• BIST 1.331
  • Altın 462,068
  • Dolar 7,8058
  • Euro 9,4856
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 1 °C

Kadını Terbiye Etmek Üzerine..

ANALİZ/ ODABAŞ

7Ülkemiz hayvan terbiyecisinden çok, kadını terbiye etmeye koyulan erkeklerimizle doludur. Kendini terbiye edemeyen bir insanın başkasını terbiye etmesi nasıl düşünülür? Anlamak mümkün değildir.! Kadını terbiye etmeyi dayak yoluyla halleden nice erkeklerin sığındığı bahaneler de hazırdır. “Sözümü dinlemiyor bana karşılık veriyor.” Sözü arkasına sığınan erkeklerimiz toplumda itibar görmekle kalmıyor, neredeyse ödüllendiriliyorlar. Bu ülkede kadınsanız, hele de güzelseniz dışarıdan tehlike gelecek diye korkmayın. Tehlike sizin en yakınınızdan  hayatınızı uzun yıllar paylaştığınız, aynı bardaktan ve aynı tabaktan yemek yediğiniz eşinizden gelecektir. Kadın eğer eşinin isteğine hayır derse gözü dudağı patlayıncaya kadar dayak yer. Ve bunun üzerine de erkek böbürlenmekle kalmaz başı dik olarak toplumda karşılığını fazlasıyla görür. Ona göre kadının dövülmesi onu terbiye etmek içindir. Yani kendi iyiliği için kolu bacağı veya kafası patlamıştır. Eğer kadın eşinden  korkarsa bir daha ona söz söyleyemez ve eşine saygıda kusur etmez diye düşünür.. Ve bunun üzerine de dinimizi  örnek gösterir. Dinimizin bırakın kadını dövmek, onun ruhuna zarar vermek bile başlıca büyük günahlardan sayar.   Yeni şarlatan bazı simsar hoca müsveddeleri kadının eşinin isteklerini yerine getirmediğinde dövülmelerini bizzat teşvik ederek toplumda daha fazla infial yaratamaya sebep olmuşlardır. Yalnız hoca efendiler mi dayağı reva görüyor? Elbette ki hayır İki Üniversite mezunu akıl yoksunu hayvan terbiyecisi bile hiç utanmadan eşine  o… pu diyebiliyor ve kadının dövülmesi gerektiği üzerinde duruyorlar. Öyle eşler tanıyorum ki;  iki çocuğun annesini ağza alınmayacak sözlerle yerden yere vuruyor ve sonrasında ise ondan eşlik etmesini bekliyorlar. Kendilerini aydın diye tanımlayan insan yamyamları, en yakını olan eşlerine yaptıklarını hiç sıkılmadan ve utanmadan rahatça bir başkasıyla paylaşabiliyor. Bu aynı kişi akşam olduğunda ise eşinin yanı başında aynı yastıkta birlikte uyuyabilmeyi de maharet sayıyor. Ne kadar tehlikeli insanlarla iç içe yaşıyoruz. Öldürme eğilimi taşıyan bu cani eşlere çanak tutan da devletin kendisi olmuştur. Karakollarımız eşlerin barışması için mesai harcayan memurlarımızla doludur. .. Sığınma evleri deseniz açık adresi eski eşi tarafından rahatça bulunan yerlere dönüşmüştür… Her mahallede biten aile merkezleri ise, boşanmaya kalkan kadını ikna edip evine geri dönmesi gerektiğini ısrarla yineleyen mollalarla çevrilmiş durumdadır. .. Çünkü aile çok kutsaldır, kadının başına ne geldiği önemli değildir döven eş olduktan sonra hiç sorun yoktur. “Nasıl olsa kocasıdır döverde severde “zihniyeti yüzünden her gün kadınlarımızı ruhen öldürüyor, yaşarken ise toprağa gömüyoruz. Dolayısıyla bu ülkede eğer kadınsanız, elinizi bağrınıza koyup başınızı öne eğerek  caninizin sizi öldürmesi veya kendi istediği gibi sizi terbiye etmesine müsaade edeceksiniz demektir. Çocuklarını dünyaya getiren bu kadınların can düşmanları aslında kendi yataklarında uyuyan insan görünümü altında hayvandan da daha aşağıda olan yaratıklar olmuştur. Katilleriyle sevişen nice kadın kendi eşlerinin ellerinde can vermiş toza toprağa karışmıştır. İnsanı kâmil olamama, cahilleşme sevgisizliğin sonucunu ne yazık ki geride öksüz kalan çocuklarımız çekmektedir. Kadın terbiyecilerinin bolca olduğu ülkemizde kendini terbiye edemeyen, edep, hayâdan nasibini almamış erkeklerimiz yeni Türkiye yolunda hızla ilerlemeye devam ediyor.  Kadın ise her zaman kıstırıldığı yerde ölümün soğuk nefesini her daim üzerinde hisseden bir canlı olmaktan öteye geçemiyor….

Bu yazı toplam 185 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.