• BIST 1.124
  • Altın 458,727
  • Dolar 7,6460
  • Euro 8,8844
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C

Dip

Emin Varol

 

Başkentgaz Kızılay'a, Ensar Vakfına verilmek kaydıyla 8 milyon dolar bağışta bulunuyor. Bunun 75 bin dolarını Kızılay alıyor geriye kalan 7 milyon 925 bin dolarını Ensar Vakfına aktarıyor.  Ensar Vakfı Kızılay'dan gelen bağışı ABD'de yurt yapması için TÜRKEN Vakfına verdiğini açıklıyor. Fakat bunun böyle olduğunu kanıtlayan bir belge ve kayıt yok. Başkentgaz bu parayı doğrudan TÜRKEN Vakfına vermeyişinin nedeni, Kızılay'a yapılan bağışların vergiden düşürülmesi. Devlete vergi olarak ödenmesi gereken para, Kızılay ve Ensar Vakfı aracılığıyla TÜRKEN Vakfına hibe ediliyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla sözde ABD'de yurt yapılıyor. Bunun adı doğrudan doğruya vergi kaçakçılığıdır. Vergi kaçırmak yasal olarak suç olduğu gibi son derece büyük bir ahlaksızlıktır. Ha devlet malını çalmışsın, ha vergi kaçırmışsın ikisi de aynı şeydir. Vergi kaçakçıları aynı zamanda devlet malını çalan hırsızdır. Başkentgaz'ın yöneticileri bu ahlaksızlığı yapıyorlar, Kızılay,Ensar Vakfı ve TÜRKEN Vakfı bu ahlaksızlığa aracı olmakta bir sakınca görmüyorlar. Ahlak dip yapmış durumda.

Kızılay dar günlerde insanların yardımcısı olmak gibi ulvi bir görevi olan bir kurum, Ensaf Vakfı ve TÜRKEN Vakfı kamu yararını gözeten kurumlar. Peki bu kuruluşlar nasıl oluyor da vergi kaçırmak gibi bir ahlaksızlığa aracı oluyorlar? Çünkü bu kurumlar ve devlet dincilerin yönetimindedir. Bu olanlar karşısında cumhuriyetin savcılarından henüz bir ses çıkmış değil. Yürekli savcıların olayın üstüne gideceği umut edilir. Dinciler vergi kaçırmayı meşru kabul ederler. Çünkü onalar için Türkiye bir dârülharb ülkesidir. Yani Allah'ın otoritesi yerine başka bir otoriteye bağlanıp bu batıl otoriteye itaat eden ve Müslümanlarla her zaman savaş durumunda bulunanların ülkesidir. Kuran'da "Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendisidir" ifadesi yer almaktadır. Laik devlet kafirdir. Kafir devletten vergi kaçırmak meşrudur. Laik devlette Allahın indirdiği kabul edilenlerle değil aklın ve bilimin gösterdiğiyle, kaynağını hayatın gerçeklerinden alanlarla hükmedilir. Fakat dincilerin amacı bu düzeni ortadan kaldırıp yerine Allahın indirdiğini kabul ettikleriyle hükmedilen bir düzem kurmaktır. Bu yolda AKP iktidarı döneminde büyük mesafe kat edilmiştir. Ülke cemaat ve tarikatların cirit attığı bir meydana dönüştürülmüştür. FETÖ'yu kucağında yetiştirip büyütenler gördükleri ihanetten ders almış görünmüyorlar. FETÖ'nün yerini Menzilciler, İsmail ağacılar, Nurcular Nakşiler...v.s. almıştır ve almaktadır. Milli Eğitimde yapılan tahribat uzun yıllarda düzeltilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Egemenlik hakkını hileli referandumla eline geçiren AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyaya din penceresinden bakar. Bir konuşmasında "İslamiyet'i zamana uyduramayız bir İslamiyet'e uymak zorundayız" dedi. Bu kamu düzenini İslam'a göre dizayn etmek gerektiğine inandığını gösterir. Erdoğan'ın dünyaya din penceresinden bakışının bedelini Suriye'de ödüyoruz. Şimdi sırada Libya var. Dış politikanın dibe vuruşunun nedeni de, dünyaya din penceresinden bakıştır.

 

              01.Şubat.2020       

                          Pendik

Bu yazı toplam 223 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.