Yaşadığımız evrende geçmişleri hakkında bilgi sahibi olmadığımız ancak toplum içerisinde iyi bir insan portresi çizen, etrafına iyilikler saçan insanların yaşlandıklarında yakınları tarafından darbe almaları yalnız bırakılmaları, eziyet görmeleri ya da fiziksel şiddete maruz kalmaları atalarının yapmış oldukları geçmiş suçların cezası mıdır?
Her iyi görünen bir hikâyenin ardında, bireylerin kendi seçimlerinden kaynaklanan "neden-sonuç" ilişkisi mi yatmaktadır? Ya da bugünün mağduriyeti, geçmişin faili meçhul bir haksızlığının geç gelen adaletin faturası mıdır? Bu hikâyeler bize ne anlatmaktadır?
Etik bir muammayı barındıran ve beraberinde derin bir sorgulamayı gerektiren bu durum toplumsal değerlerin erimesiyle ortaya çıkan bir sistem hatası olarak mı görmeliyiz?
Yoksa yaşlıların kendi aileleri tarafından dışlanması insani değer görmemesinin temelinde vicdan ve merhamet kavramlarının bu aile içerisinde bir kuşaktan diğerine aktarılamamasının bir sonucu olarak mı değerlendirmeliyiz?
Neden sonuç ilişkisi düzleminde açıklanmaya çalışılan ancak tam olarak sebebi bilinemeyen bu karma ya da ilahi bir boyut üzerinden varsayımlarla ilerlemeye çalışmak bu insanların neden böyle bir eziyetle karşıya karşıya kaldıklarını çözmemizi zorlaştırıyor.
Bu tür durumlarda zihin, rasyonel bir açıklama bulamadığında evrensel dengeye sığınarak cevap bulmaya çalışır. "Acaba bu bir bedel mi?" Belki de bu insanlar, yıllar önce başka bir maskenin ardında birilerinin kalbini kırdılar, bir ah aldılar ve şimdi o "karma" kapılarını çalıyor. Ancak bir diğer ihtimal daha var ki, o da çok daha ürkütücü İyiliğin, vicdanın ve vefanın yerini güce ve çıkara bıraktığı toplumsal bir çürümeden mi kaynaklanmaktadır? Bu insanlar geçmişin günahlarını mı ödüyorlar, yoksa sadece "iyi" oldukları için mi savunmasız kalıyorlar?
Gözlemlenen birçok olguda yaşlıların benzer şekillerde karşılaşmış oldukları sözlü ya da fiziksel şiddetin eş zamanlı olarak yaygınlaşmış olduğudur. İleri yaşa gelmiş ebeveynlerin aynı çatı altında yaşam sürmeleri sorun haline gelirken, onlara en iyi bakımı verebilecek kurumların arayışı içine girilmesi ve yaşlı kimselerin devletin ya da özel bakımevlerine yatırılmalarını da beraberinde getirmiştir.
Elbette ki Demans ya da Alzheimer tanısı konulan yaşlılara evde bakım sağlanmasının mümkün olmadığı görülmüş olsa da bu hastalıklarla karşı karşıya kalmayan kendi günlük ihtiyaçlarını görebilen ve ileri yaşta olmayan insanların da evlerinden kopartılarak bu bakımevlerine yatırılmaları bize ‘’geçmişin karanlıklarında kalan bir bedelin ödenmesi midir? Sorusunu beraberinde getirmektedir.
Bu gün Türkiye genelinde Aile ve Sağlık Politikalar Bakanlığı bünyesinde 486 huzurevi yaklaşık 30 bin yaşlıya bakım hizmeti sunmaktadır. Bu bakım merkezlerinde hizmet alan yaşlılar öz bakımları ve tüm ihtiyaçlarının karşılanması noktasında memnuniyet duymuş olsalar dahi diğer yandan çocukları ve yakınları tarafından yine yalnızlığa terk edilerek cezalandırılmayla karşı karşıya bırakılmakta ve unutulmaktadırlar.
Başlangıçta sık sık ziyaret edilen ebeveynler zaman içinde iş yoğunluğu bahanesi altında tek başına bırakılmaktadır. Bu da bize yeni bir cezalandırma sisteminin karma ya da ilahi düzlem üzerinden çocuklara bilinçli ya da bilinçiz bir şekilde aktarıldığını düşündürmektedir.
Sosyolojik ve felsefi doğrultuda sorgulamaya açık olan bu durum bilimsel verilerle desteklenmiş olup bireylerin ataları üzerinden geçmiş yaşamlarından miras olarak almış oldukları kötülüklerin diğer kuşaklara da DNA üzerinden aktarılmış olduğu gerçeğidir.
Bu perspektiften bakıldığında yaşlı kimselerin çektikleri eziyetlerin kendi karanlık geçmişlerinin birer yansıması olmakla birlikte atalarından da geçmiş olabileceği varsayımını ortaya koymaktadır. Sizin iyi bir yaşam sürmeniz yeterli değildir, atalarınızın işlemiş oldukları suçlar, karartılan hayatlarla ilgili yüzleşme veya bu insanlara ulaşıp bağışlanma gerçekleşmediği sürece bu karmanın sizin karşınıza mutlak surette çıkabileceğini de bize dolaylı yollardan hatırlatmaktadır.



























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.