce Kolombiya'dan Türkiye'nin İzmir limanına sevk edilmek üzere olan yaklaşık 5 ton kokain yakalanıyor. Bir taraftan, ABD'nin uyuşturucu ve uyuşturucu kaçakçılıyla mücadele birimi durumu ABD Ankara Büyük Elçiliğine bildirirken, diğer taraftan Kolombiya makamları Türk Büyük Elçiliğini bilgilendiriyor. Uyuşturucunun İzmir'de kime veya hangi kuruluşa geleceği bilgisi Türk Devletine ulaştırılıyor. Bu bilgilerden Cumhurbaşkanının haberdar olmaması eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu durumda her hangi bir soruşturmanın açılmamış olması, uyuşturucu kaçakçılarının arkasında siyasilerin bulunduğu şüphesini doğuruyor. Uyuşturucuyla mücadelenin nedeni de bu olsa gerek. Ekonomini düze çıkması için alınan önlemlerden biride, yurt dışındaki birikimlerin Türkiye'ye getirilmesi halinde paranın kaynağının sorulmayacağı uygulamasıdır. Bu kara paranın aklanması demektir. Uyuşturucu kaçakçılığından ve diğer yasa dışı yollardan elde edilen gelirin Türkiye'ye aktarılmasının kapısını devlet açıyor. İktidar ekonominin düze çıkmasından elde edeceği siyasi rant için uyuşturucu kaçakçılarına göz mü yumuyor? Siyasi çıkarı için, insanları yaşayan ölü konumuna getiren uyuşturucu kaçakçılığına, göz yuman siyasilerden kimseye fayda gelmez. Durum kokuşmuştur.


                                                                                                                     

Bu yazı toplam 345 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.